İktidar sözcülerinin “normali anormal, anormali de normal” gibi tanımlayan açıklamalarını ilk duyduğumuzda “bu nasıl laf” diye kızıyorduk!
Sonraları bu durumu kanıksamış olmalıyız ki, duyduğumuzda “gülüp geçmeye” başladık!
Ama bizim “gülüp geçtiğimiz” bu tür açıklamaların ardı arkası kesilmemeye başladı!
Hatta dozajı giderek arttı!
Siyasi rakiplerini “işgal gücü” sanmalarını, normal seçimi “siyasi darbe girişimi” olarak tanımlamalarına tanık olunca ne kızdık ne de gülüp geçtik!
Artık bir an evvel “normali normal, anormali de anormal” olarak görmeleri için onlara dua etmekten başka bir şey yapmıyoruz!
Bu arkadaşlar son günlerde kendilerini gerçekten bir “kurtarıcı” gibi görmeye başladılar!
Üstelik sadece Türkiye’ye değil, tüm dünyaya “huzur” getirmekten söz eder oldular.
Şam’a da biz huzur getireceğiz diyorlar.
Bağdat’a da biz huzur getireceğiz diyorlar.
Kabil’e de biz huzur getireceğiz diyorlar.
Saydıkları bu yerlerden kendilerine “bize huzur getirin” diye bir çağrı mı geldi acaba?
Böyle bir çağrı yoksa kendi kendilerine mi karar aldılar?
Kim bilir belki de çok çalışmaktan yoruldukları için böyle açıklamalar yapıyorlardır!
Biraz dinlenebilseler!
Dünyaya “huzur” getirmeden önce kendi yakın çevrelerine huzur getirmeyi deneseler, nasıl olur acaba?
Sanırız ne dediklerinin pek farkında değiller!
Farkında olsalar “siyasi darbe girişimi” dedikleri seçimi kazanmaları halinde “her yere huzur getirme” gibi bir iddiada nasıl bulunabilirler!
Evet, önceleri duyunca kızdığımız, sonra gülüp geçtiğimiz açıklamaları duyunca artık ne kızıyoruz ne de gülüp geçiyoruz.
Açıklama sahiplerine sadece dua ediyoruz.
Çoğunu yıllardır tanıyoruz.
Eskiden böyle değillerdi ve ağızlarından böylesine iddialı laflar çıkmazdı. Şimdi kendilerini tanımakta zorlanıyoruz.