İktidar-cemaat çatışmanın giderek iktidar-yargı çatışmasına dönüştüğüne tanık oluyoruz!

Herkes elindeki kozları sonuna kadar oynuyor!

Yargının bir takım işadamları ile bazı siyasileri ve oğullarını hedef alan yeni çalışmasının iktidar-yargı tartışmasında bardağı taşıran damla olduğu söylenebilir!

İktidar bu çalışmayı daha ilk ağızda “Aslı astarı olmayan” bir çaba olarak nitelendirip “iktidarı devirmeye yönelik bir komplo” olarak değerlendirdi!

Böyle bir şey olabilir mi

Olabilir tabii, burası Türkiye!

Ama tam aksi de olabilir! Yani yeni çalışmanın bal gibi “aslı astarı olan nedenleri” bulunabilir!

İleri sürülen suçlamaların “aslı astarı var mı yok mu” bunu zamanla öğreneceğiz!

Zamanla öğreneceğiz ama ağır bir bedel ödeyerek!

Doların alıp başını gittiği, borsanın dibe vurduğu, altının çöktüğü bir ekonominin sonuçlarına biz katlanmak zorunda kalacağız!

Tarafların ne açıkça yanında yer alabilecek ne de tam anlamıyla karşılarında olacak düzeyde bilgi sahibi değiliz!

Yani ortaya çıkan bu yeni tartışma da ne yargıya hak verebilecek halimiz var ne de iktidara!

Ancak kafamızı kurcalayan bir sürü soru işareti var!

Bu çalışmaların bir günlük, iki günlük bir çalışma sonucu ortaya çıkmadığı söyleniyor!

Bir buçuk, iki yıllık çalışma sonucunda böyle bir karar alındığı iddia ediliyor!

O zaman aklımıza şöyle bir soru takılıyor:

Acaba iktidarın dershaneler ile ilgili kararı olmasa bugün yine soruşturmanın derinleştirilmesi için düğmeye basılır mıydı Yoksa kimi soruşturmalar da olduğu gibi raflarda kalmasına göz mü yumulurdu

Dedik ya hiçbiri hakkında net bilgimiz yok!

Gazete sütunlarına ne kadar bilgi aksetmişse o kadar bilgi ile yorum yapmak durumdayız ve bundan da hiç memnun değiliz!

Evet, “iktidar-cemaat” çatışmasının “iktidar-yargı” çatışmasına dönüşmesini kaygı ile izliyoruz!

İktidarın yargı hakkında ileri sürdüğü iddialar doğru ise yargı için ne kadar “dizimizi dövsek” yeridir!

Yok, yargının iktidar hakkında ileri sürdüğü iddialar doğru ise o zaman da “tuz kokuşmuşsa yapacak bir şey kalmamış” diye ne kadar ağlaşsak yeridir!

Türkiye bu badireyi de atlatır elbette ama ne kadar az zarar ile atlatırsa o kârdır!

Soruşturma kapsamında yöneltilen suçlamaların “aslının astarının olup olmaması” bir açıdan çok önemli! Bu suçlamaların “aslı astarı yoksa” suçlama sahipleri bu vebalin altından zor kalkarlar!