Toplumun üç temeli, üç a:
Aile, ahlak, adalet.
Acınacak duruma geldik, ağlanacak, ağlayacak duruma geldik.
Artık nerede birkaç kişi bir araya gelsek, bu toplumun üç temelin çöküşünü konuşuyor olduk.
Özel bir şey yazarsak, bu günlerde kayıtsız şartsız bu gidişin müsebbibi olan iktidarı desteklemiş olanlardan bir araya gelenler, hep bu üç rezil durumu konuşuyorlar. Hayıflanıyorlar, pişmanlık duyuyorlar. Yanlarına yaklaşırsanız konuyu değiştiriyorlar.
Aile mi?
Bırakın vatandaşların yakınmasını, Cumhurbaşkanı bile topluma hitap ederken “ailenin çöküşünü” dile getirip, nüfus artışımızın kritik oranın altına düştüğünü ifade ederek alarm zilleri çalıyor. Sanki bunu başkaları yapmış gibi kendini temize çıkarıp, vebali sırtından atmaya çalıştığı her halinden belli oluyor.
Ahlak mı?
Kumar alışkanlığı, madde bağımlılığı ve suç işleme yaşı, ilkokul seviyelerine kadar düşmüş. Üst bürokratlar, sivil toplumcular, spor camiasının yöneticileri, bunların arkasındaki seçilmişler; rüşvet, suistimal, kirli işler, kendi müesseselerini soymak, zimmet suçları, devlet araçlarını kaçakçılık ve uyuşturucu sevkiyatında kullanmak, TBMM’ye kadar giren taciz olayları. Tecavüz, toplu fuhuş, kokain partileri, şişe çevirme âlemleri, yediği haltları canlı bağlantılarla “yukarıdakilere” izletme, kumar, bahis ve daha neler neler!
Adalet mi?
İçler acısı bir durum. Konuyu açarken bile insanın ağlayası geliyor. Herkesin malumu olan çifte standartlı adaletin durumunu anlatmaya gerek var mı?
Erdemli insanları ağlatan üç a. Ağlatan a’lar!
Ey İsmail kardeş!
Biz bu durumu çok önceden sezip “bu gidiş gidiş değil” diye feryat ederken sen bizi “Reis düşmanlığı” ile suçluyordun, peki şimdi bu durumlar seni ağlatmıyor mu?
Ey Rıfkı amca!
Ülkemizi ve insanlarımızı “herkes tarafından aldatılarak” bu hale düşüreceği besbelli olan birisine, “tek adam” yetkisi verilemez diyerek “hayır” oyu vereceğimizi ilan ettiğimizde, bizi “hain” olarak damgalamaya cüret ettin idi. Şimdi ağlıyor musun, feryat ediyor musun?
Sen Niyazi komşu!
Çocuklarının ve torunlarının ahlaksız TV dizilerini, sabah kuşağı rezaletlerini, izleye izleye, “ensest” kelimesini “ense” kelimesi kadar olağan telaffuz ettiklerine bakıp, yarın neler yapabileceklerini hiç hesaplıyor musun? Hiç utanmıyor musun bu olanlardan? Seni ikaz ettiğimizde “halüsinasyon görme komşu” diye alay ettiğini hatırlayıp haline ağlıyor musun?
Ey akrabam Kemal!
Biz bu rezaletlerin olacağını, aile düzeninin bozulduğunu, “toplumsal cinsiyet” kavramının yıkıcılığını, feminizmin zararlarını, zina serbestiyetini, domuz etinin yaygınlaştırılmasını konuştukça, kahkaha ile güldüklerini hatırlıyor musun? Nereye geldik gördün mü? Herifçioğlu cami kapısında ölmüş babasının hayrına domuz eti kavurması dağıtır hale geldi. Sen hiç utanmıyor musun? Ağlayabiliyor musun? Kartlaşmış evlatların evlenmeye yanaşmıyor. Neden? Pişmanlık duyuyor musun?
Baba dostu Namık Bey!
Biz; bu iktidar LGBT’ye dernek kurma ve yürüyüş yapma hürriyeti bağışladığında, bunun ilerideki tehlikelerine dikkat çekerken “yahu onlar da insan” diye lafımızı kesmiştin. Bak şimdi cinsiyet değiştirme operasyonları devlet kurumlarınca bizim vergilerimizle bedava yapılır duruma geldi. Acaba senin evlatların veya torunların o ameliyat masasına yatıp da sana teşekkür edecekler mi? Bu durum zoruna gidip de ağlıyor musun? Ağlayabiliyor musun?
Ey emekli Sabri beyefendi!
Biz “vahşi kapitalizmi ve faizi” yerden yere vururken sen de “Reis’i yedirmeyiz!” diye bizi yerden yere vuruyordun. Şimdi “adalet” gereği maaşını çalmışlar, kira ödemesinden geçtik, evine ekmek almakta zorlanıyorsun. Ağlıyor musun yoksa?
İsmail kardeş, Rıfkı Amca, Niyazi komşu, akraba Kemal, baba dostu Namık, emekli Sabri, analar, babalar!
Feraset ve basiret zordu. Bu zoru başaramadınız, her sandığa gidişte adeta “bela” istediniz. Sizin gibi düşünmeyenleri düşman bellediniz. Zoru başaramadınız. Şimdi ağlamak kolay. Bunu başarıyorsunuz, hep beraber başarıyoruz. Ama ağlamak derdimize derman olmuyor.
Millî Görüş’e destek vermekten, hatta omuz vermekten başka çare kalmadı. Hep aldananlar bu sefer bizi aldatamamalı!
Zararın neresinden dönersek kurtuluş oradan başlar!
SENELER GEÇERKEN
Beni üzerdi hep gelen kötü haber,
Her bir seçim günü, sen eler geçerken...
Oh olsun diyemem, batıyoruz hep beraber!
Ülkemi mahveden seneler geçerken...
Ekrem Şama
...