Milletçe PKK tarafından çocukları dağa götürülen anaların protesto gösterilerine ve yaktıkları ağıtlara tanık oluyoruz!

Analar çocuklarının kaçırıldığını ileri sürüp geri dönmelerinin sağlanmasını istiyorlar!

Ve bunun içinde Diyarbakır’da oturma eylemi türünden gösteriler yapıyorlar!

Ne var ki Diyarbakır’ın BDP’li Belediye Başkanı bu gösterilere sıcak bakmıyor, destek vermiyor! Yani evlatları dağa kaçırılan anaların ağlamasına bile tahammül gösterilmiyor! Bu arada konuyla ilgili açıklamalar yapılıyor! Açıklama sahiplerinden Sırrı Süreyya Önder özetle diyor ki:

“Kaçırılma olayı yok. Çocuklar geri dönmek istemiyor. Kandil 18 yaş altını göndermek için elinden geleni yapıyor!”

Bu sözlerden ne anlaşılıyor

Çocukların dağa PKK tarafından zorla götürülmedikleri ve kendi istekleri ile gittikleri anlaşılıyor, değil mi Tam bu açıklamanın gerçekleri ne kadar yansıttığı üzerine kafa yormak üzereyken bir de bakıyoruz ki İmralı sakini Öcalan da konuyla ilgili bir açıklama yapmış! Öcalan diyor ki:

Dağda kalmak istemeyen çocuklar evlerine teslim edilmeli! Öcalan tarafından yapılan bu açıklama Sırrı Süreyya Önder’in ileri sürdüğü tezi silip süpürmüyor mu

Demek ki çocuklar dağa gönüllü olarak çıkmamışlar! Demek ki çocuklar arasında dağda kalmak istemeyenler de varmış!

Öcalan bile dağda kalmak istemeyen çocuklar olduğunu kabullenmiş görünürken Sırrı Süreyya Önder tarafından ileri sürülen “Çocuklar geri dönmek istemiyor” iddiası havada asılı kalmıyor mu

Hem Kandil 18 yaş altını göndermek için elinden geleni yapıyorsa hem de Öcalan dağda kalmak istemeyen çocukların derhal evlerine teslim edilmesini emrediyorsa yapılması gereken şey açık değil mi

“Çocuklar geri dönmek” istemiyor gibisinden sudan bir bahanenin ardına saklanmak yerine bu çocukları biran evvel ailelerine teslim ederek anaların gözyaşını durdurmak en mantıklı hareket olsa gerek!

Diyarbakır Belediyesinin de anaların protesto gösterilerine mani olmak yerine onlara arka çıkması çok daha sağlıklı bir tavır olur!

Bir taraftan çözüm sürecinin hızlanması için talepte bulunurken bir taraftan da çözüm sürecinin ruhuna aykırı bu tür eylemlerden özenle kaçınmak gerekmez mi

Evet, “ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar” diyenler bir kez daha haklı çıktılar! Kim ağlayan anaların gözyaşını durduracak adımları atarsa kârlı çıkacak o olacaktır! O gözyaşlarını görmezden gelenler ise kaybetmeye mahkûmdurlar!

Ne “Bazı aileler para karşılığı eylem yapıyorlar” açıklamasını tuttuk ne de “Çocukları arayıp bulma kurumu değiliz” açıklamasını! Bu açıklamaları BDP’li politikacılara hiç yakıştıramadık!