İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Sözüer’i öteden beri takip ederim.

Çok fazla konuşan biri değil, Prof. Sözüer.

Ama zaman zaman yaptığı çıkışlar benim de dikkatimi çekiyor.

“Yargı herkes için güvence sağlayıcı bir yapıya kavuşmalıdır. Bunun için de çoğulcu ve demokratik bir HSYK (Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu) oluşturulmalıdır.” yaklaşımını bir kenara yazıyorum.

Ama daha önemli şeyler söylüyor, Dekan Sözüer.

Örneğin; Balyoz Davası açıldığı zaman bu davanın –zaman aşımından dolayı- yok sayılması gerektiğini ifade ediyor. İlginç…

Örneğin; Balyoz Davası’nda tutuklananların bugüne kadar boşuna hapis yattıklarını deklare ediyor. Bu da bir o kadar ilginç…

Ve de Anayasa Mahkemesi’ne diyor ki; “Bu işi temizlersen sen temizlersin, şu işe bir el at…”

***

Prof. Dr. Adem Sözüer, 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu’ndan sonraki süreçte Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun tavrını da –haklı ya da haksız- şu cümlelerle dile getirmişti;

“Bu bir rejim sorunudur. Bunun 12 Mart Darbesi’nde verilen muhtıradan bir farkı yok. Sadece 12 Mart muhtırasında sistem ve verenler farklıydı. Bu sefer öyle denilmiyor, “şunlar doğrudur bunlar yanlıştır; eğer benim dediklerimi yapmazsanız hakimlerim savcılarım var benim, belli şekilde hareket eden, onlar yoluyla sizi tasfiye ederim” diyor.

Şöyle olsaydı, yıllardır normal vatandaş için, canı yanan bir çok vatandaş için Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu yetkilerini kullanmamış, şimdi bir muhtıra vermesi adeta bir rejim sorunu doğuruyor. Ben istediğim başsavcıyı da değiştiririm, polis şeflerini de incelerim, ceza veririm, benim hakimimi, benim savcımı göreve getiririm, sizi rehin alırım. Bugün bazı davalardaki insanlar tutuklu değil, rehindir…”

***

Kendi adıma ben Prof. Dr. Adem Sözüer’i izlemeye devam edeceğim, sizlere de tavsiye ederim…

“BEN DE DİKMEN’DEN ADAYIM…”

Yoğun mesaim arasında masamın hemen yanı başından şu cümleyi duydum;

“Ben de Dikmen’den adayım…”

Baktım, İshak Beyazay…

Uzun süredir özellikle sigortacılık ve ekonomi ağırlıklı yazılar kaleme alan Milli Gazete yazarı…

Yaklaşık 20 yılını Başkent’te geçirmiş bir gazeteci olarak ilk cümlem, “Ankara Dikmen mi ” oldu.

Hayır, Ankara Dikmen değilmiş…

İshak Beyazay, Mart 2014 mahalli seçimlerinde Saadet Partisi’nden Sinop Dikmen Belediye Başkan adayı…

Dikmen, Sinop’a 50–55 km uzaklıkta mini bir ilçe.

Batı Karadeniz havzasında yer alan Dikmen ilçesi, Güzelceçay Vadisi’nde, çam ormanları arasında kurulmuş küçük bir yerleşim birimi.

İlçeden, il içindeki daha büyük kentsel merkezlere ve ayrıca yurt içinde büyük şehirlere göç yaşanmakta.

***

Eski bir teşkilatçı olan İshak Beyazay, çalışkan, araştırmacı, meraklı ve de hoş sohbet biri…

İshak beyin şu cümlesi her şeyi özetler mahiyette:  “Oy vermenin onay vermek olduğunu unutma! Verdiğin onayın hesabını ahirette verebileceğini de asla unutma!”

Bu sözleri, Sinop Dikmenlillere buradan hatırlatıyorum.

Başarılar diliyorum.

Yolun açık, gazan mübarek olsun sevgili Beyazay…

SARIGÜL BU TWEETLERE NE DİYECEK

“Türkiye Gerçekleri” adıyla twitterde boy gösteren nam-ı diğer “Selanikli”, CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Sarıgül’ü çok zor duruma düşürecek gibi…

Neler yazıyor neler

İşte yayınlanan o mesajlardan bir kaçı;

 Oğlunuz Emir Sarıgül’ün kapıda güvenlik olsun diye bekletildiği, siz ve İnan Kıraç’ın Galatasaray stadında konuşmalarınız var mı

 Bu arada İnan Kıraç ile sohbetinizde çok kahkaha atmışsınız, sesleri ben bile duydum…

 Oğlunuza ait başta inşaat şirketi olmak üzere, kaç şirket var CHP lideri Başbakanın oğlunu görüp de, sizinkini görmüyor mu

 Dayınız olarak bilinen Cahit, hangi dini cemaat ve gruplarla ilişkinizi yürütüyor Son görüşmelerde Cahit neden size uyarıda bulundu

 İmdat K., Zikri K., adlı iki müdürünüzün, alım ve ihalelerdeki rolleri ne Size yakınlık derecelerini açıklayabilir misiniz

 Bu arada rahmetli babanızın 34 SRG plakalı gümüş renkli BMW 7 serisi arabanın 2010 öncesi çok görüntüsünü almış örgüt:) her yere girip çıkmış…

 Sn. Sarıgül, Türkiye’de büyük bir fuhuş operasyonu oldu, bu operasyonda E.’nin de ismi geçiyordu, bunu durdurmak için, kimlere, ne gitti

 Seçime kadar çok zamanımız var. Benim de gösterip yazacağım çok şeylerin olacağını unutma derim. Kaset başına iş açacak benden söylemesi…

 Bu Osman A. kim Evinde ya da başka rezidanslarda, kaç daire var,  içleri çelik kasalı Adam kanser, dikkatli ol ölebilir…

 İ. K ve Z. K. hangi ihalelerde, hangi işadamları ile pazarlık yaptılar Verilen rakamı komik bulup, dosyayı eksik gösterdiniz mi

 Bu O. A.’ya neden bu kadar güveniyorsun, para bu, hem de korkunç paralar, yüzde kaç alıyor

 Baykal’dan intikam alacam demiştin, bu intikam kaset ile mi oldu Trakya’da bir şarap fabrikasından alınıp, kimlere verildi kaset

 Asıl belgeleri seçime kısa süre kala açıklayacağım…

 NOT: Bugün 5 Şubat 2014 Çarşamba...  1) İşte geldi 2014 ve ilk ay da bitti… Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011 seçimleri öncesinde yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi, sınıfta kaldı, çuvalladı. 2) Yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları, 28 Şubat darbesi döneminde kapatıldı. “Vakıf” olan bu yurtların asıl sahiplerine iadesi noktasında şu ana kadar “tık” yok. Dubakali n’olacak