Ülkemizi Pakistanlılar her zaman "kardeş ülke" veya "ikinci vatanım" diye nitelendirirler ve çok severler. Biz de kuruluşundan beri Pakistan ı çok sevmişizdir. Pakistan ın kurulması fikrini ortaya atan ve bugünkü Pakistan adının benimsenmesinde öncülük eden, o yüzden de milli şairleri olarak bilinen allâme Muhammed İkbal i de çok severiz. Fakat hem bu ülkede olup bitenleri anlamakta, hem de farklı ikliminin aşırı sıcaklığından ötürü de bu ülkede yaşamakta zorluk çekeriz. Halbuki onları en iyi anlaması gereken, dikkat ederse en iyi anlayabilecek ülke de biziz. Çünkü pek çok bakımdan bizi takip eder ve bizim siyaseten yaşadıklarımızı 15-20 yıl sonra bilerek veya bilmeyerek yaşarlar

Şimdi bunları dikkate almayan bir sürü gazeteci ukelası, köşe kadısı tavrıyla ahkâm kesiyor, Hindistan la Pakistan ı karşılaştırıyor ve Pakistan ın başına gelenleri laik cumhuriyet değil de İslâm Cumhuriyeti olma çabasına bağlıyorlar. Onlara göre Hindistan da her şey güllük-gülistanlık, çünkü laiktir ve Müslümanların ezilmesi hiç de umurlarında değildir. Belki de Hindistan ın Türkiye Cumhuriyeti nden daha ustalıklı bir tarzda Müslümanları ezdiğini düşünerek onları tebrik bile ediyorlardır. Nedense laikler hep bir millet gibi davranıyorlar

Bugün Benazir Butto nun öldürülmesiyle yeni bir kargaşaya itilen Pakistan ın geleceği ve kaybedebileceği binlerce insanla demokrasi şansı onların hiç mi hiç umurunda değildir.

Benazir Butto ve ailesi

Ben 40 ay kadar görev yaptığım Pakistan a ilk kez gittiğim 1988 Eylül başında, bir ay önce Devlet Başkanı Ziya ül Hak, bir askeri tatbikat sonrası bindiği uçak düşürüldüğü için, Genel Kurmay Başkanı ve ABD Büyükelçisi ile birlikte öldürülmüştü. Böyle siyasi bir kargaşa ortamında İslamabad a gittiğimde, Faysal Mescid yakınındaki bir set üzerine konan cenazenin başında hafızlar Kur an okuyor, dünya ve ülke gündeminde de tuhaf tartışmalar yapılıyordu. Hatta bir kısım adam bu suikastta ölen Ziya ül Hak ın şehit olup olamayacağını konuşuyordu. Bir yıl sonra Benazir Butto da babası Zülfükâr Ali Butto nun şehit olduğunu ilan ettirerek, üç bin dolarlık muhteşem bir pasta ile babasının yaş gününü kutladı.

Bugün de tuhaf bir kaderle babasının asıldığı yerde ve onunla aynı yaşta öldürülen Benazir Butto ya "demokrasi şehidi" deniyor. Babasının idamından sonra iki erkek kardeşi de öldürülmüştü; çünkü Butto Ailesi Sind Eyaleti nde ne kadar güçlüyse Batıcı Sol görüşleriyle de Pakistan da o kadar çok tepki uyandırıyor ve Nevaz Şerif ile iktidar yarışını da bir türlü kazanamıyordu. İki tarafın ismi çevresindeki yolsuzluk iddiaları da askeri darbelere davetiye çıkarıyordu. Son darbeyi yapan Genelkurmay Başkanı Perviz Müşerref i savunanların en geçerli iddiaları da onun "şah olmak özlemi" idi. Bu anlamda feodal yapı Pakistan ın her tarafında egemendi. Belucistan da geçen yıl öldürülen temsilcinin tavrı da aşiret reisi gibiydi.

Devlet Başkanı Ziya ül Hak, bugünkü Perviz Müşerref gibi darbe yapmış eski bir generaldi. Ayrıca Benazir Butto nun babası Zülfükâr Ali Butto yu da yargılatarak idam ettirmişti. Yani Devlet Başkanı Ziya ül Hak ile o dönemde PPP, yani Pakistan Halk Partisi lideri olarak siyasete atılmış olan Benazir Butto da bugünkü gibi siyasette öne çıkan muhalif bir liderdi. Sözün kısası, Ziya ül Hak tan 20 yıl sonra Perviz Müşerref de dokuz yıl önce sürgüne gönderdiği Benazir Butto fenomenini karşısında aynı hırs ve benzer bir şansla buldu.

Benazir Butto nun başbakanlığı, bana o günlerde 20 yıl önceki, 1977-78 dönemindeki Ecevit in başbakanlığını hatırlattı. Lüzumsuz tartışmalar, kof vaatler ve babasının ismi etrafında 10 yıl sonra sürdürülen mersiye ve kasideler, ülkenin hiçbir meselesini çözemiyordu.

Enflasyon, yolsuzluk iddiaları ve Pencap eyaleti başbakanı Nevaz Şerif in haklı eleştiri ve yönetim projeleri karşısında gün geçtikçe Benazir Butto nun güç kaybettiği görüldü. Kısa süre sonra yapılan erken seçimle iktidarı kaybetti. Nevaz Şerif in sağı, Butto Ailesinin de solu temsil ettiği iktidar yarışı bir süre sonra Benazir Butto yu tekrar iktidara getirdi. Bu dönemde de İslâm dünyasının ilk kadın başbakanı olarak kendisine çok şans verildiği halde başarılı olamadı. Rüşvet iddiaları yüzünden adı % 10 a çıkan eşi Ali Asif Zerdari yi durduramaması, bir süre sonra Cumhurbaşkanı Leghari tarafından görevden alınmasına bile yol açtı.

Benazir in ölümü Müşerref in de sonu oldu

Butto ailesinin bütün fertleri gibi Benazir in oğlu genç Bilawal da muhtemelen siyasete atılıp annesi ve dayılarıyla dedesinin kaderini yaşamaktan kendini alamayacaktır. Çünkü bu ülkede egemen olan feodal yapı ve bölgecilik gayretlerinin yoğunluğu İslam, Demokrasi ve Cumhuriyet kavramlarının içini boşaltıyor. O yüzden de bu ülkede görülen şiddet olaylarıyla gerilimlerin sistemin kuruluşundan çok ülke insanlarının cehaletiyle siyaset figürlerinin hırs ve heveslerinin sonucu olduğunu bilmek gerekiyor.

Bu olaylardan çıkarılacak derslerin en önemlisi, ABD nin çeşitli bahanelerle Pakistan gibi İslâm ülkelerinin iç işlerine müdahalesinin sonuç vermediğinin bilinmesidir. Bu türden olayları ve gelişmeleri bahane ederek işgal çabalarının da sonuç vermeyeceği önceden belli...

Benazir Butto nun öldürülmesi, belki de Perviz Müşerref iktidarının kesin sonu oldu. Çünkü Benazir Butto öldürülmese de seçimlerden galip çıkarak başbakan olsaydı, bu durumda ister istemez devlet başkanı ile bir şekilde uzlaşacak, ikisi de sık sık karşı olduklarını söyledikleri radikal Müslümanlara karşı işbirliği yapmak zorunda kalacaklardı.

ABD ve İngiliz işgalci politikalarının Afganistan ve Irak tan sonra Suriye ve İran a da yönelme tehlikesi bölgemiz için kâbus olmuştu, fakat Türkiye nin komşularıyla iyi geçinme çabalarının hayırlı sonuçlarından biri olarak ABD nin bu yeni işgal hevesi kursağında kaldı. Ben her şeye rağmen iyimserim, Pakistan bu vartayı da atlatır. Onun asıl meselesi cehalet

Benazir Butto nun öldürülmesiyle Pakistan da elbette yeni bir dönem açıldı. Fakat orada hiç de felaket senaryolarında öngörülen şeylerin olacağını sanmıyorum. Çünkü bu ülkenin ilk Başbakanı ve ikinci cumhurbaşkanı Liyakat Ali Han da bugün Liyakatbağ denilen bir meydandaki miting sırasında alnından vurularak öldürülmüştü. Üç yıllık devlet o gün yine ayakta kalmıştı, bugün aynı devlet 60 yaşında

Dileriz ki kardeş ülke Pakistan bu acılı kargaşa günlerini bir zan önce geçirir de huzura kavuşur. Böylece eğitim ve kalkınmaya fırsat bulur. İslam ülkelerinin ilk atom bombasına sahip oldukları gibi, bu türden acıları da atlatmayı bilirler. Cive Pakistan!..