Herkes konuşuyor.

Takım tutar gibi hallerimiz var.

Başkanlık, ülkeyi uçurur, iktisaden, sosyal olarak yukarılara çıkarır diyenlerin karşısında, hayır, parlamenter sistem, beşer anlamda varılan en üst yönetimdir, diyenler var.

Tartışmayı beceremiyoruz.

Sistemler, düzenler zamana yenilirler. Şartlar değişir, iklim değişir, coğrafya değişir, kültürler yozlaşır, başkalaşım geçirir, siz de kendinizi yeniden konumlandırırsınız.

Soru şu: Bütün kötülüklerin anası parlamenter sistem midir?

İkinci soru: Başkanlık gelince dertler bitecek, insanımız her anlamda rahatlayacak mıdır?

İstisnalar hariç, takım tutma mantığıyla bu sorulara cevap arıyoruz.

Fiili durumu yasal hale getirme çabalarına kimi muhalefetin katılması, tuhaf dalgalanmalar oluştursa da, sorunun cevabı değildir.

Kaç ülkede başkanlık ya da yarı başkanlık vardır?

Parlamenter sistemle yönetilen ülkeler, gelişmişlik listesinde hangi sıraları işgal etmekteler?

Özgürlükler ve birey hürriyeti, inanç alanı, hangi beşer sistemde daha konforludur?

Hâlihazırda, başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerin sayısı 40’tır.

Yarı başkanlıkla devleti bir tutup toplumları idare edenlerin sayısı 16’dır…

Parlamenter sistemle yönetilen ülkelerin coğrafyası genelde batı Avrupa’dır.

Mesele, geri kalmışlık açısından bakıldığında, Etiyopya parlamenter sistemle yönetilmektedir. Güney Kore, Amerika tam başkanlık sistemiyle topluma yön vermektedirler.

Arjantin, Belarus, Bolivya, İran, Kazakistan, Gambiya, Kenya, Liberya gibi ülkeler başkanlıkla yönetilirken, İzlanda, Singapur, Almanya gibi ülkelerde parlamenter sistem hayattadır.

Başkanlık gelince, ülke her sahada uçar gider, zengin olur, işsiz yok olur, demek ham hayal iken, parlamenter sistem kalsın, dertler azalsın, insanlar zenginleşsin demek de hayalin ta kendisidir…

Elbet sistemler önemlidir içtimai hayatta.

Lakin sistem kupkuru bir teoriden ibarettir, uygulayıcıları ve insanları önemlidir.

İnanç önemlidir. İnsan kalitesi önemlidir. Özgürlüğü, hürriyeti içselleştirmek mühimdir.

Doğu toplumları ne yazık ki, tek adam etrafında, hemen iradeyi, hak olmayan bir hâl ile birine teslim etme eğilimindedir. Bu yönüyle de olaya bakılmalı.

Başkanlık sisteminin birçok açmazı olduğu gibi, parlamenter sistemin de tıkandığını söylemek yanlış olmaz.

Ne yapmalı peki?

İlahi ikazın ışığında, insani, insanı şerefli yaşatan, hayatını dokunulmaz kabul eden, dağları, taşları insanın hizmetkârı yapan bir anlayışa gitmelidir… Rahmete yani.