Çocuktun,
Masum ve sevecendin. Uçurtmaların, elma şekerin ve
arkadaşların vardı.
Ve onların hep yanında olacağını sanırdın.
Büyüsem de arkadaşlarım ve oyuncaklarım olur diye
düşünürdün. Ama olmadı. Çünkü sahip olduğun hiçbir şey senin parçan değildi o
yüzden senden ayrı ve senden bağımsız olan her şeyin yavaş yavaş uzaklaştığını
gördün.
Büyüdün, geliştin, yaşamın en güzel çağında yeni
arkadaşlar, yeni bir iş ve dostlar edindin. Para kazandın ve kısa sürede
insanların nazarında bir yer edindin, toplumun ön saflarında yer almaya
başladın. Artık her şeye sahip olabilirim, hayatımda yalnızlığa yer yok dedin.
Övgü dolu sözler ile baş tacı edildin, insanlar senden bahsettiler. Artık
herkesin kardeşiydin, adın dilden dile dolaşıyordu. Sandın ki koca bir toplum
senin yanında. Seninle kol kola. Seni gerçekten sevdiklerine inandın, bir
sinerji oluştu aranızda, sevilen biri olmak ne kadar güzel dedin. Ama sevildiğin
ne kadar doğruydu
Hiç anlamadın değil mi Bu insanların aslında kendilerini
sevdiklerini ve sana gösterdikleri ilgi ve övgülerinin kendilerine olan
sevgilerinin bir göstergesi olduğunu hiç fark etmedin!
Onların Yalnız değilsin, yanındayız. Seviyoruz gibi
sözlerinin büyüsüne kapılarak kendini dünyanın merkezinde sandın. Sanki güneş
senin için doğuyordu, yağmur senin için yağıyor, çiçekler senin için açıyordu.
Ama akşam geç vakit odana çekildiğinde yalnızlığı bütün
hücrelerinde hissediyor ve işte o zaman bu dünyada garip bir yolcu olduğunu
anlıyordun. Etrafındaki insanlar, tezahüratlar, övgü dolu sözler, güven telkin
eden ifadeler yoktu burada. Ve böyle zamanlarda doğduğunda bu dünyaya nasıl tek
başına gelmişsen tek başına da gideceğini anlıyor, duaya sarılıyordun.
Kendinle baş başa kaldığında içinde ne varsa sarsılıyor
değil mi Sanki bir iç depremin enkazında kalıyorsun. Yalnızlığını
hissediyorsun. Başın dönüyor, kaçmak istiyorsun düşüncelerinden. Ağlamak,
bağırmak ve bir bahar rüzgârının sırtında bulunduğun yeri terk etmek
istiyorsun.
Boşluğa öylece bakıyor: Neyim ben Kimim Nereden geldim
Nereye gidiyorum Aslında yalnızlığının gölgesinde bir umuda, bir anlama ne
kadar çok ihtiyacın olduğunun farkına varıyorsun. Kendinle baş başa kaldığın
anlarda, gerçeğin acı, umudun heyecan veren yanını harman ediyor hayatın
anlamını yudumluyorsun.