Gazeteci Mehmet Ali Birand vefat etti. Cenazesi bu gün
Teşvikiye Camii’nden kaldırılacak.
Geride, birçok kitap, televizyon programı ve köşe yazısı
bıraktı.
En önemli bıraktığı miras ise, yetiştirdiği gazeteciler.
Kimler onun rahle-i tedrisinden geçmedi ki:
-Ali Kırca;
-Deniz Arman;
-Cüneyt Özdemir;
-Can Dündar;
-Çiğdem Anat;
-Coşkun Aral;
-Mithat Bereket vb…
32. Gün’de muhabir olarak mesleğe başlayan isimler, yeri
geldi sırtından ter akıtarak haber peşinde koşturdu. Birand, genç yaşta onların
ellerine mikrofon vererek, kameraya ısındırdı.
Sonra; yuvadan uçmalarını sağladı.
Şimdi hepsi birer televizyon programcısı… Veya gazeteci,
haberci, köşe yazarı, anchorman. Birçoğu alnının akıyla program yaparak medyada
söz sahibi oldular.
Düşüncesini, ideolojisini tasvip etmeseniz bile, meslektaş
olarak istikrarlı bir çizgi yakaladığını görebiliyorsunuz.
***
Zaman zaman Birand’ın programcılığıyla ve “provoke edici”
sözleriyle, halkı “öteki”leştiren üslubundan dolayı eleştirdiğim yanları oldu.
Ama bu mesleğini çok kötü yapıyor anlamına gelmez. Mehmet
Ali Birand, yaşına aldırmadan, haber peşinde koştu. Sağlığına ne derece önem
veriyordu bilmiyorum ama deliler gibi adam yetiştirmeye devam etti.
Bunu önemsiyorum.
Çünkü herhangi bir mesleğe bir eleman kolay yetişmiyor. Ona
mesleğin kalıplarını öğretene kadar zaten bir ömür geçiyor. Hele yapılan iş
gazetecilik ise, bu sinekten yağ çıkarmak kadar zordur.
***
Gazeteci olmak, en kaba tabiriyle “haberdar” olmanızı
sağlayan kişidir. Bu meslek, emeklerin karşılığı alındığı bir meslekten çok
özveriyle, her türlü zorluğa rağmen icra etmeye yöneliktir.
Günümüzde gazetecilerin bir kısmı üniversitelerin
gazetecilik bölümlerinden ya da yüksek okulların farklı bölümlerinden mezun
olup bu mesleği yapmaktadır.
Gazetecilikte aranması gereken iki temel nitelik var:
-Genel kültür;
-Meslek heyecanı.
Derler ki, “gazeteci olunmaz, gazeteci doğulur.” Hayır,
“Gazeteci anasından doğmaz, gazeteci olunur.” Çünkü gazetecilik yetenekten öte,
çalışarak kazanılan bir niteliktir. Yani, bu nitelik, “meraklı olmak”tan geçer.
İletişim Fakültesi’ni bitirenlerin gazeteci olma şansı
yüksek… Çünkü mesleğin temel bilgileri mevcut.
“Merak” yeteneğinin yanı sıra, “koku almak” da önemlidir. Bu
yetenek, doğuştan var olmasa da sonradan kazanılabilir.
***
Kuşku yok ki, gazeteci olmak için üniversitenin farklı
bölümlerinden mezun olmak şart değil.
Yani, “Bizim mahalle”de, gazeteci olmak ayrı bir maharettir.
Çünkü önünüzde “rol model” alacak kimse pek yoktur. Eğer, dünyada neler olup
bittiğini merak edip, bu konular üzerinde kafa patlatıyorsanız, az çok yorum
yapabiliyorsanız ve “ben gazeteci olabilirim” diyorsanız gazeteci olursunuz.
Bizim mahallede, iletişim mezunu veya basın yayın mezunu
okumuş mektepli birilerini bulmak zordur. Hatta iki elin parmağı kadar yoktur.
Gazetecilik fikrini benimseyip özel gayretle çekirdekten yetişme alaylı
gazeteciler çoktur.
Bir fikri benimseyip bir gazetede çalışma imkânı bulup,
tecrübe kazanıp çekirdekten yetişme alaylı gazeteci olma imkânı açıktır. Ama
“usta-çırak” ilişkisi asla yoktur. Size gazeteciliği öğretmezler, ne kadar
öğrenebilirseniz, o kadar mesleğinizi yapma imkânı sunulur.
Bir de bunun üzerine maddi zorlukları ilave edin… Bu yüzden
“mütedeyyin” medyada gazeteci olmak, iğnenin deliğinden geçmek kadar zordur.
***
Mehmet Ali Birand, çekirdekten yetişmiş, alaylı bir
gazeteciydi. Gençlere taş çıkartan performansıyla, ölümüne kadar mesleğini icra
etti. Mekteplilere iyi bir örnekti. Onları yetiştirmede öncü oldu.
Ben, onun -düşüncelerine katılmasam da- mesleğini düzgün
yapmasından çok, adam yetiştirmedeki azmine gıpta ettim hep.