“Bir komşum kapımı çalar, kocasıyla yaşadığı sıkıntıları

benimle paylaşırdı. Onu hiç yorum yapmadan dinler ve dua ederdim. Bir öğle

vakti yine kapımı çaldı ve “çok üzgünüm, eşim evi satmaya karar verdi, hafta

sonu taşınıyoruz” dedi. İçimde tarif edemeyeceğim bir burukluk ve acı yaşadım.

Ama hayatı çilelerle geçen bu hanımın yeni evinde daha mutlu olabileceğini

düşündüm ve dua ettim. Neyse, komşum o hafta sonu taşındı ve biz bir süre

telefonla konuşmaya devam ettik ama bu pek uzun sürmedi ve koptuk.

Aradan sekiz yıl geçti, bir derneğin iftar yemeğinde

tesadüfen komşum ile karışlaştım. Bana sarıldı ve “Allah senden razı olsun,

eğer o günlerde bana yardımcı olmasaydın, evden kaçmayı ve kendime zarar

vermeyi düşünüyordum…” dedi. Ben sadece seni dinledim, pek yardımım dokunamadı,

keşke elimden daha çok şey gelseydi… dedim. Kadın yüzüme baktı ve “O günlerde

benim sadece sorunlarımı dinleyecek birine ihtiyacım vardı sen bunu küçük mü

görüyorsun, yoksa bana ailem ve çevremdeki insanlar bol bol akıl veriyor

nasihat ediyorlardı. Ama benim, akıla değil halimi anlayacak birine ihtiyacım

vardı. Allah razı olsun” dedi. O vakit insanların sıkıntılarını dinlemenin ve

anlayabilmenin büyük bir yardım olduğunu fark ettim.” (Gülcan. A)

İnsanlarımız, ne yazık ki, karşısındaki kişiyi dinlemek ve

anlamak yerine, nasihat etmeyi ve akıl vermeyi tercih ederler. Bir insanı

dinlemek ve anlayabilmek nasihat etmekten çok daha meşakkatli bir iştir çünkü.

Akıl verir, yargılar ve yol gösterirsiniz ama o an o kişinin sadece anlaşılmaya

ihtiyacıdır.

Empati yeteneği, insanların birbirlerine yardımcı olmaları

ve dayanışma ruhunu korumaları için Allah’ın bahşettiği içgüdüsel bir

yetenektir. Hiçbir canlı türünde böyle bir duyarlılık bulunmazken, insan bir

sıkıntıya düçar olduğunda paylaşıyor ve karşısındaki kişiden güç alıyor.

Empatik yaklaşım, insanları birbirlerine yaklaştırma ve doğru iletişim kurma

noktasında temel bir anahtardır. Kim bu anahtara sahip olursa açamayacağı kapı,

fethedemeyeceği gönül yoktur.

Yapılan araştırmalara göre, çocuklarıyla empatik ilişkiler

kuran aileler aynı zamanda bu davranışın aktarımını da sağlıyorlar. Çünkü bu

çocuklar büyüdüklerinde, anne-babaları gibi empatik anlayışa sahip oluyor ve

insanlarla sağlıklı ilişkiler kurabiliyorlar. Yine aynı araştırmaya göre,

empati kuramayan ve karşısındaki kişiyi anlayamayan insanlarda depresyon ve

kaygı bozukluğu gibi sorunların daha sık görüldüğü ve bu kimselerin insan

ilişkilerinde başarısız olduğu ortaya çıkmıştır. Buna karşın çevrelerindeki

kimselerle empatik ilişkiler kuran insanların sosyal uyumlarının daha yüksek

olduğu ve bu kimselerin daha az suç işledikleri saptanmıştır. Empati kişinin

karşısındaki insanı dinlemesi ve anlayabilmesidir. Bunun için, karşımızdaki

kişiye akıl vermeden, nasihat etmeden dinlemek ve anlatılanları onun gözüyle

görmek onun kulağıyla işitmek ve onun benliği ile anlayabilmek gerekir.