Bir facianın eşiğindeyiz. Üzerimize abandırılan bir propaganda sağanağıyla felaketlere sürüklenen bir süreçteyiz ne yazık ki. Suriye bataklığına bulandırıldığımızdan beri kimin ne yaptığı belirsiz.

Bir yandan Suriye’deki zalim bir yönetimin ve kralın devrilmesi gerekçesi, bir yandan Suriye muhaliflerinin acaip dostları, bir yandan gerçekten cihad ruhuyla orada bulananlar. Bu sonuncu grup sadece bir ara malzeme. Asıl söz sahibi olanlar diğerleri. Suriye halkının dostları diye tanımlananlar Batının en azman emperyalist ülkeleri. İngiltere, Amerika, Fransa, İtalya, Almanya ve tabii İsrail. Bir diğer yanda bir zalimden kurtulma gerekçesiyle görünürde iyi niyetle işin içinde olan, fakat bu bataklığa itilen Türkiye. Türkiye, bu süreçte arabulucu, çözüm yolları arayıcı olmak yerine doğrudan bu karmaşanın tarafı durumunda.

Bir süredir Irak işgali sırasında olduğu gibi yeniden “yalan imparatorluğu” tarafından informe edilen, yani bilgi sızdıran bir güç. Bu güç, sistemini yalan üzerine kurgulamış durumda. Irak olayında Saddam’ın kimyasallarının ne kadar yalan olduğu bugün kendileri açıklıyorlar. Kimyasal silahlar yoktu diyorlar. Bugün bir benzer oyun oynanıyor ve insanlar buna her zaman olduğu gibi inandırılıyor. İnanıyorlar da. Çünkü kanıtlar çok güçlü!

Türkiye batılı emperyalistleri Suriye’ye sürekli müdahaleye çağırıyor. Kendisi bir adım atmaktan aciz ve hatta atamıyor. Çünkü egemenler buna asla izin vermiyorlar. Bölgede Müslümanların kendilerinin müdahil olmalarını, iradeyi ellerine almalarını istemiyorlar, izin vermiyorlar. Türkiye’ye biçilen rol bir yanıyla bu çatışmalardan kaçan mültecileri barındırmak, onları ibate etmek, bir yandan da sadece bir izleyici konumunda olmak. Elbette bu çok tuhaf bir durum. Türkiye’nin bu açmazı sadece bir yakınma, bir bağırma, bir telaştan ibaret. Bir yanıyla da emperyalizmin doğrudan müdahalesine çağrıda bulunmak. Asıl yadırgatan da bu.

İsrail, doğrudan Türkiye’nin bu çağırısına uyarak birkaç kezdir Suriye’yi bombalıyor. Bu bombalamalar sırasında ne kadar insan öldüğü elbette bilinmiyor. Çünkü bilgi kaynakları bu konuda ketum. Yani dünya kamuoyunu informe etmiyorlar, yani bilgilendirmiyorlar. Peki Türkiye İsrail’in bu çağırıya uymasından neden rahatsız Suriye’ye müdahalede bulunulmasını isteyen Türkiye değil mi İsrail Amerika’dan ayrı düşünülebilinir mi

Bir süredir bir takım ciddi olaylar yaşanmakta. Hatay Reyhanlı’daki şimdilik en sonuncusu. Bundan sonrası ne olacağı bilinmiyor.

Sayın Başbakan Amerika’nın Suriye’ye doğrudan müdahalesini istediler, Türkiye’nin kendilerine yardımcı olacaklarını da anımsattılar. Ardından bu yalanlanmaya çalışıldı. Bu durum Irak işgali sırasındaki 1 Mart tezkeresini anımsatmıyor mu Bu tezkereye karşı çıkanlar hala cezalandırılmıyor mu İktidar partisi bu tasarıya karşı çıkan milletvekillerini tasfiye etti. Karşı çıkan askerler de tasfiye edildiler. Kaldı ki onlar Amerika’nın bir dediğini iki etmeyenlerdi.

Bu karmaşık durumun Sayın Başbakan’ın Amerika gezisi öncesi olması bir rastlantı mı Bu eylemin şimdi adı ne olursa olsun, kim tarafından yapılırsa yapılsın belli güç odaklı olduğu kesin.

İki gündür, medya üzerinde yorum yapan bilirkişiler, yani akademisyenler, yani stratejistler olayın faillerini şimdiden belirlemiş durumdadırlar. Ve bu olayların yorumunun hemen ardından İsrail ile emperyalizmin haklı gerekçelerini sayıp döküyorlar. Asıl suçlu da belli. Suriye ve onun arkasındaki İran. Rusya gibi ülkeler işin sadece görünen bir tarafı, yanı gerekçelendirmenin bir küçük bahanesi.

İsrail ve Amerika özellikle Suriye bağımsızlığı için savaşan radikal unsurlardan rahatsız ve onların tasfiyesi merkezli bakıyor. Yani onlara asla bir fırsat tanınmayacak. Zaten İsrail’in operasyonları bu eksen üzerine. Ve tabii akan Müslüman kanı bize de sıçradı, canımızı yaktı. Bunun altından nasıl kalkılacak asıl merak konusu olması gereken de bu.

Suriye işgali tamamlandığında olayalar duracak mı, dinecek mi Bu da boş bir hayal. Bugün Irak’ta Afganistan’da, Pakistan’da hemen her gün akan kan bundan çok mu farklı

Türkiye neden bu emperyalist oyunların küçük bir oyuncağı konumunda Neden