Avusturya’nın Cumhurbaşkanı Adaylarından Alexander Van Der Bellen, Türkiye’nin AB üyeliğini kastederek; “Hayal kurmayın, giremezsiniz!” buyurmuş. Aman ne üzüldük, ne üzüldük. Yahu Bellen Ağa, bizim 53 yıllık mesaimiz, bu uğurda yüz milyarlarca dolar harcamamız, AB’yi girmek uğruna yirmi bine yakın kanun çıkarmamız ne olacak? Hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Biz bu AB’ye girmek için neler yaptık! Bizi ilkokul öğrencisi gibi imtihana tabi tuttunuz, hepsine katlandık. AB’ye giriş için fasıl üstüne fasıl açtınız. En son 33. Faslı açtınız. Her fasılda ne buyrulduysa yaptık. Sadece vizesiz seyahat için bize dayatılan 72 kriterden 65’ini yerine getirdik. Yahu daha ne istiyorsunuz? Ülkenin idaresini anahtar teslimi size mi bırakalım? Sizin köleniz olduğumuzu mu ilan edelim? Bunu mu istiyorsunuz?.. Ben politikacılara karışmam, ama bin yıl üç kıtaya hükmetmiş şanlı bir tarihi olan ülkemin bir vatandaşı olarak konuşacağım: Bellen Ağa ve AB’nin bilumum ağaları, şahsen bizi AB’ne alıp almamanız hiç umurumda değil. Alınız, AB’nizi başınıza çalınız! 15 Temmuz’dan sonra zaten bütün maskeler düştü. İnanın artık zerre kadar umurumuzda değilsiniz. Bizim iki milyara yakın Müslüman kardeşimiz var. 65 İslâm ülkesi var. Bu Müslüman topluluğu ile iyi geçinmek suretiyle dünyada da huzur ve refah içerisinde yaşamayı akledecek 120’ye yakın ülke var. Biz de Müslümanlar olarak kendi başımızın çaresine bakarız, kendi birliğimizi kurarız. Gerisini siz düşünün…
Sahi artık sabır taşı da çatladı. Şu NATO’dan, şu BM’den ne hayır gördük. Biz ne hayır gördük, 65 İslâm ülkesi ne hayır gördü, dünyanın mazlum ve mağdur insanları ne hayır gördü? Sahi siz âlemi kör ve sağır mı zannediyorsunuz. Dünyada neler olup bittiğinin herkes farkında. NATO’yu bir “haçlı kılıcı” gibi kullanmak istediğinizin, BM’yi, Haçlıların işgaline ve Yahudi istilâcılığına zemin ve imkan hazırlamak için kullandığınızın şuûrunda…
“Dünya 5’ten büyüktür” deniliyor. Evet doğrudur. Ben de işin daha doğrusunu söylüyorum: Allahu Zülcelâl, kendisinde güç vehmedenlerin hepsinden büyüktür. “Lâ ğâlibe illâllah!”
İnanın artık, kaprislerinizden, emir buyurmalarınızdan, bizi istediğiniz yere çekip götüreceğinizi zannetmenizden bıktık. Beyler, yeter artık! Kaprislerinizi, da gururlu gururlu havaya diktiğiniz o Pinokyo burnunuzu da, köhnemiş iğrenç senaryolarınızı da alıp gidin! Düşün yakamızdan!
Vizesiz Avrupa için, 18 Mart 2016’dan itibaren iki ayda 72 kriterin 67 tanesini yerine getiren ülkemize “5 kriteri de yerine getirin” denildi. Polis ve adliyede de tam olarak işbirliğine girilmesi isteniyor. Bütün bilgilerin kendilerine verilmesini arzu ediyorlar. Yani devlet mahremiyeti kalmasın, bütün bilgiler bizim elimizde olsun, diyorlar. İsrail de NATO’ya girsin, NATO İsrail’in bekçisi olsun, diyorlar. Diyorlar da diyorlar… 90 yıldır ensemizde boza pişirdiğiniz yeter. Biz 15 Temmuz’u yaşamış ve göğüslemiş bir milletiz. Artık maskeler düştü. İsterseniz alayınız toplanıp gelin. Biz size boyun eğmeyeceğiz, sizin köleniz olmayacağız. Bize bütün dayatmalarınızı da emir verir gibi üst perdeden konuşmalarınızı da reddediyoruz. Ben şerefli bir mâzisi olan, dünyanın en izzetli topraklarının ferdiyim. Öyle diplomatik üslupla konuşmaya, sizi pışpışlamaya da mecbur değilim. Hak bildiğimi söylerim. Ben Hakk’a güvenmekteyim. Sırtımı dayadığım yüz milyonlarca şühedâ ve guzât ve onların şanlı hatıraları var. Öyle göz belertmenize de beş para ehemmiyet vermem.
Mösyöler! Artık kırdığınız ceviz kırkı geçti. Bundan böyle bize, “Şunu yapın! Bunu yapın!” demeyin. Fazla canımızı sıkmayın, “Al AB’ni, NATO’nu, BM’ni başına çal!” deriz. Bunu diyeceğimizi de 15 Temmuz gecesi gördünüz. Öyle değil mi?