Tarih; 7 Mayıs 2020… Yani bundan kısa bir süre önce…

Çorum Haber gazetesi Genel Müdürü Mehmet Yolyapar’a bir mektup gelir.

Mektubu gönderen, önceki gün Hakk’ın rahmetine kavuşan, Erbakan Hocamızın yakın çalışma arkadaşlarından ve Milli Görüş teorisyenlerinden, Çorum’da efsane hizmetlere imza atan Çorum eski Belediye Başkanı Prof. Dr. Arif Ersoy’dur.

Peki, mektupta neler vardı? Okuyalım mı;

* “Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkarak ortak paydalarda birlikte hareket etmeliyiz.”

* “Covid-19 salgınına karşı ortak paydalarımızda birleşerek önemli başarılar elde ettiğimiz gibi siyasi, iktisadi ve sosyal hayatın her alanında yardım ve dayanışmayı sürdürebilecek önlemleri öncelemeliyiz.”

* “Hayırda ve iyilikte yarışmalıyız. Kötülüğe, kin ve nefrete yol açan söylem ve eylemlerden vazgeçmeliyiz.”

* “Herkesi dinlemeliyiz; ilimde doğru olanı, ahlakta iyi ve sanatta güzel olanı, iktisatta israf etmeden faydalı olan mal ve hizmet üretiminde verimliliği ve siyasette ise temel hak ve özgürlükleri korumayı ve paylaşımda adaleti tesis etme gayretlerimizi öne çıkartmalıyız.”

* “Felaketlerden ders alır ve her aşamada yardımlaşma ve dayanışmayı artırır isek, koronavirüs felaketinin kısa bir zamanda üstesinden geliriz.”

* “Hatırlayalım, hani bir zamanlar ülkemiz gibi Çorum’da da farklılıklarımızı şer mihraklar kavgaya dönüştürmüştü. Komşuyu komşuya düşman etmişlerdi. Biz Çorumlular olarak hep birlikte farklılıklarımızı birlik nedeni haline getirdik. Parti ve düşünce farkı gözetmeden hep beraber Çorum’u Avrupa’nın en temiz kenti haline getirdik…”

* “Saygıdeğer Mehmet Bey; Çorum’un birlik ve bütünlük içinde gelişmesine bir basın mensubu olarak yaptığınız hizmetlerden dolayı sizleri ve bütün yerel medyamızı tebrik ediyorum… 05 Mayıs 2020”

***

Prof. Dr. Arif Ersoy’un mektubu bu minvalde… Mektuptaki ifadelerin nezaketine, zarafetine bakar mısınız?

MERHUM ARİF ERSOY’LA SON GÖRÜŞMEM…

Millet Caddesi üzerinde bulunan ve buram buram tarih kokan Çapa Fen Lisesi’nde gerçekleştirilen, Şuurlu Öğretmenler Derneği’nin (ÖĞ-DER) 6. Uluslararası Eğitim Konferansı’na davetliydim.

Çapa Fen Lisesi Müdürü Kemal Karabulut’un odasına girdiğimde daha öncesinden tanıdığım, görüştüğüm bir aşina isimle karşılaştım; Prof. Dr. Arif Ersoy. Konferansa konuşmacı olarak iştirak etmişti. Bir süredir İstanbullu olmuştu; İlim Yayma Cemiyeti’ne ait olan Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde dersler veriyor, aynı zamanda idarecilik de yapıyordu. Sohbet ettik. “Üniversiteye de mutlaka beklerim!” dedi.

***

Her zaman şunu söylüyorum; güngörmüş, yetişmiş, kanaat önderi diyebileceğimiz değerlerimizle, insanlarımızla keşke daha fazla görüşebilsek, dinleyebilsek onları… Sadece Çorum’daki icraatları bile hakkında tez yazılacak bir isim, Arif Ersoy.

Prof. Dr. Arif Ersoy’a Allah’tan (c.c.) rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun. Âmin.

SANKİ BİRİ MAZLUMUN SESİ, DİĞERİ ZALİM!

Amerika=Rusya! Affedersiniz yanlış oldu. Doğrusu şöyle olacaktı; Rusya=Amerika! Tencere, kapak misali…

* Ha Hasan kel! Ha kel Hasan!

* Keller sağırlar, birbirini ağırlar!

* Yok aslında birbirimizden farkımız, biz ……. Bankasıyız(!)

* Yok aslında birbirimizden farkımız, ikimiz de aynı hamurdanız!

* İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız!

* Birbirimizden ayrıldığımız noktada buluşalım!

* Kavga eder gibi görünelim, hatta ağzımızı burnumuzu kıralım ama ilerde köşe başında buluşalım!

* Farkımız göbeğimiz!

En çok da sonuncusunu tuttum: ‘Farkımız göbeğimiz!’ Acaba, hangimiz daha çok sömüreceğiz! Acaba hangimiz daha çok mazlumları mağdur edeceğiz! Acaba hangimiz daha çok Siyonizm’e hizmet edeceğiz!

* Sanki biri hakkı savunurken diğeri batıl!

* Sanki biri mazlumun sesi, diğeri zalim!

* Sanki biri emperyalist, diğeri paylaşımcı!

* Sanki biri darbe sever, diğeri darbe savar!

* Sanki biri iyi, diğeri kerih!

* Sanki biri mübah, diğeri mekruh!

* Sanki biri helal, diğeri haram!

* Sanki biri hamiyetperver, diğeri dışlayıcı!

* Sanki biri A, diğeri Z!

***

Sanki yukarıdaki 'sanki'lerden sonuncusu doğru gibi! Peki, neden mi;

* Amerika ve Rusya, zaten birbirine komşu iki ülke! Zıt kutuplarda gibi gözüküyorlar ama esasen 'A' ve 'Z' kadar birbirlerine yakınlar! Kollarını arkadan uzatarak el sıkışıyorlar!

* Amerika ve Rusya, tarih boyunca birbirinin ayağına basmayan iki ülke!

* Amerika ve Rusya, zıtmış gibi görünen ancak menfaat ve sömürü devreye girdiği zaman aynı noktada çaktırmadan buluşan iki sevgili gibi!

* Amerika ve Rusya, yıllarca NATO ve Varşova kamplarıyla dünyayı ayırarak emperyalist çıkarlarını sürdüren iki devlet!

* Amerika ve Rusya, kuyruklarında 40 teneke bağlı olmasına rağmen bu 40 tenekeyi de birbirine değdirmeden işlerini saman altından yürüten ve sürdüren iki ülke!

* Amerika ve Rusya, neticede her ikisi de Siyonizm’e hizmet eden iki ülke!

***

Ne ABD ne Rusya, tam bağımsız Türkiye! Doğrusu budur!

ŞU ALTI CÜMLEYİ LÜTFEN OKUYUN!

* “Bize, önce tohum verdiler. Tohumlar böcekleri çekti. Bu sefer böcek ilaçları sattılar bize. Böcek ilaçları hastalıklara neden oldu. Bu sefer insanlara ilaç sattılar. Tohum satan, tarım ilacı satan, insanlara ilaç satan, aynı firma.” (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu)

***

Sizin de yakından bildiğiniz, tanıdığınız bir ülkenin dünyaca meşhur bir ilaç firması var. Dev bir ilaç şirketi. Bu ilaç şirketi aynı zamanda bir ‘tohum’ şirketi. Tohumu bu şirketten alıyorsunuz. Şimdi sıkı durun; tarım ilacını da aynı firmadan alıyorsunuz! Şimdi daha da sıkı durun; insanlara ilaç satan da aynı şirket!

“Hasta garantili hastaneler!” gibi “hasta garantili tohumlar!..”

Gel de Üstad’ı anma, tam da bu noktada;

“Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa / Yaşasın kefenimin kefili karaborsa