Dağlıca, okyanustan gözükür mü
Çoğunuz, gözükür diyorsunuz.
İnternetteki Dağlıca videolarını seyrederken, ben de bu hükme kapılıyorum.
Ancak onbeş çocuğumuzun şehit haberleri ile adını duyduğum Dağlıca nın görüntülerine bakarken bile ürpermemek mümkün değil.
Hayalet dağlar; toprak ve ağaçlık bile değil, sarp kayalıklar.
Teni kaya ve taş olan bir dağdan da merhamet bekleyemiyorsunuz.
Görüntülerde turistik bir geziye gitmedikleri belli olan yirmilik, asker çocuklarımız.
Sırtlarında analarının, "oğul ölürken o ağır yüklerin de sırtında mıydı" diye diz dövüp ağıt yaktığı, ağır yükler.
Bu yük taşıma bizim genlerimizde var.
Anaokulundan itibaren çocuklarımızın sırtına ağır yükler yüklemede öncüyüz.
Ya da seyahate çıkarken bir bizim yolculara, bir de diğer milletlere bakın.
Bizimkiler sanki ev taşıyıp, göç ediyorlar.
Bu kaplumbağa gibi ev taşıma psikolojisi hac yolculuğunda da tezahür etmekte.
Giderken bir yük.
Dönerken bir yük.
Gören de bizim ülkemizde satın alacak bir şey yok sanır.
İşte dağcıların yüklerini atlara taşıttığı bu yorucu dağ yollarında, dar geçitlerde, bu yüklerle giden narin asker çocuklar, ne kadar fazla yorulmaktalar.
O yorgunlukla nasıl savaşacaklar.
Yani bir çözümü yok mudur, bu ağır yükleri askere değil de; hadi arabaların giremediği yerde yük hayvanlarına taşıtmak.
Okyanuslardan çıkıp gelen Amerikalı askerler de bu kadar ağır yükler taşıyorlar mı acaba
Kansas City den, Atlanta dan, Michigan dan gelenlerin sırtında da bu kadar ağır teçhizat var mı
Videoda izlediğim kadarıyla Doğu Anadolu şiveli çocuklar bir film çevirmiyorlar ama "aha geldiler komutanım, aha gördük, şimdi taradık" diye sahici bir savaşın içindeler.
Konuşmalarından ne kadar acemi, yeni, tecrübesiz askerler oldukları belli.
Daha deneyimli, üst düzey eğitimli, terörün teorik ve pratik derslerini hayatına sindirmiş, tecrübeli ve birikimli kadroların sıcak çatışmaları daha iyi idare edeceği herkesin kafasındaki konu.
Nasıl, öğretmenlik stajında asıl öğretmen sınıfın hâkimidir, stajyer öğretmen olayın gözlemcisidir.
Ya da doktor çıkar. Ama hasta ile asıl hocası ilgilenir, stajyer doktor da hastane gerçeğini gözlemler, mesleğinde pişer.
Askerlik mesleğinde de çok değerli uzmanlar, üst düzey komutanlar var. Bu tip sıcak çatışmalarda onların tecrübe ve bilgi aktarımları çok daha etkili olup operasyonların seyrini değiştirecektir.
Ya da teröre karşı özel ve uzun süre eğitilmiş profesyonel askerlerle, daha az kayıp verilecektir.
Zira Dağlıca videosundaki, kayalıklardaki kurşun seslerinin yankısını izlerken kalbim dayanmıyor.
Askerde oğlu olan anneler ne yapsın.
Bütün yaşamları altüst, çocuklarına her an kötü bir şey olacak endişesi ile ne kadar perişanlar.
Haritada okyanusun kenarındaki çocuklara bakıyorum.
Bir yanları Pasifik, diğer yanları Atlas.
Hint Okyanusu nu da su yolu etmişler.
Gözlerini okyanuslar doyuramamış ki, akılları el kadar denizlerde kalmış.
Kızıldeniz, Akdeniz ve Karadeniz in hayali ile kapılarımıza dayanmışlar.
Siz kalkın binlerce kilometre aşıp başkalarının ülkesini işgal edin.
Bizim çocuklarımızsa kendi vatanlarını; dağlarını, kayalıklarını, ot bitmez taşlarını koruyabilmek için, gencecik yaşta canlarından olmaktalar.
Belki asker yazgısı.
Okyanuslardan gelenlerin de anaları ağlıyor.
Ama bizimkiler ile aralarında ne kadar çok fark var.