Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne alışmaya çalışıyor. Alışabildi mi? Sorunun cevabı herkese göre değişkenlik arz ediyor.
‘Partili Cumhurbaşkanı’ kadar, ‘milletvekili olmayan bakanlar’ da gözlemleniyor. İcraatları nasıl oldu/oluyor, nasıl olacak, acaba? sorularıyla birlikte…
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne göre oluşturulan kabine 10 Temmuz 2018 tarihinde açıklandı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından. Bakanların 1 tam yılını tamamlamasına şurada ne kaldı?
Peki, neler yapıyor bakanlar? Sahi, bakanların karnesi ne? Bakalım mı;
* Adalet Bakanı Abdülhamit Gül: Adalet kavramı günümüzün en çok tartışılan hususlarından biri. Hemen her gün neredeyse Adalet Bakanlığı’nı alakadar eden bir olay meydana geliyor. Tüm bu olaylar karşısında Bakan Abdülhamit Gül, serinkanlı duruşunu muhafaza ediyor.
* Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu: ABD’nin ‘ikircikli’ politikalarına, işgalci İsrail’in sınır tanımaz uygulamalarına, saldırılarına ve D-8’in temelden ele alınması gibi konularda daha esaslı bir duruş sergilemesi genel beklentiler. Fransız parlamentere verdiği sözde soykırım cevabı iyiydi.
* İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: Seçim döneminde kullandığı ayrıştırıcı, ötekileştirici, kutuplaştırıcı dil hâlâ belleklerde. Bakanlığın okulların çevresinde uyuşturucu tacirlerine yönelik aldığı sıkı denetim ve hemen her okula bu amaçla bir görevli tayin edilmesi güzel bir uygulama.
* Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar: Genelkurmay Başkanlığı’ndan sonra bakanlık koltuğuna oturdu. Uzun askerlik döneminden sonra bu esasen çok da kolay değildir. Ama Hulusi Paşa, uyum açısından bir zorluk yaşamadı, hatta toplumsal olayların yatıştırılmasında adeta hakemlik görevini üstlendi.
* Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk: Büyük bir gürültü ile geldi. Beklentiler âdeta ‘zirve’ yaptı. ‘Ziya Hoca’ dendi, ‘gör bak, neler yapacak, neler!’ dendi. “Bu defaki Milli Eğitim Bakanı çok farklı!” görüşleri serdedildi. Ama şu ana kadar somut bir şey görmedik ya da hakikaten bir şeyler yaptı da biz fark edemedik!
* Sağlık Bakanı Fahrettin Koca: Şu demecine çok ama çok şaşırdım; “İlaçta yüzde 54, malzemede yüzde 82, cihazda yüzde 84, aşıda yüzde 100'e yakın bağımlılığımızın olduğu bir Türkiye'den bahsediyoruz.”
Ne bileyim, velev ki böyle olsa bile bir Sağlık Bakanı bu şekilde bir demeç vermemeli! Ben mi abartıyorum?
* Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez: Farklı enerji kaynaklarına yönelik arayışları ve bu yönde attığı somut adımlar ilgiyle takip ediliyor. Sonuç!.
* Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turan: Sessiz ve derinden gidiyor. Binali Yıldırım bu bakanlık koltuğunda otururken sanki daha çok görünüyordu ekranlarda, gazete sayfalarında.
* Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum: “Ne zaman yatay mimariye geçilecek?”, “Türkiye ne zaman çirkin ve kaba yapılaşmadan kurtulacak?” sorularının muhatabı olan bakan. Şu ana kadar bu yönde ikna edici bir ‘eylem planı’ gören oldu mu?
* Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli: Tarım bitti. Her demeci bir olay neredeyse! Kendisini mi anlatamıyor, düşündüklerini mi ifade edemiyor, anlayamadım!
* Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy: Merak ediyorum, ‘kültür’ alanında ne yaptı, ne yapıyor Bakanlık?
* Gençlik ve Spor Bakanı: Mehmet Kasapoğlu: Keşke şehirlere ‘yeni kumar alanları’ anlamına gelecek olan yeni ‘hipodrom’lar inşa edileceğine, yeni ‘üretim merkezleri’ne zemin hazırlansa…
* Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk: Zehra hanımın işi gerçekten zor! ‘Aile’ çöktü, göçtü gidiyor! Hem de tepetaklak! Cumhurbaşkanı Erdoğan da Aile Şurası’nda buna işaret etti. Keşke, aile yeniden müstakil bakanlık olsa… Bu alanda söz çok, o sözleri ifade edecek yer yok!
* Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak: Direk mutfağı, geçimi, parayı, cebi ilgilendirdiği için en zor koltuk! Reform paketleri arka arkaya açıklanıyor ama bunların nasıl bir karşılığı var?
* Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan: En son, “Yenilikçi sektörlerde kendini kanıtlamış girişimcilerle beraber ortak inovatif ticari politikalar oluşturmak üzere 'yenilikçi ticaret platformunu' oluşturuyoruz.” dedi. Bu nasıl bir şey, sahi?
* Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank: Yerli ve milli arabamız olacaktı, ne oldu? Buharlaştı mı bu proje?
50. YILINDA 50 MİLLİ GÖRÜŞÇÜ VE ERBAKAN ANISI
Asr-ı Saadet programı finalinde AGD-MGV Adana Şubesi, Milli Nizam’dan bu güne, 50. yılında, 50 Milli Görüşçüyü bir araya getirdi.
Son derece coşkulu bir gece oldu. Bir o kadar da duygusal anlar yaşandı.
Vefa gecesinde, Yılın Mahalle Başkanı seçilen Bilal Alptekin’e, Milli Gazete’yi park ve bahçelerin banklarına, öğrencilerin uğrak yeri otobüs duraklarına bırakan Ramazan Ünal'a ve Üniversite Komisyon Başkanlığı çalışmalarından dolayı Süleyman Çalışkan'a plaket verildi.
***
Milli Nizamcılar (MNP) adına Hasan Ceylan bir anısını paylaştı;
“Erbakan Hoca ilk Adana’ya geldiğinde ben bir okulda müstahdem idim. Erbakan Hocamı dinlemek için hasta olmadığım halde doktora çıktım. Hocamı dinledim, okula döndüm. Müdür beye, “Hocam ben size yalan söyledim.” dedim. Müdür bey, “Hasan efendi sen Milli Nizamcısın, hiç yalan söylemezsin. Söyle bakalım ne yalanı bu?” diye sordu. Ben de, “Hocam, ben doktora çıkmak için sizden izin almıştım ya! Ben aslında Erbakan Hocayı dinlemeye gittim” dedim.
Müdür bey güldü. Sonra ciddileşerek, şunu söyledi;
“Hasan efendi sen yalan değil eksik söylemişsin, o Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dır…”
BİR SORU...
- 30 Haziran'a kadar 100 bin ton gümrük vergisiz yağlık ayçiçeği tohumu ithal edilebilecek. Tam da hasat mevsimi öncesi alınan bu karar ne anlama geliyor?