Burada bu hususta çok sayıda yazı kaleme aldım; köy okullarının -illüzyon yapmadan- gerçek anlamda yeniden açılması, köylerde yeniden hayatın başlaması hükümetlerin değil bir devlet projesi olmalıdır.

Bu kapsamda;

* Köy okulları için 'asker öğretmen' uygulaması yeniden başlatılabilir. Öğretmenler vatani görevlerini köylerde öğretmenlik yaparak tamamlayabilirler. Mesela, ilkokul 4 ve 5. sınıflarında öğretmenim bir asker öğretmendi. Asker öğretmenler köyde vatani görevini tamamlarken aynı zamanda eğitime de katkı veriyordu. Milli Eğitim Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı arasında yapılacak bir protokolle bu uygulama yeniden başlatılabilir ve uygulama 10-15 yıl sürmelidir. Ta ki bu alanda öğretmen açığı kapatılıncaya değin...

* Köy okulları yeniden açılırsa… Böylece atama bekleyen öğretmenlere istihdam oluşturulurken köylerde hayat yeniden başlayacak. İnsanlar doğduğu yerde doymaya başlayacaklar. Köylerden kentlere göç duracak. Muhtemel deprem riskleri için de ciddi bir önlem alınmış olacak.

***

Millet İttifakı’nın Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nde köy ilkokulları ile ilgili maddeyi de bu vesile ile hatırlatmak isterim. O önemli madde şu şekilde:

* “Kapatılan köy okullarını yeniden açacak, taşımalı eğitim uygulamasına son vereceğiz.”

İnşallah diyelim…

DEPREM BÖLGESİ… UNUTMA, UNUTTURMA!

* Malatya’da Saadet Partisi’nin destekleriyle kurulan, günlük 10 bin kişilik sıcak yemek ikramı yapılan aşevi, geçenlerde Malatya Valiliği tarafından kaldırılmak istendi. Valiliğin herhangi bir gerekçe göstermediği belirtildi ve 2 saat içinde aşevinin kaldırılması Malatya İl Başkanı Mustafa Canbay’a iletildi. Neyse ki, mesele bir şekilde halledildi ve aşevinin depremzedelere hizmeti devam ediyor. Valilik de daha sonra bir açıklama yaptı.

Peki, ama bu şekilde bir muameleye gerek var mıydı?

Bu satırları neden kaleme aldım; deprem bölgesini unutmamalı, unutturmamalıyız! Acıları paylaşırken deprem bölgesindeki yaraları hep birlikte sarmak zorundayız. Merhametle, şefkatle ve hep birlikte…

IRAK’TA MİLYONLARCA MÜSLÜMAN NASIL KATLEDİLDİ?

Tarih, 20 Mart 2003…

* 20 Mart 2003 sabahı, “Irak'a Özgürlük Operasyonu” adı altında, 295 bin ABD ve müttefik askeri Kuveyt sınırını geçerek Irak'a girdi ve işgal başladı.

* Tamamen bir ‘yalan ve dolan’ üzerinden, uydurma bahane ve gerekçelerle koca bir Müslüman ülke tüm dünyanın gözleri önünde, canlı yayında işgal edildi.

* ABD ve koalisyon ortakları Irak’ta milyonlarca Müslüman’ı katletti.

* Iraklı kadınlar tecavüze uğradı. Iraklı çocuklar yetim ve öksüz, kadınlar dul kaldı.

* Ülkede taş üstünde taş, omuz üstünde baş kalmadı.

***

Önceki gün 20 Mart’tı… Bu tarihi unutmamak ve es geçmemek adına bu satırları kaleme alıyorum.

Ve bu vesile ile vaktiniz olduğunda izlemenizi istediğim bir filmi tekrardan hatırlatmak istiyorum;

Film, Irak’ta işgalcilerin Irak halkına neler yaptığını, nasıl muamele ettiğini anlatıyor. Filmle ilgili bazı bilgileri de aktarmak istiyorum; 

* Filmin adı, Örtülü Gerçek (Redacted!) Brian De Palma’nın yönettiği ve Patrick Carroll, Daniel Stewart Sherman, Ty Jones ile Izzy Diaz’in oynadığı bir film.

* Örtülü Gerçek (Redacted), Irak’ta konuşlanmış olan bir Amerikan askeri birliği üzerine odaklanıyor.

* Görevli ABD askerlerinin,  Irak halkına karşı tutumlarını ve her iki taraftaki medyanın bu olayları nasıl yansıttığını, yaşananların nasıl çarpıtıldığını konu alıyor, film.

* Gerçek olaylardan esinlenen kurgu bir öykü…

* Medyanın ortaya koyduğu imajların gücünü ve tercihleri nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor.

* Örtülü Gerçek (REDACTED), izleyicilerin hayatı algılama sırasında baktığı filtreleri ve perdeleri tekrar düşünmesini sağlayacak bir yapım.

* ABD’nin işgal ettiği topraklarda vahşice işlediği cinayetlerin medya tarafından nasıl örtüldüğü gözler önüne seriliyor.

***

* Bir önemli not; ABD başta olmak üzere emperyalist güçler, yapıp ettiklerini farklı göstermeyi, saklamayı, hemen her İslam coğrafyasında tekrarlıyor; işte Bosna-Hersek… İşte Afganistan… İşte Yemen… İşte Suriye, Filistin, Arakan, Doğu Türkistan…

* Bir önemli not daha;  Uluslararası Ceza Mahkemesi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e savaş suçu işlediği iddiasıyla tutuklama kararı çıkardı. Putin, işlediyse bir suç elbette hesabını versin! Peki ama; Bosna-Hersek’teki, Afganistan’daki, Yemen’deki, Libya’daki, Suriye’deki, Doğu Türkistan’daki, Filistin’deki, Arakan’daki katliamların, soykırımların hesabı ne olacak? Uluslararası Ceza Mahkemesi, bu katliamların hesabını da soracak mı?

 GELİR ADALETSİZLİĞİ HAD SAFHADA!

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, İzmir İktisat Kongresi’nde son derece önemli mesajlar verdi.

Temel Bey’in gelir adaletsizliği konusunda verdiği mesajlara dikkatinizi çekmek istiyorum;

* “Gelir dağılımında adaleti sağlamamız lazım. Bakın yıllardır Türkiye'de toplu sözleşmeler; hikmeti ilahi, adamlar çok merhametli hep açlık sınırında yapılıyor. Aman insanımız aç kalmasın. Peki de bu insanın çocuğunun ayakkabısını, kendi giyimini, okul ihtiyacını, elektriğini, doğal gazını, nasıl karşılayacak? Ona ben karışmam diyor. Karnını doyurdu muydu bu yeter. Bundan daha büyük insafsızlık olur mu Allah aşkına.”

*“Bizim hedefimiz ne? Açlık sınırı değil yoksulluk sınırı denilen bir sınır daha var ekonomide. Bugünkü şartlarda yoksulluk sınırı açlığın yaklaşık 2,5 katı. Bu birdenbire olur mu? Elbette bir senede iki senede olmaz ama hedef olarak seçerseniz bunu gerçekleştirmek mümkün. Elbette bu bizim bir numaralı hedeflerimiz arasında olacak. Gelir dağılımını adil bir şekilde sağlayacağız.”

***

Gelir adaletsizliği sadece Türkiye’de mi? Hayır! Şu satırlara dikkat; dünya nüfusunun yüzde 1,1’ine denk gelen dolar milyoneri 56,1 milyon kişi… Bu kişilerin toplam servetten aldığı pay ne kadar biliyor musunuz; tamı tamına yüzde 45,8. Yani, dünyanın toplam servetinin neredeyse yarısını…

Tam da, üstadın, “Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul” dediği gibi…

***

(NOT: Bu gece sahura kalkıyoruz. İlk teravihi de yine bu akşam kılacağız. Yarın (Perşembe günü) kısmetse Ramazan’ın ilk günü. Tüm okurlarımın Ramazan ayını tebrik ediyorum. Rabbim oruçlarımızı, ibadetlerimizi makbul eylesin. Âmin.)