Şu anda ülkemizin durumu bataklıkta debelenmeye benzemiyor mu?

Bataklığın ana sebebi olan faizin dünyada çok az görülen rekor seviyelere ulaştığı bir İslam ülkesi konumuna getirilmedik mi? Ahlaksızlığın toplumu teslim alması, kumarın en zirveye tırmanması, Filistinli kardeşlerimizin doğal gaz rezervlerini gasbeden İsrail ile ilişkilerin herkesi irkiltici boyutlara getirilmesi, aile kurumumuzun çatırdar konuma düşürülmesi, vıttırı vızzık çevrelerden para dilenir durumda oluşumuz, enflasyonun yeniden zirvelere taşınması, herkesin gözü önünde “nass” ile alay eder gibi uygulamaların hayata geçirilmesi, kritik ve stratejik toprakların satışında rekorların kırılması, israfın dizginlenmemesi, devlet trenleri içinde lanetli fiil ve faillerinin reklam filmlerinin çekilmesine izin verilmesi, üstüne üstlük şeytanların planı olan “iklim düzenlemelerinin” birkaç milyar dolar kredi veya hibe uğruna oldubittiye getirilerek kanunlaştırılmak istenmesi, mafyatik ilişkilerin açığa çıkması, “banka dolandırıcılığına teşebbüs” ile itham edilen kişilerin maliyenin başına getirilmesi... Maliyenin başına bir kurtarıcı edasıyla getirilen Mehmet Şimşek, daha tazece; Türkiye’nin yapısal bozukluklarının düzeltilemez duruma gelmiş olmasından bahsetmedi mi? Bütün bu ve benzeri durumlar ülkemize “bataklıkta debelenme” görünümü vermiyor mu?

Bu duruma getirilmemizin sorumlularından birinin de “bataklık çığırtkanları” gibi kitleleri yalanla, iftira ile, yersiz korkular salarak, bölüp gruplara ayırarak, gerçekleri saptırarak, dönen dolaplarla ilgili bilgisiz kitleleri peşlerinden sürükleyenler değil midir? Hem de bile bile, göre göre! Kim onlar diye sormayın. Bunların; yandaş TV yorumcuları, yandaş medya mensupları, yandaş köşe yazarları, troll’ler, hoca kılığına bürünüp kitleleri bataklığa yönlendirenler, resmi görevlerini kötüye kullanıp bataklık yön levhası görevi yapanlar gibi şahıslar olduğunu bilmeyen var mı?
Peki önlerinin bataklık olduğunu biliyorlar mıydı?
Elbette biliyorlardı. Bile bile yönlendirdiler.

Açın bakın Erbakan Hocamızın, Millî Görüş yönetici, mensup ve sözcülerinin, Millî Görüş’ü savunan medyanın ve de bu satırların yazarı kardeşinizin arşivlerine. Bataklık savunucularının alay ve reddiyeleri ile dolu tespitlerimizi. Hepsini biliyor ama asla kulak vermiyorlardı. Gerekli ikazlar ve yol göstermeler yapılmış ama dinleyen, tınlayan olmadığından bugün o ortamın tam içine çekilmişiz.

Son olarak da bataklık ortamına girilmesin diye, en azından direksiyon kıracak olan ve gaz-fren sistemine Millî Görüş’ün müdahale hakkı bulunan bir oluşumu; yalan, iftira, uyduruk belge ve yersiz korku balonları ile engellediler. Şimdi kendi yanılttıkları kitleler dâhil herkes “yandım anam” diye feryad u figan etmekte. Ama bu bataklık çığırtkanlarının her biri, belki de çığırtkanlıkları karşılığında aldıkları yağlı kemikleri kemirmekle meşguller.
Bu çığırtkanların dünyada başlarına neler gelir bilinmez. Ama yanılttıklarının günahlarını yüklenerek huzura vardıklarında neler olacağını gün gibi biliyoruz.

Nereden biliyoruz. Çünkü Nahl Sûresi 25. ayet-i kerimeyi aklımızdan çıkarmıyoruz:
“Sonuç olarak, kıyamet gününde kendi günahlarını eksiksiz yüklendikleri gibi, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarından da yüklenmiş olurlar. İşte görün, yüklendikleri şey ne kadar kötü!”
Ne kadar kötü bir durum!

BATAKLIK ÇIĞIRTKANLARI

Bile bile sürüklediler batağa,
Hepimizin cenneti olan bu yurdu;
Yarın yanıltılanlar geçer atağa,
Rabbımız Teala böyle buyurdu.