İslam fıkhında, “soyunuzu tanıyacak kadar neseplerinizi öğreniniz” buyuruyor. Hem anne tarafından hem de baba tarafından soyunuzu bilmelisiniz. Çünkü kimlere sıla-i rahim yapacağınızı bilmeniz lazım. Sıla-i rahim yapmak yani akrabayı ziyaret etmek rızkı arttırır, ömrü uzatır. Cenâb-ı Hakk’ın emridir. Bu görevi ifa etmek için akrabaları tanımak gerek… Nesebini öğrenmek bazı durumlarda vacip olur. Genellikle baba tarafı bilinir ama anne tarafı bilinmez. Bu yanlıştır. Anne tarafını da bilmek gerekirdir. Akrabaya ilgiyi eksiltmemek mal zenginliğine sebep olur. Ayrıca ömrünüzün uzamasına da sebep olur. Ama hocam, “ömür eksilmez ve uzamaz” diye ayeti celileler var. O ne olacak? Evet, öyle ayeti kerimeler var. Ama akrabayı ziyaret etmek ömrü uzatır diye sahih hadisler de var. Ne olacak o zaman? Ayet ile hadis çelişiyor mu? Hayır! Âlimler bu konuda diyorlar ki: Öyle adam vardır, ömrü çok uzun olur ama hayat ona zehir olur. Ama öyle adam vardır ki, hayatı güllük gülistanlıktır. Yani hayatı hakikaten yaşar, amaçlarına ulaşır. İşte bu cihetten elli sene huzurlu yaşayan adamın yanında, yüz sene zillet ve baskı ile yaşayan adamın hayatı hayattan sayılmıyor. Yine akraba ziyaretleri aile arasında muhabbete sebep olur.
NESEP İLMİNİ BİLMEK FARZDIR
İbn-i Hazm, “Nesep İlmini öğrenmek farzı ayındır” diyor. Bir kısmı farzı kifayedir. Bir kısmı sünnettir. İbn-i Hazm Peygamber Efendimizin (S.A.V) nesebini yani Haşimi olduğunu bilmenin de farz olduğunu ifade ediyor. Çünkü insanları idarecilik hakkı Kureyş’e verilmiştir. Onlardan layık olan, ehil olan varken bir başkası Müslümanları idare edemez. Öte yandan kim kimin ile evlenecek? İnsan kendi mahremini bilmek zorundadır. Yani Müslüman kardeşiyle, yeğeniyle, halasıyla teyzesiyle evlenemez. Nikâh tutmaz. Bunları bilmesi için ailesini bilmesi farzdır. Ayrıca Miras taksimi için de akrabaları tanımak zorundadır. Kim mirastan ne kadar alacak? Bunlar şeri hükümlerle belirlenmiştir. Tüm bunlar için Müslümanlar neseplerini bilmek zorundadırlar.
BAKMAKLA YÜKÜMLÜ OLDUKLARIMIZ
Kimin sana sadakası farzdır onu bilmek gerekir. Eşin sadakasını temin etmek kocasına farzdır. Evlenince yemek içme barınma giydirme gibi temel ihtiyaçları erkek karşılamak zorundadır. Annesi veya babası bakıma muhtaç ise ona bakmak fardır. Yine oğlu muhtaç ise bakmak farzdır. Nene, teyze, dede, hala gibi yakınları muhtaç durumda ise bakmak farzdır. Yardım en yakından başlayarak yapılır. Bakmak ile yükümlü olduklarına baktıktan sonra aile de bakıma muhtaç birisi varsa onlara bakarsın. Orada yoksa akrabaya bakarsın. Akraba da yok ise beldende birine bakarsın. O da yok ise dışarıya yardım edersin. İslam’da sistem budur. İşte bu bakımdan da akrabalarımızı bilmek durumundayız.
SAHABEYİ TANIMAK DA FARZDIR
Akrabaları bilmenin yanında Peygamber Efendimizin (S.A.V.) hanımlarını bilmek de farzdır. Çünkü Resulullah’ın hanımları bütün Müslümanların anasıdır. Ve hiçbir şekilde kimseye nikâhları düşmemiştir. Onun dışında sahabeyi öğrenmek farzdır. Ensar’ı, Muhacir’i öğrenmek farzdır. Çünkü sahabeye dil uzatmak, Peygambere dil uzatmaktır. Allah’ın (C.C.) Peygamberine dil uzatmak Allah’a dil uzatmaktır. Bu çok ciddi bir meseledir. Adamı küfre kadar götürür. Sahabe hakkında çirkin bir ifade kullanmak din ile oynamak demektir. İşte bu yüzden sahabeyi bilmenin de farz olduğunu söylüyor İbn-i Hazm, Kitab-ı “Nesep” isimli eserinde…
SAHABE SEVGİSİ İMANDANDIR
İslam hukukuna göre kimin hür, kimin köle olduğunu bilmek için de nesep şarttır. Çünkü hür adam ile kölenin durumu farklıdır. Öte yandan Peygamber Efendimizin (S.A.V) yakınlarını da bilmek ve onları sevmek de İmanın bir gereğidir. Bunu ecdadımız, Allah (C.C.) onlardan razı olsun; asırlarca ifa etmişler. Şimdi camilere bakıyoruz, her tarafta Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali yazıyor. İşte bu sahabeye sahip çıkmaktır. İşte bu saygıdır, sevgidir. Sahabeye sevgi beslemek imanı arttırır. Sahabeye hakaret etmek imanı tehlikeye sokar. Eğer bir yerde sahabe sevgisi köklü ise o milletin sırtı yere gelmez. Elhamdülillah bunu da defalarca tecrübe ettik.
YILDIZ İLMİNDE DERİNLEŞMEYİN!
Peygamber efendimiz, “astronomiyi de yıldız ilmini de öğreniniz“ buyuruyor. Çünkü namaz vakitlerinin tespiti için astronomi ilmini bilmek gerek. Mesela sabah namazını kılacaksın. Güneşin doğup doğmadığını bilmen lazım... Eğer güneş doğduysa sabah namazının vakti geçmiştir. İmsak vakti gece biter, sabah namazının vakti girer. Bu vakti bilmen ve namazlar için sürekli takip etmen gerekir. Onun dışında Cuma namazı vaktinde alışveriş yapmak caiz değil. Cuma’nın vaktini bilmen icap eder. Alışverişi kesip Cuma hutbesini dinlemen lazımdır. Ayrıca misafir misin değil misin? Yani bir yere gittin ama kaç km yol gittin bunları bileceksin. Ama Peygamber Efendimiz (S.A.V.) burada önemli bir şey daha buyuruyor: “Yıldız ilminde derinleşmeyin!” Bu çok önemlidir. Peygamber Efendimiz (S.A.V.), çağlar öncesinden bu günü nübüvvet gözlüğü ile görmüş. Bugün TV’lerde gazetelerde bir sürü falcılar türedi. Astronomiye göre şöyle şu yıldıza göre böyle diyor. Şu burç olanlar şu gün şöyle olacak diyor. İşte bunlar İslam’da yasaktır, haramdır. Bu kâhinliğe girer. Kahine inanan imanı ile oynar.
ARAPÇAYI KUR’AN’I ANLAYABİLECEK KADAR ÖĞRENİNİZ
Peygamber Efendimiz, “Arapçayı Kur’an’ı güzel okuyup anlayabilecek kadar öğreniniz” buyuruyor. Çünkü Kur’an’ın lezzetini, namazın lezzetini ancak bu şekilde alırsınız. Ancak bu şekilde maksat hâsıl olur. İbadetler bu şeklide makbul olur. Arapçada harfler Türkçeden farklıdır. Mesela Türkçede bir tane ‘h’ harfi varken Arapçada iki tane ‘h’ harfi var. Bu da okumalarda anlam bozulmasına sebep oluyor. Eğer namazda okuduğumuz ayetlerin anlamları bozulursa namaz da bozulur. Mesela Felak Suresi’nde ‘halak’ kısmını hırlatmanız gerekir. Ancak Türkçede böyle bir harf yok. Eğer hırlatmazsanız anlam bozulur. Ve dolayısıyla namaz bozulur. Onun için Peygamber Efendimiz (S.A.V.), “Arapçayı Kur’an’ı güzel okuyup anlayabilecek kadar öğreniniz” buyuruyor.