Amerika’nın desteği ile iktidar olduklarını artık saklama gereği bile duymuyorlar.
Asıl SORU iktidarda bu kadar uzun süre nasıl kaldıklarıdır.
Bu konuda önemli tespitimiz var:
Kendilerine öyle bir pencere açtılar ki, uzun süre orada kalabilsinler. Bu pencereden baktılar hep. Kendileri baktılar tamam da, yandaşlarını, fanatiklerini ve kendilerine oy verenleri de bu pencereden baktırarak dünyayı istedikleri gibi gösterdiler. Bu pencereden bakanlar şunları görüyordu:
Siyaset sadece AKP’nin becerebileceği bir işti. Kendi dışındakiler beceriksiz, sünepe, boş, bilgisiz, gafil, hatta hain kişiler ve partilerdi. Onlarla alay edilmeliydi, küçük görülmeliydi, kendi işlerine karışmalarına müsaade edilmemeliydi. Hem kendi dışındakilerin üçüncü, dördüncü dereceden dedeleri bu ülkeye ne kötülükler yapmışlardı. Bunlarla oturulup konuşmaya bile değmezdi. Bunlar yüz yıldır bu ülkeye neler çektirmişlerdi. Bunlar on yıllardır iç ve dış problemlerin çözümsüzlüğünü çözüm olarak dayatmışlardı. Mesela Erbakan 30 yıldır hem milleti ve hem de kendilerini aldatmıştı. Liderliği gasp etmiş, 80’nine merdiven dayadığı halde lök gibi koltuğa kurulmuş, bırakmasını bilmiyordu. Aklı da sadece sanayiye ermişti. Hâlbuki devleti sanayi ile ekonomi ile uğraştırmamalıydı. Devletin işi ekonomi değildi ki.
Diğer muhalefet partileri ve onların idareci kadroları da bu millete çok çektirmişlerdi. Tek adam diktatörlüğü kurmak, milletin ürettiği uçakları dozerlerle toprağa gömmek, İsrail’in kuruluşunu ilk tanımak, darbecilik yapmak, yokluk ve kuyruklar icat edip milleti inim inim inletmek dâhil, ne hıyanetlere imza atmışlardı. Bunlarla bir masa etrafına oturup memleket meselelerini konuşmamak yetmez, bunlarla konuşanları bile hain ilan etmeliydi. Bu ülkede sadece AKP doğruları bilir ve yapardı. Yaparsa AKP yapardı. Diğer partilerin mesela Saadet’in tabelayı indirip gelip bunlara katılması gerekirdi. Bir onlar vardı, bir de çer çöp sayılan ötekileri. Hatta ötekileri kendilerine oy vermedikleri için “hain” bile sayılırdı.
Bu fikirlerini bankalardan beleş kredilerle destekledikleri yandaşlarına satın aldırdıkları medya organları ile destekleyip kendilerine oy verenlere empoze ettiler. Böylece kendilerine sınırsız bir güven oluşturmayı başardılar. O kadar ki, aya 4 şeritli yol yapacağız deseler, sorgusuz sualsiz ve kayıtsız şartsız inanan yandaşlara sahip oldular. Bu güven her girdikleri seçimlerde iktidar olmalarını ve orada kalmalarını sağladı.
Bu pencereden dünyaya bakan yandaşlar AKP’nin dışında artık CHP’nin, Saadet’in veya bir başka muhalefet partisinin memleket, devlet veya millet diye bir derdinin olamayacağına, ancak şahsi hırs veya kıskançlık dertlerinin olabileceğine inandılar. Bu partilerin bir araya gelmesi, konuşması, hatta selamlaşması “ihanete eş değer bir hareket” olarak algılanır oldu.
Ne zamana kadar?
Yandaşın gelirlerinin azalmaya, cebine fare girmeye başladı, enflasyon karşısında çaresiz kaldı, kuyruklara girmeye mahkûm oldu, traktörüne haciz geldi, asgari ücreti tırtık tırtık azalmaya başladı, ahırındaki hayvanları besleyemez duruma geldi işte o zaman feryatlar duyulur oldu:
“Elim kırılaydı, kolum kırılaydı, başımı taşlara vuraydım da bunlara oy vermeyeydim!”
Büyü bitti, müthiş bir şekilde kandırıldıklarının farkına vardılar. Kralın çıplak olduğunu anladılar. Ama ne yazık ki, büyünün çok önemli bir tarafı hâlâ çözülemedi. AKP’nin kendilerine açtığı pencere hâlâ açık ve onlar dünyaya hâlâ bu pencereden bakmaktalar. Bu pencereden kurtulamadılar. Hâlâ AKP’nin dışındaki partilerin bir araya gelmesini ve memleket problemlerine çözüm üretmeye niyet etmelerini “ihanet” derecesinde bir hareket olarak görmekteler. İşte bunun için Saadet’e gelmeye tereddüt etmekteler. “Ama siz CHP ile beraber hareket ediyorsunuz!” sözü bir ihanet ifadesi olarak ortaya atılıyor.
İnşallah bu çarpık bakış düzelecek. Ülkemizin bu kritik durumundan çıkması için partilerin oturup asgari müştereklerde birleşip, çözüm üretmekte olduklarını, aslında buna da mecbur olduklarını anlayacaklardır. Bu güzel çabanın bir ihanet değil, ülkemizin düşürüldüğü bu iflas sürecinden çıkış çabası olduğu anlaşılacaktır.
Gayretimiz ve umudumuz budur…
ZAMANE POLİTİKACISI
Yalan dolanla oy alıyor,
Yalan dolanla oyalıyor…