Sevgi yok olmuş, değerler aşınmıştı. İnsan, insanın kurdu haline getirilmişti. Hırs ve menfaatler atağa kalkmıştı. Güçlü bilinen insanların gözlerine kan bürümüştü. İnsanın eşya kadar değeri yoktu. Savaş, işgal, işkence, sömürü, çatışma, zulüm ve ahlaksızlık hayatın tabii unsuru haline gelmişti. Adeta, insanlık kurtarıcı bir el bekliyordu. Doğusundan batısına insanlığın en bunaldığı bir zaman diliminde dünya bir büyük liderle tanıştı: Prof. Dr. Necmeddin Erbakan.

O, hayatın anlamını kavramış, var oluşun sırrını çözmüştü. İnsanı hep hayatın merkezine almıştı. İnsanın dünyadaki görevini "Halikı (Yaratanı) tazim(büyük bilmek), mahluka (yaratılmışlara) şefkat." olarak ele alıyordu.

Dünya mazlumlarının ümidi

Mesajı evrenseldi. Özelde Türkiye, genelde bütün dünyanın huzur ve barış içinde yaşamasını ilke edinmişti. Hedefinde sırasıyla, önce müslümanlar, sonra mazlumlar, daha sonra da bütün insanlığın kurtuluşu vardı. Çünkü Müslümanlar, son yüzyılın en çok ezilen, sömürülen ve zulme uğrayan toplumuydu.

İnsanın problemlerinin çözümü için ihtiyaç hissedilen değerleri plan ve programa dönüştürmüş ve bu model çalışmanın adını da "Milli Görüş" koymuştu. 1969 da yola çıkan bu kervan Türkiye insanının uyanmasına vesile olmuş, dünya mazlumlarının ümidi haline gelmiştir.

Milli Görüş çalışma modelinde, önce Rabbimizin büyüklüğünü,kudret ve azametini bilmek vardır. Rabbimiz Allah, biz ise onun kullarıyız. Dünyada "kul" olarak yaşamak ve hayatımızı Rabbimizin emirlerine uygun şekilde devam ettirmek zorundayız. Kainattaki harikulade ahenk karşısında başımız yere eğiliyor, kendimizi Allah yolunda çalışmak zorunda hissediyoruz.

Diğer canlılardan farklı olarak, insana verilmiş en büyük nimet akıldır. Erbakan Hoca, insanın pusulası durumundaki aklın fonksiyonunu şöyle açıklar: "Akıl, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, faydalıyı zararlıdan, adil olanı zulümden ayırt etmeye yarar." İlimler, aklın bu özelliğine göre şekillenmiştir. Akıl, yalnız faydalı olanı ayırt etmekle kalmaz, aynı zamanda faydalılar arasında en faydalıyı da bulmaya yarar. Bu yüzden akıl bir nimettir. Şükür nimeti artırır. İnsana düşen iyi, güzel, doğru, faydalı ve adil olanı yapmak ve bu değerlere uygun bir dünya kurulması için çalışmaktır. Niçin çalışıyoruz, neden çalışmak zorundayız , sorularının cevabı burada yatmaktadır.

İnsana verilen nimetler, insanın bütün insanlık için çalışması gerektiğini ortaya koymaktadır. Hele Müslümanlar Dünyada Allah ın insana bahşettiği en büyük nimet müslümanlıktır. Çünkü insan bu sayede dünya ve ahiret mutluluğunu elde etmektedir. Bu nimete ulaşan insan, bu güzellikleri diğer insanlara da kazandırmaya çalışır. Bu kendisine verilen nimetin şükrünün de bir gereğidir. Her Müslüman ister ki, diğer insanlar da Rabbimizi tanısın, onlar da huzur ve barış içinde yaşasın ve dünya ve ahiret saadetini elde etsinler.

"Önce Ahlâk ve Maneviyat"

Milli Görüş Lideri, baştan beri "Önce ahlak ve maneviyat" prensibini öne çıkarmıştı. Çünkü ahlak ve maneviyat olmadan saadet olmaz... Yaşanan olaylar, bunun önemini her geçen gün daha iyi ortaya koymaktadır.

Erbakan Hoca, dünyanın imar edilmesi anlamına gelen "maddi kalkınma" ya da büyük önem verir. Ağır sanayi, adil ekonomik düzen, denk bütçe, şahsiyetli dış politika, D-8 Oluşumu gibi önemli projeler hep Erbakan Hoca nın önceliğinde gerçekleşmiştir. O, madde ve mana dengesini çok iyi kurabilen bir liderdir. İnsanı her yönüyle kuşatan bir anlayışa sahiptir. Kısaca, Milli Görüş, her türlü ifsat olaylarına karşı bir ıslah hareketidir. Milli Görüş ün muhterem lideri, bütün dünyanın huzur ve barışını esas almış, bu düşüncesini her fırsatta "Biz 6 milyar insanın saadetini istiyoruz." şeklinde ifade etmiştir. Milli Görüş ve onun muhterem liderinin görüşleri halka ulaşmasın diye akla hayale gelmeyen tuzaklara başvuranlar, şunu iyi bilsinler ki, hakikatı sonuna kadar örtemezsiniz. Hakikatı örtmek için elinizde bulunan büyük propaganda imkanlarıyla  oluşturduğunuz kalın duvarlar bir gün mutlaka yıkılacaktır.

Vakit tamam olunca...

Çünkü bu yaptığınız insanlığın saadet ve mutluluğunu engellemektedir. Böyle bir tavır içine girmek ne büyük nasipsizliktir. Bir insan kendisine bundan daha büyük bir zarar verebilir mi Fakat, şunu iyi bilmelisiniz ki, güneşi söndüremeyecek, insanlığın aydınlanmasını engelleyemeyeceksiniz. Yaşananlar, imtihan sırrının bir gereğidir. İnsanlığın çilesinin dolmadığının bir işaretidir. Vakit tamam olunca, yarasaların varlığı sonucu etkilemeyecektir.

Evet, Erbakan Hoca bir dünya lideridir. Dünyadaki liderlere bir göz atınız. Fikirlerini araştırınız. Tahliller yapıp karşılaştırma içine giriniz. Bakalım, Erbakan Hoca öncülüğünde gerçekleşen D-8 Oluşumu nun prensipleri olarak ortaya konulan şu görüşlerdeki ihata gücüne sahip bir lider  bulabilecek misiniz :

1. Savaş değil, barış!

2. Çatışma değil, diyalog

3. Çifte standart değil, adalet!

4. Üstünlük değil, eşitlik!

5. Sömürü değil, işbirliği!

6. Baskı ve tahakküm değil, insan hakları, hürriyet ve demokrasi!