Amine ablayı kaybettik.

İslam’ın Avrupa’da ulu bir çınara dönüşmesini, eşi merhum Akgün Erbakan gibi Amine Erbakan da utku edindi.

Eşinin erken vefatından sonra eve kapanmadı, kendisini İslami çalışmalara adadı.

İslam'ın anlaşılması ve Müslümanların kaliteli eğitimi konusunda büyük uğraşlar veren, Avrupa Milli Görüş Teşkilatları kurucularından Amine Erbakan (Amina Luise Becker), Köln'de 28 Ağustos ta, 85 yaşında vefat etti.

Henüz 18 yaşında üniversitede okurken İslam ile tanışan Amine Erbakan, daha sonra Müslümanlara İslam’ı anlatmaya başladı. Müslümanların dinî eğitimi ile ilgilenen Amine Erbakan, Almanya’da Müslümanların kimliklerini yitirmemesinde ve birlik içinde hareket etmesini gerektiren yapılaşmaların kurulmasında manevi liderlerdendi. İki çocuk annesi olan A. Erbakan, Almanya’da İslam’ı kabul eden en etkili öncülerdendi.

1939 yılında Köln'de doğan Amine Erbakan; hukukçu, İslam bilimci, din eğitimcisi, pedagog ve yazar idi.

Ondaki en önemli haslet sadeliği, mütevazılığı, kavi bir mümin duruşu idi. Yeni tanıştığınızda, adeta onu çok eskiden beri tanıyormuşsunuz gibi bir samimiyetle davranır, güzel bir Türkçe ile konuşurdu.

Bundan otuz yıl önceydi, Almanya’da bir Discussion hazırlanmıştı. Türkiye’den beni davet ettiler, tartışma konusu İslam’ da kadın hakları idi. Düzenleyenler Avrupa Milli Görüş Teşkilatı ile bir takım sol derneklerdi. İslam’dan haz etmeyen o dernekler, konuşmacı olarak bir rahibe getirmiş, Hristiyanlarda daha fazla kadın hakkı olduğu fikrini savunmakta idiler. Salonun bir yarısı bu derneğin mensupları tarafından doldurulmuş, diğer yarısı ise göçmen Türklerin ve Müslüman olmuş Almanların katılımı ile karşılıklı tartışma ortamı oluşturulmuştu.

En etkileyici taraf, ben kürsü de konuşurken arkamda üç Alman Müslüman hoca hanım danışma kurulu gibi bir masa oluşturmuştu,

Rahibenin arkasında da İslam’a düşman Türklerden yine üç kişilik bir heyet vardı.

Bir ara salonda tansiyon çok yükseldi, ben ve rahibe hanım sakin konuşmakta idik, lakin danışma masalarında gerilim arttı. Karşı tarafın danışmanları, Alman Müslüman hoca hanımlar Amine abla, Hatice Hoca ve Fatıma Hoca’nın masasına gelerek onlara bağırıp İslam’a hakaretler etmeye başladılar. Ne ki Alman hoca hanımlar da ayağa kalkıp, İslam’ın kadınlara verdiği hakları anlatan, Kur’an ayetlerini yüksek sesle okudular. Neredeyse şiddete varacak denli asabileşen İslam düşmanı Müslüman bir grup karşısında canla başla savunan Alman Müslümanlar. Bu tablo karşısında çok duygulandım.

Milli Görüş’ün başka programları için Almanya’ ya gittiğimde Amine ablayı, genç kızların ve kadınların İslami eğitimi hususunda daha fazla dertli görmekteydim. Göçmen Türklerin asimile olmadan kendi kimliklerini korumaları hususunda çalışmalar yaparken, ancak birtakım yaygın olan yanlış geleneklerin de İslam olmadığı hususunu anlatmaya çabalamaktaydı. Alman Müslümanların kurdukları derneklerde de çalışmalara imza atmakta özellikle eğitim hususunda konuşmalar, sunumlar yapmaktaydı.

Amine abla yaş alsa da, daima genç kaldı, hayatının sonuna dek bu çalışmaları sürdürdü. Etrafında oluşmaya başlayan eğitimli gençler, onun ne demek istediğini anladı. Eğitim kurumlarının, okullaşmanın, entelektüel yapılaşmanın etkinleştirilmesi hedefi tutmuştu, oldukça kalabalık takipçileri oluşmuştu. Barış dini İslam’ın dostlarını bir araya getirmek, onları daha entelektüel düşüncelerin içine çekebilmek hususundaki gayretleri gönüllerde yer bulmuştu.

O her zaman arı, duru bir İslam’ın yaşatılması, şu modern çağda insanın Allah ile bağlarının kuvvetli olması ve Rahman’ın rızası için hiçbir çabadan kaçınılmaması gerektiğini kendisine ve takipçilerine bir yaşam mottosu olarak dikte etmişti. Gülümseyen yüzünde aynı anda ciddi kaygılar taşıyan ifadeleri bir arada tutan seçkin bir mümin, bir ahir zaman ermişi idi. Makamı cennet, kabri nur olsun inşallah.