İnsan kendinden başlayarak her şeyi tanımlar,
isimlendirir. Bununla birlikte kişinin sosyal durumunu tanımlaması, belli bir
kültür kalıbına oturtulması ve kültürel kabının standardının belirlenmesinde,
aidiyet alanının oluşturulmasında bir takım tasnifler devreye girer ve
nihayetinde bir isme kavuşur. Bu isimlendirmelerin çoğu, farklılıkları veya
benzerlikleri ortaya çıkarmak içindir. Ancak bugün bunun daha farklı bir
yönünden ve hatta günümüzün en önemli problemlerinden biri olarak karşımıza
çıkan etiketleme den bahsetmek istiyorum. Çünkü etiketlediğimiz her şey artık
o etiket ile anılacaktır. Etiketin nev ine göre diğer etiketlere göre öteki
olacaktır. Peki, bunun ne mahsuru var diye bir soru akla geliyor. İşte bu
soruyu açmakla başlayalım. Cı, -cu, -cü ya da ist, -izm gibi eklerle
tanımlanan, etiketlenen her kişi ve topluluk diğer insanlar için öteki ve
uzak kılınarak, tehlikeli olarak damgalanıyor. Bu zaman zaman mahalle ,
memleket veya başka etiketlemelerle de yapılıyor. Tanımlanan alanın dışına
çıkmak ya da yafta ile yaşamak ise oldukça zorlaştırılıyor. Mesela birisi için
70 lerde Komünist etiketi vurmak, o insanı anında uzak durulması gereken biri
haline getirip, tehlikeli kategorisine sokardı. Bunları çoğaltabiliriz, yeşil
komünist , faşist , İslamcı , Radikal , Fundamentalist gibi daha birçok
etiketi yazabiliriz. Zaman değişirken, etiketleme ve o etiketi kullanma biçimi
hızla değişti, değişmeye de devam ediyor.
Bütün davetçiler geldikleri topluluklar tarafından hep
etiketlenmiş ve mesajları toplum nezdinde itibarsızlaştırılmak istenmiştir. Hz.
Peygamber (s.a.s) için, müşrikler deli , sihirbaz vb. etiketleri
kullanmışlardır. Bu şekilde onların tebliğlerinin önüne set çekerek mesajın muhatabına
ulaşmasına engel olmaya çalışmışlardır. Bu yöntem şeytanın isyanından beri onun
taraftarlarınca hep kullanılmıştır. O da ateş , toprak kıyaslaması ile
üstünlük taslayarak yapmıştır. Ondan sonrada hep benzer bir izlek üzerinden
devam etmiştir. Batılın en önemli silahlarından biri olarak toplum üzerinde
uygulanmış, çoğu zaman belki de insanla mesajın arasına girebilmiştir. Ancak bu
perdelemeden hakikatin izini sürenler hep kurtulabilmiş ve hakikate
ulaşabilmişlerdir. Farklılıkların yeryüzünde insanların birbirlerine ulaşmaları
için birer vesile kılındığını idrak etmişlerdir. İnsanlar, tek tür yaratılmamıştır; bunu dil
farklılıkları, ırk farklılıkları gibi tanımlardan anlıyoruz. Bugün yeryüzündeki
kutuplaşmaların, çatışmaların temelinde de bu etiketlemeler, dışlamalar
yatıyor. Bu etiketlerin fanatikleri oluşuyor ve ardından da üstünlük
mücadelesine dönüşür.
Tahammülsüzlüğün içinde de bu etiketleme vardır. Bugün,
barış içinde bulunulması hedefleniyorsa, bu etiketleme ile de mücadele
edilmesi gerekir. Şayet kültürlerin, anlayışların, ırkların, dillerin,
mezheplerin birbiriyle çatışması isteniyorsa, bu, semboller ve etiketler
üzerinden yapılır. Toplumsal yozlaşmada da bu etiketleme nin rolü
büyüktür. Cinsiyetçi yaklaşımlardan, feminen eğilimlere veya geleneksel dil
kalıplarına varana kadar her alanda bunu görebiliriz. İnsanın psikolojik iç
ahenginde bile etiket lerin rolü vardır. Bu kişinin içinde yaşadığı toplumun
«normal» saydığı ölçülerin dışında sayılması nedeniyle, toplumu oluşturan diğer
bireyler tarafından, kişiye saygınlığını azaltıcı bir atıfta bulunulması ile
onu dokunulabilir, hakları sınırlandırılabilir hale getirilir.
Son zamanlarda ise Jihadist , extremist gibi
etiketlerle Müslümanları ve ülkelerini müdahaleye açık hale getiriyorlar. Bu
tarz etiketlemeler; hali hazırda teröristini, diktatörünü üretiyor. İç
kargaşalara ve yoğun mental yorgunluklara neden oluyor. Yönetim
mekanizmalarının etiketlemeleri de halk ile arasına dil mesafesi girmesine
neden oluyor. Bütün şartlar oluşunca da devreye giren algı yönetimi bir anda
tehlikeli bir yere savuruyor. Kronolojik
olarak geriye doğru bir miktar gittiğimizde nelerin yaşandığını hatırlayacak ve
bundan sonra bu tarz boşluklara düşmemek ve müdahaleye açık hale gelmemek için
neler yapılmalı üzerine düşüneceğiz. Son yıllarda bireysel, toplumsal bazda
büyük yıkımlar bize gösteriyor ki, etiketlendiğimiz yerden vuruluyoruz. Uyanık
bir bilince, kucaklayıcı bir dile ve şefkatli bir ele ihtiyacımız var. Çünkü
giderek makas daralıyor. Makasın ağzında kalan her şey parçalanıp, yok oluyor.
Bütün insanlar için iyi bir dünya istiyorsak, bunun yolu etiketlerden
kurtulmaktan, mesafeleri ortadan kaldırmaktan ve kırılan bütün kalpleri tamir
etmekten geçiyor. Hoşça bakın zatınıza
Not:
* Cezayir, Malezya bir etiketti.
*28 Şubat bir etiketlemeydi.
*Arap baharı bir etiketlemeydi.
*Saddam, Kaddafi vb. bir etiketlemenin sonucuydu.
*28 Şubat figürleri; Kalkancılar, Gündüzler, Şahinler
etiketin algı operasyonuydu.
*İran, Suud, Suriye, birer etikettir.
*Sunni, Şii- Kürt, Türk, Arap- Beyaz, Siyah, Kızıl birer
etikettir.
*Etiketlemeden bir daha düşün, etiketine abandığını
kahraman; kahramanını hain olarak görmemen için
TAŞ GEMİ
ve sağlar /
korkuyla sevinç arasında
irkilerek daha çok bu sağnak gibi yağan yazgıdan
şöyle bir sıvazlayıp ağrıyan yanlarını
dudaklar dualara aralık
gördük ki kemiriliyordu can ağacının dalları
kuyular açar gibi kanda
sorarak / etli kanda sıcak kemik soluk alıyordu.
(İlhami ÇİÇEK, SORARAK)
Not: Bu hafta müziğimiz Nuri Tüfekçi den. Grup Zemheri den, Karadır Kaşların eğmeli yi
dinliyoruz. Farklı bir icra olmuş. Elazığ yöresine ait bu türkü, uzak ile yakın
arasına gerilen telgraf tellerinden akıp giden hayatlara bir ağıt gibi
yükseliyor. Yazık Oldu Yazık Şu Genç Ömrüme/ Bilmem Şu Feleğin Bana Kastı Ne
diye soruyor. Gençlik gitmeden, ömrü zayi etmeden hikâyeyi doğrultmak
dileğiyle
Bize Kadar
1- Şeyh Sâdî Hazretleri buyurur: Dostlar zor zamanda işe
yararlar. Gerçek dostluk, o zaman belli olur. Yoksa sofra başında düşmanlar
bile dost görünürler.
2- Platon korkulardan bahsediyor: Karanlıktan korkan bir
çocuğu kolaylıkla affedebiliriz. Hayattaki gerçek trajedi yetişkinlerin
aydınlıktan korkmasıdır.
3- Cemil Meriç hastalığımıza neşter vuruyor: Nezleye
yakalanır gibi ideolojilere yakalanıyoruz, ideolojilere ve kelimelere.
4- Yaptığın şey senden daha uzun ömürlü ise demek ki
zaman, ona hakiki kıymetini vermiştir.
5- Nuh Baki Koçan; Biz Mü miniz, yaşantımızı ve
düşüncelerinizi belirleyen ilkelerimizi imanımızdan alırız. Allah ın önümüze koyduğu
kurallar vardır. Mü min, Allah la beraber olma uğruna tek kalmaya razı olan
insandır. En büyük özgürlük Allah a kul olmaktır. Kurtuluşa giden yol ise
Allah a kul, peygamberine ümmet olmaktan geçiyor. Allah için olmayacaksa,
olacakların bir önemi yoktur diyor ve sonucu İsmet Özel e bırakıyor; Bedeli
ne olursa olsun, Müslüman ca yaşamanın haysiyetine talibiz.
6- Ali Rıza Güzeltepe Düşünmeyen toplumlar, düşünen
toplumların kirli çıkarlarına gebedir. Çünkü düşünmek bir toplumun efsunlu
zırhıdır diyor.
7- Bu hafta uzun soluklu bir okuma için kitabımız. Ragıp
El-İsfahani nin, Erdemli Yol isimli kitabını birlikte okumaya ne dersin Tek
başına değil, dostlarla, arkadaşlarla Belki her bölümden sonra konuşur, anlar,
anlatır sınırlarımızı genişletiriz. Kitap, İz yayınlarından Hacmi korkutmasın!
Dağarcık
Yordu dünya beni. Sen gibi ab-ı hayat bir simitçi
çıkmadı ki karşıma. Aldığım biletler hep tehirliydi. Ben yürüdüm, ardımda koşan
köpeklerin aç karınları ve serçeler uçunca korna seslerinden... Annesi sıkıca
sardı bebeğini, bir Suriyeli göçmen (Hacımurat Uzgur dan Tadımlık)
TEKKE
Beş çeşit insan ile arkadaş olmaktan sakın!
1) Yalancı: Onunla beraber olduğun sürece aldanış içinde
bulunursun. O serap gibidir. Sana uzağı yakın, yakını uzak gösterir.
2) Ahmak: Sana faydalı olmak istediği zaman bile zarar
verir, bunun da farkında olmaz.
3) Cimri: Senin en fazla muhtaç olduğun şeyi senden
esirger.
4) Korkak: Seni başkasına teslim eder ve zor zamanda
kaçıp gider.
5) Fâsık: Seni bir lokmaya ya da daha azına satar. [Cafer
Sadık Hazretleri nden]