Berat, Arapça “Berâe/Berâet” kelimesinin Türkçeleşmiş hâlidir. Sözlükte “bir zorluktan kurtulmak ve beri olmak” anlamına gelen Berat, Şaban ayının onbeşinci gecesi Allah-u Teâlâ’nın af ve mağfiretinin umulduğu mübarek bir gecedir. Geceye “leyle-i mübârek, leyle-i sâk, leyle-i rahme ve leyle-i berâe” de denilmektedir.

Bu gecenin, fecre kadar rahmet, bereket ve tövbe imkânıyla dolu olduğunu müjdeleyen Peygamber Efendimiz (s.a.v.), şöyle buyurmuştur: “Şaban ayının on beşinci gecesi olduğunda o geceyi ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü yüce Allah, bu gece güneşin batışından fecre kadar (olan sürede) dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve ‘Tövbe eden yok mu, tövbesini kabul edeyim! Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim! Şifa isteyen yok mu, şifa vereyim! Başka isteği olan yok mu, ona da istediğini vereyim’, buyurur.” (İbn Mace, Sünen)

Peygamber Efendimiz (s.a.v), gecenin affa medar olduğu hakkında ise şöyle buyurmaktadır: “Allah-u Teâlâ, (rahmetiyle) Şaban’ın on beşinci gecesi dünya semasında tecelli eder ve Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısından daha fazla kişiyi bağışlar.” (Tirmizi, Savm, 39)

Peygamber Efendimiz (s.a.v), Usame b. Zeyd (r.a)’in, “Ey Allah’ın Resulü! Şaban ayında tuttuğun oruç kadar başka hiçbir ayda tutmadığını görüyorum” demesi üzerine şöyle buyurmuştur: “Bu, Recep ile Ramazan (ayı) arasında bulunan ve insanın (kıymetinden) gafil olduğu bir aydır. Bu (ay), amellerin âlemlerin Rabbine yükseldiği aydır. Ben, amelimin oruçlu olduğum halde yükselmesini seviyorum.” (Sünen-i Nesai)

Tövbe ve istiğfarların kabulü için fırsat, rahmet ve bereket gecesi olan bu gecede bazı kişilerin affa mazhar olamayacaklarını da yine Peygamber Efendimiz (s.a.v) haber vermiş ve şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah, bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut çok kin güden veya içkiye düşkün olan veya ana-babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.” (et-Tergîb ve’t-Terhib)

İbni Mace ve Tirmizi’de geçen rivayette ise Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Allah-u Teâlâ, Şaban’ın on beşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına âsi olanlar ile Allah’a şirk (ortak) koşanlar dışındaki bütün kullarını bağışlar.”

Allah-u Teâlâ’ya şirk koşanların bağışlanması için, bundan vazgeçmeleri, Allah-u Teâlâ’nın mülkünde tek otorite olduğunu kabul etmeleri, O’ndan başka ilah olmadığını, eşi, benzeri ve ortağı olmadığını idrak etmeleri gerekir.

Anne ve babasına karşı gelen, onlara isyan eden, onları üzen kardeşlerimizin affa mazhar olabilmeleri için onlardan helallik almaları gerekir. Vefat etmişlerse onların peşinden dua etmesi, hayır ve hasenatta bulunması, istiğfar etmesi gerekir.

Berat Gecesi’nde Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e şefaat hakkının tamamı verilmiştir. Duhan Sûresi’nin 3 ve 4’üncü ayetlerinin tefsiri bağlamında tefsir âlimleri, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Şaban ayının onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat istemiş ve üçte biri verilmiştir. Ondördüncü gecesi istemiş ve üçte biri daha verilmiştir. Onbeşinci gece ise şefaatın tamamı ihsan edilmiştir.

Kur’an-ı Kerim’de Duhân Sûresi’nde, “Apaçık Kitab’a yemin olsun ki Biz Kur’an’ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, bütün hikmetli işler (rızık, ecel, iyi ve şerden ibaret bütün işler bu gecede) katımızdan bir emirle tefrik olunur (yazılır)” (Duhan Sûresi, 3-4) buyrulmaktadır.

Mezkûr ayet-i kerimedeki “Biz Kur’an’ı mübarek bir gecede indirdik” ifadesi tefsir âlimlerinin bir kısmına göre Kadir Gecesi’ne işaret eder. Bakara Sûresi, 185’inci ayet-i kerimede, “O sayılı günler Ramazan ayıdır ki, Kur’an o ay içinde indirilmiştir…” ile Kadir Sûresi’ndeki “Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir Gecesi’nde indirdik” (Kadir, 1) ayetleri buna işaret etmektedir. Ancak bir kısmı ise mezkûr ayet-i kerimede Berat Gecesi’ne işaret vardır demektedir.

Buna göre, Kur’an-ı Kerim, “Levh-i mahfuzdan dünya semasına” toptan Berat Gecesi’nde indirilmiş; Kadir Gecesi ise peyderpey inmeye başlamış, yaklaşık 23 yılda (22 yıl 2 ay, 22 günde) tamamlanmıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.v), 13 yıl Mekke dönemi, 10 yıl da Medine döneminde Kur’an-ı Kerim’in düsturlarını insanların gönlüne nakşetmiştir.

Kur’an-ı Kerim’deki, “İnkârcılar dediler ki: ‘Kur'an ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?’ Biz onunla kalbini sağlamlaştırıp-pekiştirmek için böylece (ayet ayet indirdik) ve onu ‘belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup’ okuduk” (Furkan Sûresi, 32) ayeti, peyderpey indirilmenin sebebini beyan etmektedir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in bu gece şöyle dua ettiği rivayet edilmiştir: “Allah’ım! Azabından affına, gazabından rızana sığınırım. Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten acizim. Sen kendini Sena ettiğin gibi yücesin.” (et-Tergib ve’t-Terhîb)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Şaban ayını oruçlu geçirdiği, Buhari ve Müslim’deki rivayetlerden anlaşılmaktadır. Recep ve Şaban ayları, bize Ramazan ayının yaklaştığını müjdeleyen, bizi bu mübarek aya hazırlayan, motivasyonumuzu artıran aylardır.

Berat Gecesi, nefsin terbiye ve tezkiyesi için önemli eşiklerden birisidir. Bu mübarek geceyle birlikte artık mübarek Ramazan ayının kapısı aralanmaya ramak kalmıştır. Berat Gecesi’nde hatalarımızı idrak edip, günahlarımızdan tövbe ederek kulluk bilincimizi hatırlamalı, bu şuurla Ramazan ayına girmeliyiz.

Bizleri “kul” makamına kabul eden Allah-u Teâlâ’ya hamd-u senalar olsun. Habibi’ne ümmet eylediği, Kur’an-ı Kerim gibi mükemmel bir kitapla buluşturduğu; mübarek gün ve gecelerle hata ve günahlarımızı telafi imkânı verdiği; iyiliği emredip kötülükten men etme misyonunu bize bahşettiği için âlemlerin Rabbine sonsuz şükürler olsun.