Başkasının çalışmasını övmek bizi çalıştırır mı Yapılan çalışmayı yermek bizi çalışkan mı gösterir Günümüz insanının bahane üretmek için kullandığı iki unsurdan biri başkasını överek kendini gizlemek, diğeri ise başkasını yererek çalışkan gözükmektir. Biri olmadığında diğeri hemen devreye girer. 

Hayatın çeşitli dönemlerinde çeşitli hallere bürünürüz. Başta çalışan, ortada duran, sonda durduran oluruz genelde. Çalışan birini gördüğümüzde; "ben bu çalışmayı zamanında çok yaptım, harcanırsın" dendiğini çok duyarız.

Bunu ifade eden kişi, çalıştığı için harcandığını ifade eder. Halbuki çalışmayı bıraktığı için harcanmıştır. Kendisi tam çalışırken birisi çıkıp "harcanırsın" demiş, o da "acaba" diyerek çalışmayı bırakmış ve harcanmıştır. İşte bu "acaba", duran dönemi, "harcanırsın" ise durduran dönemi ifade etmektedir.

Çalışan insanlar, acabaya kapılmayacak kadar güçlü bir çalışma azmi içinde olmazlarsa çalışma elden kaçırılabilir. Çalışkanlığı yakalamak yerine, beraber çalıştığı arkadaşlarını yermek onu çalışmaktan daha da uzaklaştırır. Bu uzaklık başkalarının çalışmalarını övmesine, dolayısıyla başkasının hesabına çalışmasına ya da hiç çalışmamasına sebep olur. Överek kendimizi gizler, yererek de çalışkan gözükürüz ama neticede; sadece kendimizi kandırmış oluruz.

İmtihanı, hayatın tamamında uygulamak nefes meselesidir. Aldığı her nefeste imtihan duygusu hissetmeyen hayatını nefes kesen bir mücadeleye çeviremez. Baştan yaptığı çalışmaları kurtuluş vesilesi zannederek günün imtihanını kaybeder. Günü kaybeden yarınını da kaybetmiş demektir. Bunu bir eğitim örneği ile açıklamak gerekirse; hazırlık sınıfını nizam, intizam içinde geçen bir üniversite öğrencisi, bu güvenle birinci sınıfta selamete kavuşabilir. Bu azimle ikinci sınıfta refahı yakalayan öğrencimiz, üçüncü sınıfın sonunda fazilete ermeye hak kazanır. Son sınıfta tam saadete kavuşacakken, arka kapıdan kaçarak başka bir bölümün beden eğitimi dersine iştirak eder. Beden eğitimindeki başarısının dördüncü sınıfı geçmesine yeterli olacağını zanneder. Halbuki beden eğitimi okuduğu branşın dersi değildir.

Sonuçta; sınıfta kalmış, saadetten mahrum olmuştur. Son sınıf öncesi göstermiş olduğu başarılar, yaptığı çalışmalar onun diplomayı almasına yeterli değildir. Sadece bir üst sınıfa geçmesini sağlamıştır. Beden dersindeki başarısı ile son sınıfı geçeceğinde ve mezun olacağında ısrar eden bu öğrenci bir süre sonra kaydının silindiğini görecektir. İşi, sadece "affa" kalmıştır artık.

Hayatın her döneminde imtihanın adı değişir ama notu değişmez. Çünkü imtihan nefes işidir ve son nefes diye bir şey vardır. Bugüne kadar çalışarak nefesini tüketenler çalışmayı bırakarak bundan sonrasını da kazanacaklarını iddia etmesi, nefeslerini boş yere tüketmekten başka bir şey değildir. Bu icazete talipsen, bu imtihandan "geçer" not almak istiyorsan son sınıfı da bitireceksin arkadaş. Kural böyle. Senin reel-politik düşünmen sana icazet hakkı vermiyor. Aksine sınıfta kalmana sebep oluyor. Bu kadar uğraş, sonunda gel diplomadan ol. Deli misin İmtihandasın arkadaş! Son sınıfa gelip de "bilmiyordum" diyemezsin.

Henüz kaydın silinmemişken, gel bu okulu bitir, diplomanı al, işinin başına geç. Başkalarının çalışmalarını övmeyi bırak. Çünkü senin yapacakların başkalarının hayal bile edemeyeceği seviyededir. Çalışma arkadaşlarını yermeyi bırak, çünkü gerçek inanan, kendi hatalarını görmekten kardeşinin hatalarını görmeye fırsat bulamaz.

21. yüzyılda da olsak, bilgi ve teknoloji çağını da yakalasak imtihandayız. Geçmişte olduğu gibi, bugün de, gelecekte de çalışkan olmalıyız. Çünkü gelecek çalışkanlarındır.

Hayat, iman ve cihattır.