Yıl 1989…
26 Mart 1989 mahalli seçimlerinden hemen önceki günler…
Dönemin iktidar partisi Anavatan Partisi’nin millete yönelik, “Bir daha koalisyon dönemleri gelirse 12 Eylül öncesine döneriz, sonra karışmayız haaa!” dediği yıllar…
İşte böyle bir atmosferde önce o fotoğrafı, daha doğrusu gazetelerde tam sayfa yayınlanan o reklam çalışmasını anlatmak istiyorum;
Kocaman bir salonun orta yerinde bir sandalye…
Sandalyeye ellerinden, kollarından, hatta ve hatta yanlış hatırlamıyorsam gözlerinden de bağlı oturtulmuş bir kişi…
Kim bu kişi?
İktidar partisi (ANAP) dışındaki muhalefete mensup belediye başkan adayı… Yani, 1989 mahalli seçimlerine giren DSP (Demokratik Sol Parti), DYP (Doğru Yol Partisi), HP (Halkçı Parti), IDP (Islahatçı Demokrasi Partisi), MÇP (Milliyetçi Çalışma Partisi), MDP (Milliyetçi Demokrasi Partisi), RP (Refah Partisi), SHP (Sosyal Demokrat Halkçı Parti) ve SODEP (Sosyal Demokrasi Partisi) belediye başkan adayları…
Neden peki bu adayların elleri, kolları bağlı?
Dönemin hükümran partisi ANAP şunu söylemek istiyordu;
- “Ey halkımız! Şayet ANAP dışında bir siyasi partinin belediye başkan adayına oy verirseniz, seçilecek belediye başkanı işte tıpkı bu sandalyede elleri, kolları ve gözleri bağlı olan adam konumunda olur! Merkezi hükümet biziz! Güç bizde, kuvvet bizde, para, imkan bizde! Dolayısıyla merkezi hükümetin desteği olmadan yerelde hizmet de alamazsınız. Ona göre oyunuzu kullanınız. Bu son bir uyarıdır!..”
***
Şu soruyu sorduğunuzu duyar gibiyim;
- “Peki, böyle bir propaganda çalışmasının sonunda seçimler nasıl neticelendi?”
SHP yüzde 28.69 ile ipi göğüsleyen parti oldu. DYP yüzde 25.13’lük oy oranı ile ikinci parti olurken, iktidar partisi ANAP ancak yüzde 21.80 oy alabildi. Refah Partisi (RP) bu seçimlerde yüzde 9.80 oy alarak milletin teveccühünü kazandı.
***
Şunu söylemek istiyorum;
Baskılar her zaman istenilen sonucu vermez!
HİÇ BEKLEMİYORDU,
AMA OLDU İŞTE!
Sakarya’da STK’larda önemli görevler üstlenen ve bir haber sitesinde yazılar kaleme alan İzzet Dönmez, 1989 seçimlerine yönelik ilginç bir anekdotu paylaştı. Okuyalım mı;
“Yerel Seçimlerin yapılacağı günün hemen öncesi…
Yani Cumartesi günü, bir iş için İstanbul’a gittim.
Ziyaret ettiğim dostum, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu üyesi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Bedrettin Dalan da Ticaret Odası’ndan yakın arkadaşıydı.
Dostumun masasının önünde bir sehpa var.
Sehpanın üzerinde de Sabah Gazetesi var.
Gazetede 8 sütuna manşet bir anket sonucu var;
DALAN : % 70.
Aynen böyle yazıyor.
Gazete, o vakitler Dinç Bilgin’e ait.
Hani bankasını hortumlayarak, batıran ünlü işadamlarından birisi.
Gazete, güya anket yapmış.
Anketin sonucuna göre de, Bedrettin Dalan, % 70 oy ile yeniden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçiliyormuş.
Son gün, son manşet.
Ertesi gün de seçim var.
Dostuma sordum, “Sahi öyle mi? Dalan, seçimleri % 70 oyla alır mı?”
Dostum, “Ne Dalan’ı? Ne % 70’i? Dalan seçimleri kaybetti. Dalan, İstanbul’u talan etti.” demez mi?
Şaşırdım, kaldım.
Yakınlıklarını da biliyorum.
“Niçin böyle düşünüyorsun?” diye sordum.
Dostum, “Turgut Özal, imar planlarında tadilat yetkisini İmar İskan Bakanlığı’ndan aldı, belediyelere verdi. Dalan da imar vurgunları ile İstanbul’u talan etti.” dedi.
1989 Yerel Seçimleri arifesini hatırlayanlar bilir.
Bazı İstanbul kodamanları için, Dalan bir tarafa, Özal ve Anavatan Partisi bir tarafa olmuştu.
Medya patronları, Anavatan Partisi’ni ve Özal’ı yerin dibine batırıyorlardı.
Bedrettin Dalan’ı da göğe çıkarıyorlardı.
Seçimin son haftalarına gelindi.
Bedrettin Dalan, seçim afişlerinden ANAP logolarını dahi kaldırdı.
Sadece Dalan vardı artık.
Bütün medya da gaz veriyordu.
1989 Yerel Seçimleri arifesinde Erdal İnönü’nün SHP’si İstanbul’da aday bulamıyordu.
Kimse Dalan’ın karşısına çıkmaya cesaret edemiyordu.
Garibim Sivaslı kulak doktorluğundan tekaüt Nurettin Sözen, kabul etti adaylığı.
Kendisini hastalarından başka kimse tanımıyor.
Ben tanıyordum, çünkü hastasıydım! 1989 Yerel Seçimleri’nde kimsenin tanımadığı Nurettin Sözen, Bedrettin Dalan’ı paçavraya çevirdi.
Bir yalan-talan imparatorluğu yıkılmıştı.
Bedrettin Dalan’ın 594 bin oyuna karşılık, Nurettin Sözen, 818 bin oyla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini kazanmıştı…”
MİLLİ İRADE KAZANSIN!
Yukarıdaki örnekten ve çarpıcı anekdottan yola çıkarsak;
“Ne oldum!” değil, “Ne olacağım?” demek lazım…
Oy demek ‘onay’ demek…
Bu Pazar günü 5 yıl boyunca iş başında olacak yerel yöneticileri seçeceğiz inşallah.
Halk ne/ye karar verirse o! Millet iradesi nasıl tecelli ederse, bu iradeye herkesin saygı duyması lazım. Vesselam…
***
Şunu da vurgulamak istiyorum;
Milli Görüş partileri yerel yönetim seçimlerine ilk olarak 19 Aralık 1973’te katıldı. Bu tarihten yaklaşık iki ay önce gerçekleştirilen milletvekili seçimlerine giren Milli Selamet Partisi (MSP) ilk seçimlerinde büyük bir çıkış yakaladı.
MSP, 14 Ekim 1973 günü yapılan genel seçimlerde 1 milyon 265 bin oy alarak yüzde 11.8 oy oranı ile 48 vekil çıkardı.
MSP ilk olarak yerel yönetim seçimlerine katıldığı 19 Aralık 1973 seçimlerinde ise 620 bin oyla ülkede yüzde 6.20 gibi bir oy oranı yakaladı.
Ve Milli Görüş belediyeciliği bu tarihten başlayarak, Refah Partisi, Fazilet Partisi ve Saadet Partisi olarak, hizmet ve icraatları ile millet nezdinde hak ettiği yere oturdu.
***
31 Mart 2019 seçimlerinin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum…