Bu köşede, bir Türk asıllı Alman vatandaşı olarak, Avrupa’da yaşayan toplumumuzun güncel meselelerini, Türkiye-Avrupa ilişkilerinin seyrini ve siyasetin her iki yakasındaki gelişmeleri gurbetçinin gözünden değerlendireceğim.
Amacım, Avrupa’daki Türklerin sesine tercüman olmak; hem içinde yaşadığımız ülkelerdeki siyasi atmosferi hem de anavatandaki gelişmeleri gurbet penceresinden samimi bir dille sizlere aktarmak.

Bazı rakamlar sadece veri değildir; toplumsal bir çığlığın, görmezden gelinen bir acının ifadesidir. Almanya’daki “Kadına Yönelik Şiddet” yardım hattı (Hilfetelefon „Gewalt gegen Frauen“) 2024 yılında 61.235 danışma görüşmesi ile kurulduğu 2013 yılından bu yana en yüksek başvuru sayısına ulaştı.

Bu bilgi, 27 Mayıs 2025 tarihli Bild gazetesinde yayımlanan ve Almanya Aile Bakanlığı’na bağlı resmi yardım hattının yıllık verilerine dayanan haberde açıkça yer aldı. Yani bu bir araştırma değil, kurumsal verilerle ortaya konmuş somut bir durumdur.

Başvuranların büyük çoğunluğu hâlâ aynı iki nedenle yardım istiyor: Ev içi şiddet ve cinsel şiddet. Bu iki başlık, başvuruların %72’sini oluşturuyor. Üstelik yardım isteyenlerin dörtte biri bizzat mağdur kadınlar.

Almanya gibi sosyal sistemin güçlü olduğu bir ülkede dahi, şiddet hâlâ bu kadar yaygınsa, sorunu sadece “başka yerlerde daha kötü” diyerek ötelemek mümkün değil. Bu, yalnızca Almanya’nın değil, hepimizin meselesi.

Düşünün ki, insanlar artık susmuyor, yardım istiyor. Çoğu kadın yardım hattını telefonla arıyor, bir kısmı online sohbet hizmeti üzerinden ulaşıyor. Çünkü yaşadığı karanlığa bir kapı açmak istiyor. Çünkü yaşamak istiyor.

Peki bizler ne yapıyoruz?
Toplum olarak bu sesleri duyuyor muyuz?
Sadece yılda bir gün “kadına şiddete hayır” demekle yetiniyor muyuz?

Bu rakamlar bizi sarsmalı. Ama sadece sarsılmak yetmez.
Yasal mekanizmalar etkin çalışmalı, şiddet önleyici eğitimler erken yaşta başlamalı, mağdur kadınlara yönelik koruyucu ve onarıcı politikalar güçlendirilmelidir.

Ve unutulmamalı: Şiddete karşı çıkmak sadece mağdurun değil, tüm toplumun sorumluluğudur.

Susturulan kadın değil, konuşan kadın güçlüdür.
Şiddetin değil vicdanın yükseldiği bir toplum istiyorsan,
Bugün susma.
Konuş, sahip çık, ses ol!

Şaban Turhal
27.05.2025
Freising