Türkiye’deki en küçük mesele hakkında açıklama yapmak için sıraya giren batılı devletler, 15 Temmuz gibi bir felaketle ilgili neredeyse, başarısız oluşundan üzüntü duyar gibi günler sonra zorlama açıklamalar yaptılar. Her fırsatta içişlerimize müdahale edecek şekilde davranıyorlar. Bazen aba altından sopa göstererek, bazen de işi doğrudan tehdit boyutuna taşıyarak ayar vermeye çalışıyorlar. Biz ise önce sert demeçler veriyoruz. Ardından yapılanları unutup bir diğer açıklamaya kadar günü kurtarmış olmayı başarı olarak kabul ediyoruz. En basitinden Kardak krizinde bile bizi kendi üyesi bir ülkeyi tehdit etmekle suçlayan AB, aday ülke Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı olumsuzluklarda başını Brüksel’deki sıraların altına gizliyor. FETÖ ile ilgili bunca iddiaya rağmen ipe un serenler, terör örgütlerine açık-gizli destek verenler, belediyelere kayyum atandığında, Artvin’deki HES’ler tartışıldığında açıklama yapmak ve ziyaret etmek için sıraya giriyorlar. Ülkemizin doğal güzelliklerini korumak sanki onlara kalmış gibi bir vali edasıyla müdahaleler yapıyorlar. Haklarında yakalama kararı bulunanları kendi ülkelerinde saklamaktan çekinmiyorlar. Hatta bazılarını cumhurbaşkanı seviyesinde ağırlıyorlar. Konsoloslarını mahkeme salonlarına kadar gönderip, selfie pozları verdiriyorlar. Biz kendi sorunlarımızın üstesinden gelemezmişiz de, her şeyi kendileri biliyormuş gibi davranıyorlar.

Hatırlarsınız, ABD’nin Ankara büyükelçisi görevine başlamak üzere Türkiye’ye geldiğinde, bazı TV kanalları yayınlarını kesip havaalanından canlı yayına geçmişlerdi. Dünyanın başka bir yerinde bir elçinin görev yerine gidişini vermek için yayın akışını değiştiren televizyonlar var mıdır bilmiyorum. Biz böyle hareket edince, ortada ne diplomatik teamül kalıyor, ne de mütekabiliyet. Onlar da olur olmaz her konuda açıklamalar yaparak doğrudan egemenliğimizin altını oyuyorlar.

Bütün bunları neden söylüyorum? Yukarıda saydığımız şekilde hareket eden batı dünyası Türkiye’deki referandum süreci ile ilgili neden hiçbir açıklama yapmıyor? En azından ben yaptıklarını duymadım. Türkiye bir sistem değişikliğini tartışıyor ancak onlar sanki hiçbir şey yokmuş gibi hareket ediyorlar. Niçin böyle sessizler? Yanlış anlaşılmasın. Açıklama yapsınlar, gelsinler karışsınlar falan demek istemiyorum. Sonuca tesiri olsun diye böyle bir çağrı yapan olursa da, onların kökünün dışarda olduğunu düşünürüm. Sadece bu durumun bundan önce yaşadığımız tecrübelerden farklı olduğunu görüyorum. Sinsi bir bekleyiş içinde olduklarını hissediyorum. Bazıları getirilmek istenen sisteme AB, ABD, İngiltere ve  İsrail karşı diyerek sorgulayanları hain ilan ediyor ya, kusura bakmayın ben onların dediği gibi karşıtlığı bir türlü göremiyorum. Şayet benim atladığım bir nokta varsa lütfen bana yardımcı olunuz. Bir tuzağa doğru çekildiğimize dair endişeye kapılıyorum. 

Ne dersiniz, Batılılar sistem tartışmaları Türkiye’nin iç meselesidir, bizi ilgilendirmez mi demek istiyorlar? Eğer öyleyse buna inananlardan ricam beni de ikna etsinler.