El alem ne der, nasıl düşünür, nasıl değerlendirir kaygısı ile yaşayan kimselerin en büyük korkuları dışlanmaktır. Dışlanmak, kabul edilmemek ve sevgiden mahrum kalmak ölüm kadar zor gelir onlara. Yoğun bir sevgi açlığı çekmekte ve çevrenin beklentilerine uygun hareket etmedikleri taktirde elde edebilecekleri sevgiye ulaşamayacaklarını düşünmektedirler. İşte kadının korkusu da tam bu yöndeydi. Yalnız kalırım, sevmezler, arayıp sormazlar diyor insanların her isteğine boyun eğiyordu. Çevresinde yer alan kişilerin verebileceği her şey onun için büyük önem taşıyor ve bütün yaşamını buna göre düzenliyordu.

Kadın kendini bildi bileli sürünün bir parçası olarak görmüştü. Çevrem dediği kişiler, akraba, arkadaş ve komşulardan oluşmaktaydı ama o bunları yaşamını yönlendiren itici kuvvetler olarak görmekteydi. Onların rızası ya da yönlendirmesi olmadan bir adım dahi atamıyordu.

Bir ay önce sürünün kurallarını aşarak istediği bir şeyi yapmaya karar verdi. Oturma odasının perdesini kendi zevkine göre aldı. Bu onun pek alışık olduğu bir şey değildi. Daha önce evin boyasını değiştirmeye karar vermiş bunu en az on kişiye danışmıştı. İlk defa kendi istediği bir şeyi yapmıştı. Bu onu hem çok mutlu etmiş hem de korkularının tetiklenmesine neden olmuştu. Ya beğenmezlerse ne olacaktı El alemin ağzı torba değil ki büzesiniz, ilk haftadan itibaren başladılar eleştirmeye.

Hafta sonları özel bir kursa kaydolmuştu ama tasvip etmediler. Çocuğu İmam Hatip Okuluna kaydetmek istedi, olmaz onun yerine Anadolu lisesi olsun dediler. Yaz tatilini köyünde geçirmeye karar verdi fakat bundan öteye gidemedi. Kadın etrafı çitlerle çevrili bir mekanda yaşıyordu. Çevrem dediği kesim kendisini hangi yöne sürüklediyse kendini o yöne doğru gitmek zorunda hissediyordu. Bu oldukça yorucu bir şeydi. Fakat bir gün kendine şöyle bir soru sordu. El alemden önce kendi taleplerimi dikkate alsam ne olur Beğenmeseler, dışlasalar ne kaybederim Bu soru onun hayatını değiştirdi. Artık sürüye uymuyordu. Uzunca bir zamandır kullanmadığı aklını kullanıyor ve kendi hayatının rotasını kendisi belirliyordu. İlk günler dışlanmıştı, yakınlar onu sürüye yeniden dahil edebilmek için hayli çaba göstermişlerdi. Ama kadın kendine söz vermişti artık hayatını kendisi yönetecek, yaşamını başkalarının yönlendirmesine izin vermeyecekti.