Öğretmen ve öğrenciler ilk kez ilk sınıfta buluşuyorlar.
Öğretmen mesleğine ilk adımı atmanın heyecanı içindedir. Önce öğrencilerle
tanışıyor, sonra da öğrencilerin hem derse katılımları hem de nasıl bir yapıya
sahip olduklarını öğreniyor.
Öğretmen bakıyor ki Ali nin bilgisi var, Mehmet çalışkan,
Mustafa dürüst ve güvenilir, Salih temiz, Saffet saf, Mümin ise disiplinli ve
kararlı Bu öğrencilerin yanı sıra diğer birkaç öğrenciler arasında yer alan
Hurşit güven vermiyor, Kadir ne yapacağını bilmiyor, Muzaffer derse değil ama
haşerelikte sınıfa hâkim, Cömert paylaşımcı değil, Kahraman arkadaşlarının
kalem ve silgilerini yürütüyor, Celal in sınıfta dövmediği öğrenci yok, Sadık
öyle tutarsız ki bir dediği diğerini tutmuyor.
Öğretmen öğrencilerini tanımaya başlayınca haliyle
çalışkan, dürüst, sempatik ve temiz öğrencilerle daha fazla ilgileniyor. Bu
öğrencilerin arkadaşlarına göre seviyeleri de malum. Diğerleri ise
yaramazlıkta, yalanda, hırsızlıkta, kavgalarda becerilerini daha da
geliştirerek bu alanda sınır tanımıyorlar. Öğretmen ve idareciler kötü
alışkanlıkları devam eden öğrencileri ıslah etme noktasında sonuca gitmede
zorlanıyorlar. Zamanla eğitim camiasındakiler de bu öğrencilerden yaka
silkiyorlar.
Öğretmen her derse girdiğinde ikinci sınıf zümreleri
konumundaki öğrencileri her seferinde paylamak durumunda kalıyor, kulaklarını
çekiyor, olumsuz davranışlarını istemese de söylemek mecburiyetinde kalıyor.
Her öğrencinin de bir mizacı vardır. Ailenin, okulun ve
çevrenin olumsuzluklarıyla kendini ifade etmeye çalışmaktadır. Karşımıza da hiç de iyi bir kimlikle
çıkmamaktadır.
Öğrencilerin güzel ahlâklı, dürüst, güvenli, çalışkan ve
bilgi sahibi olabilmelerinde öğretmenin yaklaşımı eğitim ve öğretim açısından
son derece önemlidir.
Bir öğretmen öğrencileri iyi tanımak mecburiyetindedir.
Öğrencilerin durumlarını göz önüne alarak yaklaşımlarda bulunmalıdır. Başarılı
öğrencileri ödüllendirirken başarısız olan, haylazlık eden, sınıfın huzurunu
bozan öğrencileri de ihmal etmemelidir.
Öğrenciler çocuk yaşlarda yalana alışmakta, sokakta veya
televizyonda gördükleri kavga sahneleri sebebiyle de adeta kendilerini bir
hayal kahraman yerine koymaktadırlar. Ruhlarında yerleşen kavgacı olgusu da
okulda güçlendirme eğilimi taşımaktadır. Bu nedenlerle öğrencilere kötü
alışkanlıklar yerine iyi ve güzel davranışlar kazandırılmalıdır. Öğrenci yalan
yerine doğru konuşmayı görmeli veya göstermelidir ve kabul etmelidir. Haram
yerine helal içinde olmalı ve bilmeli, bu durum içinde olması için de okul ve
aile gayret etmeliler.
Çocukların etkileşimlerinde özellikle televizyonun çok
önemli bir etkisi vardır. Yedi yaş üzeri simgeli TV programlarından acaba ne
kadar uzaktırlar Ekranlarda çocuklara yasaklandığı sanılan programlar gerçekle
ilgisi ne kadardır ve ekranlara yapılan denetimler ne durumdadır Bu soruların
da cevap bulması gerekiyor.
Çocukların eğitim ve öğretiminde kalite olmalı ki
ilkokullarda başlayan tahsil hayatı sonuna kadar aksamadan korunabilsin. Aksi
durumda hiç de hoş olmayan iç karartıcı, bıkkınlık veren, toplum hayatını
olumsuz etkileyen haberleri seyretmekle kalmayız ve ne çare ki yaşarız ki Allah
korusun!
Çocukların hayatı bizim hayatımızdır. O halde ne yapmalı
Kısaca ifade etmek gerekirse; düşünmeye, duaya, eğlenmeye, gülmeye, okumaya,
sevmeye, anlamaya ve anlaşmaya, vermeye, çalışmaya vakit ayırmalıdır.
Paylaşımların en güzel yanlarından biri de teşekküre de vakit ayırmalıdır;
vazgeçilmediği sürece tüm başarısızlıklar geçiciliğini yitirir.
Toplum bugün çektiği acıları iki önemli sebepten çekiyor;
biri eğitimsizlikten biri de inanmasına rağmen din kardeşliğinde samimi
olmamasından.