2. Viyana Kuşatması ndan sonra Osmanlı aydınları Batı ya
özenmeye başlamış, problemlerin çözüm yolunun Batı nın değerleri olduğu vehmine
kapılmıştı. 1839 da ilân edilen Tanzimat Fermanı bu anlayışın resmîleşmesiydi.
Bu gidişat, devletin kurumlarının birer birer yozlaşıp bozulmasına yol açtı.
1876 da İngiltere Osmanlı Devleti ni hasta adam ilan
etti ve topraklarını paylaşma plânlarına girişti. Aynı yıl padişah olan 2.
Abdülhamit in deha çapında siyaset ve dirayeti Osmanlı nın yıkılışını 30 sene
geciktirdi. Osmanlı yı harp meydanlarında yenemeyen Batılılar ve Siyonistler
sinsi plânlar geliştirmeye başladılar.
1897 de İsviçre nin Basel şehrinde Siyonizm Kongresi
yapıldı. Burada, İslam ı ve Osmanlı yı yok etme kararları alındı. Sinsi plânın
gereği olarak Batılı ülkeler ekonomik rekabetle ikiye bölündü. İçimizdeki gafil
ve işbirlikçilerin desteğiyle 2. Abdülhamit tahttan indirildi. Düzmece olaylar
sonucu 1. Dünya Savaşı çıkarıldı. Osmanlı Devleti savaş yanlısı değildi. Fakat
İngiltere ve Fransa, Rusya ya yardım etme bahanesiyle Osmanlı topraklarına
saldırdı. Çanakkale önlerine geldi. Böylece, Osmanlı da kendini savaşın içinde
buldu.
Çanakkale yi geçmek için nice tuzaklar kuruldu, oyunlar
oynandı. Basel de alınan kararların sinsice nasıl uygulandığını bilmeden
Çanakkale yi anlamak mümkün değildir. Ekrem Şama Bey in hazırladığı Hilelerle
Çanakkale adlı eserde konuyla ilgili yeterli bilgi bulunmaktadır.
Çanakkale harikası, düşmanlarımızın en sinsi plânlarını
uyguladığı, devletimizin uzun savaş yıllarında yorgun ve fakir düştüğü tarihin
en zor döneminde yaşanmıştır.
Millî Görüş ün muhterem lideri Erbakan Hoca nın şu sözü
Çanakkale de yaşanan gerçeğin yansımasıdır: Tarihte kazandığımız zaferlerin
hepsi, silahla değil, maddî üstünlükle değil; îmâân, îmââân, îmânla
kazanılmıştır.
İMAN VE AZMİN ZAFERİ
Mazlum bir milleti yok etme amacı güdülen Çanakkale de,
madde ve mühimmat fayda vermemiş, Anadolu nun yiğit evlatları iman dolu
yürekleriyle milletimizin inanç, vatan ve namusunu tehdit eden düşmanları
püskürtmeyi başarmıştır. Mehmetçik Çanakkale de şahlanmış, emperyalistlerin
plânlarını alt üst etmiştir. Akif, Çanakkale sebebiyle Mehmetçik e duyduğu
hayranlığı şöyle ifade eder: Âsım ın nesli Diyordum ya Nesilmiş gerçek, /
İşte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek!
Erbakan Hoca sık sık şöyle derdi: Bir milletin asıl gücü
topu, tankı değil; millî ve manevî değerlere göre yetişmiş imanlı gençliğidir.
Bugün Batılılar, Türkiye deki işbirlikçilerini de
kullanarak Çanakkale deki o sarsılmaz imanı erozyona uğratarak gençlerimizi
dejenere etmeye çalışmaktadır. Hükümet, 2004 te, Ceza Yasası ndan zina suçunu
kaldırmış, o günden bugüne ahlâk tahribatı artarak görülmemiş bir noktaya
ulaşmış, hatta ülkeyi tehdit eder duruma gelmiştir. Sorumluluk mevkiindekiler
bunu niçin ciddiye almıyorlar
Yozlaşma ve yabancılaşmanın boyutunu anlatmak için
yaşadığım bir olayı sizlerle paylaşmak isterim: Bir üniversite öğrencisiyle
aynı koltukta otobüs yolculuğu yaptık. Kamu Yönetimi okuyor. Apartta kaldığını
söyleyince, apartların durumunu sordum. Dedi ki:
Hocam, apartların durumunu siz sormayın, ben de
söylemeyeyim.
Israr etmedim. Peki, okulunuzun durumu nasıl, diye
sordum: Cevap şöyleydi:
Bizim bölümde 180 öğrenci var. Erkeklerden 2-3 kişi, kızlardan
2-3 kişi ders ve okulun hakkını vermeye çalışıyorlar. Geri kalan 175 kişinin
okulla, dersle ilgileri yok. Kız erkek arkadaşlığı ile gününü gün ediyorlar.
Yetkililer, apart ve üniversite çevrelerinde neler olup
bittiğini öğrenmek için bir araştırma yaptırırlarsa, çarpıcı sonuçları yakından
göreceklerdir. İlim ve irfan yuvası olması gereken yerler böyle olursa,
gerisini siz düşünün!
ÇANAKKALE ŞUURU LÂZIM
Bu olayı niçin anlattım İşbirlikçi yönetimlerin
Çanakkale harikasını oluşturan bir milletin evlâtlarını ne duruma
getirdiklerini ortaya koymak için!
Bu millet, tarihte edep ve iffet âbidesi olarak
bilinirdi. Onu, para ve maddeye öylesine bağlı hale getirip narkozladılar ki,
AB istedi diye zinayı suç olmaktan çıkaranlara karşı tepki gösteremez duruma
geldi. Kız ve erkek öğrencilerin apartlarda beraber yaşaması hızla
yaygınlaşırken, kurumsal olarak Millî Görüşçülerden başka şikâyet eden yok.
İbni Haldun şöyle der: İnsanlar yöneticilerin dini üzerinedir.
Küçük bir dünya menfaati, çocuğunu bir işe yerleştirme
endişesi veya gaflette olma gibi sebeplerle dinimizin kesin hükümleri nasıl da
göz ardı ediliyor!
Çanakkale Zaferi miz, çocuklarımızı ahlâkî ve manevî
değerlere göre yetiştirmemizin zorunluluk olduğu mesajını veriyor.
Savaşın yaşandığı toprakların her metre karesine ortalama
6 bin merminin atıldığı Çanakkale de, iman cevherinin ne yenilmez güç olduğunu
görüyoruz: Top tüfekten daha sık gülle yağan mermiler, / Kahraman orduyu
seyret ki bu tehdide güler.
Çanakkale, varlık yokluk mücadelesi verilen bir günde,
maneviyatın maddeye üstünlüğünü ortaya koymuştur. Şehadet özleminin en büyük
güç olduğunu göstermiştir.
Siyonizm in Osmanlı yı yıkıp İsrail i kurmak istediği bir
dönemde, sömürgeciler Mehmetçik in sarsılmaz imanıyla yüz yüze geldi. Çanakkale
Zaferi bütün insanlığın iyiliğine oldu. Çünkü emperyalistler Çanakkale yi
geçselerdi, Osmanlı yı parçalayıp, büyük İsrail i kurarak bütün dünyayı
Filistin misali kan gölüne çevireceklerdi.
Bu sebeple, Çanakkale olayı çok iyi anlaşılmalı, Türkiye
yeniden Millî Görüş üne dönerek insanlığın huzur ve barışını sağlayacak Yeni
Bir Dünya nın bir an önce kurulmasına öncülük etmelidir.