Yazılarımda AKP yi akepe olarak yazıyordum. Bu bir üslup benim için. ABD yi abede yazdığım gibi. Diğer partileri de benzer şekilde yazıyordum. Bunlar bilinçle yapılan şeyler. Fakat şu andan itibaren AKP olarak yazıyorum. Nedeni şu: AKP nin bir kapatma ile karşı karşıya kalması, toplum psikolojisinin çok duyarlı olması nedeniyle.

Geçen gün Üsküdar da bir çay bahçesinde oturuyor idim. Etrafımızda gençler vardı. Sevgili dostlar da doluştu. Hemen yan tarafta taburelerine oturmuş elinde gazeteleriyle konuşmalarımıza kulak kabartan, zaman zaman göz ucuyla bizi süzenler vardı. Tam o sırada Tahran radyosundan aradılar 301. madde ile ilgili bir söyleşi yapma isteğinde bulundular. Zorunlu olarak dostlarla sohbeti kestik onların sorularına karşılık verdik. Sohbet öncesi gençler ve dostlar bizim neden bu kadar sert muhalefette bulunduğumuzdan yakındılar. Hatta kimi zaman da bizim ulusalcılarla bir arada bulunuşumuzdan bile dem vuruldu. Vuruluyor, bunu biliyoruz. Geçenlerde bir parti toplantısında da kimi arkadaşlar "Bazı söylemlerimizle ulusalcılarla aynı konuma düşüyoruz" yakınmasında bulundular. Bunun getirdiği tehlikelerden söz edildi. Biz doğruların, iyilerin, güzellerin olduğu yerdeyiz.

Ne yazık ki Türkiye de her şey öylesine karmaşık ki, şaşılır. Bize sert muhalefette bulunuyorsunuz yakınmasında bulunan dostlara şunu söyledim. Biz doğrularımızın, ilkelerimizin, inançlarımızın, ideallerimizin yanındayız. Nasıl bulunalım ki. Doğru olan hayırlı olan eylemi kim yaparsa yapsın yanındayız. Bunu parti toplantısında söyledim. Doğrularımız, iyilerimiz, güzellerimiz başkalarıyla ortak bir düzlem oluşturuyorsa niçin söylemeyelim, yapmayalım. Deniz Baykal mecliste partisinin grubunda faizin haram olduğunu söylüyor, ayet okuyor. Ya da kimi ayetleri ve hükümleri bangır bangır bağırarak söylüyor. Bunları Deniz Baykal söylüyor diye ona düşmanlık mı besleyelim. Onun başörtüsüne ve kimi İslâmî hükümlere karşı olan tavırlarına elbette karşı dururuz. Bu durumu AKP ye de uyarlayabiliriz. Şimdi biz AKP gençlik kurultayında onlarla birlikte 10. Yıl marşını mı söyleyeceği. "On yılda onbeş milyon genç yarattık" mı diyeceğiz. Ya da "1 milyar 200 milyon Müslüman dünya barışı için tehlikelidir, modernleştirilmesi gerekir" diyen Şimon Peres i TBMM ye getirip konuşturanların yanında mı olacağız. AKP nin doğrularını ve yanlışlarını bir tartıya koysak hangisini ağır basacağını çok iyi biliyoruz.

Zaten bu kapatma davasıyla birlikte artık AKP nin oluş gerekçelerinin hiç biri kalmamıştır. Nasıl kalsın ki AKP yi oluşturan gerekçeler, bahanelerin hepsi uçup gitmiştir.

Filistin de medeniyet tarihimizi yok eden, insanı öldüren, zulmeden Siyonist Yahudilerle birlikte olamam. Bunun için AKP ile birlikte olamam. Irak ta 1 milyon 700 bin insanımı öldüren, oradaki medeniyet ve kültür tarihime ait eserleri imha eden katil abede ile birlikte olamam, onun için Akepe ile birlikte olamam. Şimon Peres Türkiye modernleşerek AB ye girmeli, ardında da biz gireceğiz. Bunun için AKP lilerle olamam. Ekonomiden tutun, İslâm birliğine, GOP tan tutun D-8 kadar ayrıştığımız çok önemli konular var. AKP 28 Şubat süreci sonrası, ağır psikolojik baskı döneminden sonra sadece kamuda çalışanlara rahat bir nefes aldırmıştır. Siyasal ve düşünsel anlamda Milli Görüş e bağlı ve sadık kalanlar AKP gözünde daha tehlikeli addolunduklarından özellikle belediyelerde ya kızağa çekilmişlerdir ya da işlerine son verilmiştir. 28 Şubat tan sonra onlar baskılarını sürdürmüşlerdir. Milli Görüş sahiplerine özel davranılsın, kayırılsın demiyorum. Adil olmak gerek. Kim olursa olsun, hiç kimsenin rızkıyla oynamamak. Oturup bunları günlerce tartışır konuşuruz. Biz AKP nin hangi yanlışını savunacağız ki, yanlışları savunmak işimiz değil bizim.

Üstat Necip Fazıl 10 Yıl Marşının ilk çıktığı yıllarda "On yılda onbeş milyon genç yarattık" tezine karşı Bir Adam Yaratmak piyesini yazmış, yaratma fiilinin Allah a ait olduğunu, insan yaratmanın imkânsızlığını ortaya koymuştu. O günün koşullarında. Bugün AKP artık bu marşı söylüyor. Bunun için mi AKP nin yanında olalım. Aslında bu çok uzun bir konu.

Ulusalcılarla, kavmiyetçilerle, putperestlerle hele hele hiç bir arada olmayız. Biz paradoksları, açmazları, çelişkileri olanlar değiliz. Milli Görüş ideali ve düşüncesi etrafında oluşumuzun nedenleri var. Bu siyasal- düşünsel hareket doğrulardan, iyilerden ve güzellerden sapmadıkça da burada olacağız. Kişilerin başarısızlığı, yanlışlığı, eksikliği bizden kaynaklanır. Orayı biz tamamlamadığımız sürece.