Türkiye ve dünyadaki hareketliliği hep birlikte takip
ediyoruz. Siyonistler, Arz-ı Mev’ûd hedefine ulaşmakta geciktikçe çılgına
dönüyor, hırslanıyor ve azgınlaşıyorlar. Kendilerini “efendi”, diğer insanları
da kendilerinin “köle”si olarak görüyorlar. İdealleri uğrunda yapmayacakları
çılgınlık yok. Müslümanların 3. kutsal
mekanı olan Mescid-i Aksa’yı yıkmaya çalışıyorlar. Senelerdir yerin altında
yaptıkları kazılar yüzeye çıktı ve Mescid-i Aksa’ya 50 metre mesafedeki tarihî
kemer ve binaları yıkmaya başladılar.
Yaşananlar hak-bâtıl mücadelesinin bugüne yansımasından
başka bir şey değildir. İnsanlık tarihi bu mücadele üzerine kurulmuştur. Fıkhî
kaynaklar, “Küfür bütün şubeleriyle tek millettir” hükmünü ortaya koyar.
Müslümanlar da tek millettir, yani İslâm milletinden! Bugün bâtıl her alandaki
ifsat çalışmalarıyla Siyonizm’in öncülüğünde temsil edilmektedir. Müslümanlar
ise Hakk’ın temsilcisi… Müslümanlar hakkı üstün tutuyor; barış, şefkat,
merhamet, iyilik ve güzellikleri yaymaya çalışıyorlar; Siyonistler ise, kuvveti
üstün tutuyor; savaş, işgal, sömürü, işkence ve ifsat yöntemlerini
kullanıyorlar.
Siyonistler, etkili ülkeler üzerinde yürüttüğü lobi
faaliyetleriyle o ülkelerin yöneticilerini kendilerine hizmet ettirmeye
çalışıyorlar. Konu bütün insanlığı ilgilendiriyor. Dünyanın huzur ve barışı
tehdit altında. Emperyalistler hedeflerine ulaşabilmek için en büyük engel
olarak Türkiye’yi gördükleri için, oyunun sahneleri daha çok bizim ülkemizde
kuruluyor. Ayrıca, Türkiye’nin merkez ülke olma özelliği var.
Türkiye’nin 28 noktasında NATO üstleri mevcut. Malatya
Kürecik’te füze kalkanı; Adana, Gaziantep, Kahramanmaraş’ta Patriot füzeleri
konuşlandırıldı. Ülkemiz emperyalist güçlerin cephaneliği haline gelmiş
durumda.
UYANIK OLMALIYIZ!
Siyonistler, “Kale içinden alınır” prensibi gereği,
Türkiye’yi içten parçalamak istiyorlar. Bunun için ırk, mezhep, bölge
farklılıklarını kullanarak toplumu ayrıştırmaya çalışıyorlar. Ülke olarak bu
oyunu görmeli, Siyonizm’in bütün plan ve oyunlarını bozmalıyız. Mehmet Akif’in,
“Veriniz baş başa, zira sonunuz hüsrân-ı mübîn!” mısrası bugünlere de
sesleniyor.
Emperyalist odaklar, Türkiye’deki işbirlikçilerini
kullanarak hedeflerine ulaşmak istiyorlar. Bu konuda uyanık olmalıyız. Türkiye,
ancak kendi iradesiyle geleceğine sahip çıkabilir. Emperyalistlerin plan ve
programları sonucu gerçekleşen hiçbir şey Türkiye’nin faydasına olamaz.
Emperyalist odaklarla işbirlikçilik hiç kimseyi yüceltmez, kimseye fayda
getirmez. Tarihimizde işbirlikçilerden bir tek “kahraman” gösteremezsiniz.
Çünkü, işbirlikçiden kahraman olmaz.
Bugünkü ortamda ağızdan çıkacak her söz ve yapılan her
icraat konusunda çok dikkatli olunmalıdır. Akıllı ve şuurlu olmak zorundayız.
Akıl, işin sonunu görmek; şuur ise, yapılan işin kime yaradığını bilmektir.
Yahudi asıllı eski bir İngiliz Başbakanı şöyle demişti:
“Biz dünyayı kelimelerle yönetiriz.” Kullandığımız kelime ve kavramlar yapıcı
ve birleştirici olmalı. Yunus ne güzel söylemiş: “Söz ola kese savaşı, / Söz
ola kestire başı.” Bizim sözümüz barışçı olmalı, savaşı sona erdirmeli, iyilik
ve güzelliklerin hakim olmasına vesile olmalı.
AYRIŞTIRICI DEĞİL, BİRLEŞTİRİCİ OLALIM!
CHP Milletvekili Birgül Ayman Güler’in 31. 1. 2013 günü
Meclis’te yaptığı, “Türk ulusu, Kürt milliyeti ile eşit olamaz” şeklindeki
konuşması tartışmalara yol açtı. Bulunduğumuz hassas süreçte böyle bir ırkçı
söylemin kime, ne faydası olur Bu söylem, farklı etnik grupta olanları kışkırtır,
ayrılıkları körükler. Sorumluluk mevkiinde bulunanlar, birleştirici cümleler
kurmakta zorluk mu çekiyorlar, dersiniz
BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, 10. 2. 2013
günü Antalya’da daha da ileri gitti: “Bundan sonra yolumuz özerk Kürdistan’dır.”
BDP’lilerin bu tür söylemleri yeni değil. Türkiye halkı, doğusundan batısına
tek vücut olarak Türkiye’yi parçalayıp emperyalistlere yem yapmak isteyenlere
fırsat vermemelidir.
Geçtiğimiz haftalarda, Hatay’ın bazı okullarında
TÜBİTAK’ın desteklediği bir anket yapıldı. Öğrencilerin etnik ve mezhep durumu
sorgulandı. “Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz ” sorusunun şıkları şöyleydi:
“Arap-Alevî, Arap-Sünnî, Türk-Alevî, Türk-Sünnî.” Hangi niyetle yapılırsa
yapılsın, bu tür söylemler ayrıştırıcı özellik taşıyor. Daha dikkatli olamaz
mıyız
Cumhuriyet’ten Mustafa Sönmez, 4. 2. 2013 tarihli
yazısında “Kuzey Iraklı, Kuzey Suriyeli, Türk Kürt Federasyonu Türkiye için bir
fırsattır” diyor, “Yeni bir siyasi harita”dan söz ediyor. Bu üslubun da
ayrıştırıcı bir özellik taşıdığı açık değil mi Bu tür söylemlerin
Siyonistlerin elini güçlendirmekten başka ne faydası olur Ülkemizin bütün
vatandaşlarını itidalli ve birleştirici olmaya davet ediyor, Akif’in diliyle
uyarıyorum: “Görmüyor gittiği yanlış yolu, zannım çoğunuz… / Size rehberlik
eden haydudu artık kovunuz!”
Patriot füzelerinin yerleştirilmesinden hemen sonra, 31.
1. 2013 günü, İsrail 8 uçakla Şam’ı bombaladı. Olay sonrası, İsrail Savunma
Bakanı, “Biz bu saldırıları savaş başladığında daha iyi şartlarda savaşabilmek
için yapıyoruz. İsrail için savaş, 7 gün, 24 saat, 365 gündür” şeklinde
küstahça sözler etti. Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkanı Salih Turhan bu
sözlere şöyle karşılık verdi: “Biz de İsrailli bakana sesleniyoruz: Millî Görüş
için cihad 7 gün, 24 saat, 365 gündür. Bizim cihadımız sizin planlarınızı
bozacak, çöp tenekesine atacaktır. Sizi de Millî Görüş hareketi kurtaracaktır.”
(9. 2. 2013 Ankara Top.)
Ülkemizin millî birlik ve bütünlüğüne sahip çıkan şuurlu
insanlar var oldukça emperyalistler hedeflerine ulaşamayacaklardır.