Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c) a hamd

ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve

sahabelerine olsun.

29/30 Kasım 2015 tarihlerinde İstanbul da ESAM tarafından

24. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi yapıldı. Bu toplantının

konusu Emperyalizmin kıskacında İSLAM DÜNYASI idi. Bu toplantı bir İslam

Birliği toplantısıydı ve toplantı bir Milli Görüş aksiyonu olarak yapıldı.

29 Kasım 2015 tarihinde Brüksel de AB Konseyinde

AB-Türkiye Zirvesi yapıldı. Bu zirvenin ana konusu ise Avrupa ya Türkiye

üzerinden giden göçmenlerin Türkiye ye iadesi meselesi olmuştur. Bu zirve

sonunda yayımlanan ortak bildiride; Türkiye nin, Suriyeli göçmenleri geri kabul

antlaşmasını uygulamak şartına bağlı olarak, Türk vatandaşlarının Ekim 2016 dan

itibaren Avrupa ya vizesiz seyahat gerçekleştirebilmesi taahhüt edilmiştir.

Belgede ayrıca, Türkiye nin göçmenleri geri kabul etmesi karşılığında AB,

başlangıç olarak 3 milyar Euro kaynak sağlayacaktır, denilmektedir.

Bu iki toplantı manası itibarı ile mukayese edildiğinde

İstanbul toplantısının İZZET, Brüksel toplantısının ZİLLET toplantısı olduğu

görülecektir.

Brüksel ZİLLET toplantısında Sayın Davutoğlu nun yaptığı

konuşmadan bazı bölümleri birlikte okuyalım. Davutoğlu konuşmasında diyor:

2004 yılında Türkiye nin katılım sürecini kutladığımız zaman Suriye de,

İsrail de, Filistin de de kutlanmıştı. Çünkü AB ye komşu olacaklardı 2004

yılında Suriye, bugünkü Suriye değildi. 2004 yılında katılım sürecini kutlayan

Türkiye nin bu sevincine SURİYE ve İSRAİL ortak olmuş. İSRAİL Türkiye nin

sevincine niçin ortak olur Sorunun cevabını MUHAFAZAKÂR DEMOKRAT aydınlarımız

ile ülkemizin GÜZİDE HOCA EFENDİLERİNE bırakıyorum.

Ahmet Davutoğlu konuşmasında şunları da söylüyor:

Ankara dan çok açık ve net bir mesaj vermek istiyorum, biz bir Avrupa

halkıyız. Kıtanın kaderi hepimizin kaderidir, hepimizin ortak konusudur.

Türkiye bu konuda elinden gelen her şeyi yapmaya hazırdır. Sadece göçmen

krizine cevap vermenin ötesinde, bütün krizlere karşı durmaya hazırdır.

Davutoğlu diyor ki: 1- Biz bir Avrupa halkıyız, 2-

Hıristiyan kıtanın kaderi hepimizin kaderi ve ortak konusudur, 3- Türkiye

sadece kıtayı tehdit eden göçmen krizine cevap vermeye değil, kıtanın bütün

krizlerine karşı durmaya, bu konuda elinden gelen her şeyi yapmaya hazırdır.

Okumasını bilen ve anlayan için bu çok beyanlar çok

şeyler ifade ediyor.

Bu konuşma ve önceki konuşmalar ortaya koyuyor ki, AKP

iktidarları, bir iç politika hedefi olarak AVRUPA BİRLİĞİ meselesini, geri

dönüşü olmayan bir İSTİKAMET olarak belirlemiş ve böylelikle KURULUŞ

FELSEFESİNE geri dönmüştür.

BİR MÜSLÜMAN İÇİN

Bir Müslüman için AVRUPA BİRLİĞİ, bir İslam Birliği

midir Deniliyor ki, İslam Birliği nedir ki Böyle bir şeyin gerçekleşmesi

mümkün mü Bu soruların tamamı, yüklendiği kulluk EMANETİNİ sırtından atıp,

İslam düşmanı bir yapının içinde KÖLELİĞİ şeref sayanlar tarafından bir bahane

olarak sorulmaktadır. Bu soruları soranlar, İslam Birliğinin çekirdeği olan D-8

toplantısına liderlik yapmak yerine, G-20 toplantılarında rol modellik yapmayı

akıllı davranış olarak reklam ediyorlar.

Bir Müslüman için AVRUPA BİRLİĞİ NİN ne anlama geldiğini

ERBAKAN Hocamızın konuşmalarından anlamak mümkündür. ERBAKAN Hocamız bir

konuşmasında şöyle diyor: NATO ve Varşova paktları İslam a karşı yeni bir

haçlı orduları şeklinde birleşmiştir. Dünyayı ezen sömürü canavarının beyni

Siyonizm, kalbi haçlı Avrupa, sağ kolu Amerika, sol kolu Rusya dır. Bir başka

konuşmasında ERBAKAN Hocamız şunları söylüyor: SİYONİZM İ bir timsaha

benzetirsek, bu timsahın üst çenesi ABD, alt çenesi AB dir. Gövdesi İslam

ülkelerinin yöneticileri de dâhil olmak üzere bütün işbirlikçi yönetimlerdir.

Çok zehirli olduğu için kuyruğu ise İsrail dir. Bütün hayvanların alt çenesi

hareket ettiği halde, timsahın üst çenesi hareketli olduğundan daha zararlıdır.

Onun için üst çeneye ABD diyoruz. Bu iki çenenin (ABD ve AB nin) çarpışır

görünmeleri düşmanlıklarından değil, aralarına giren avlarını ezmek ve gövdeyi

(Siyonizm i) beslemek içindir.

ERBAKAN Hocamız, dünya olaylarına İslam ca bir bakışla

hak yorumlar yapmıştır. Her şeyden önce dünyada ve coğrafyamızda yaşanan

olayları HAK-BATIL mücadelesinin tabii neticesi olarak görmüştür. Bu

mücadelenin BATIL cephesini temsil eden gücün ise, SİYONİZM tarafından kontrol

edilen İSLAM düşmanı BATI âleminin olduğunu söylemiştir. BATI dediğimiz zaman

aklımıza AB ülkeleri, ABD ve RUSYA gelmektedir. Ve Erbakan hocamız bu batı ile

ilgili olarak da şunları söylemiştir: Biz Avrupa kültürü ile er ya da geç

hesaplaşacağız. Bundan kurtuluş yok. Biz kararımızı bu hesaplaşmaya göre vermek

durumundayız. Biz batılı değiliz. Biz Avrupalı değiliz. O zaman hesabımızı ve

çalışmalarımızı bu farklılık üzerine yoğunlaştırmak durumundayız. Biz

Avrupalıyız diyenlere ithaf olunur. Bir Müslüman için önemli olan, olaylara

İslam ca bakabilmektir. Böyle bakabilirsek, AKP nin temsil ettiği MUHAFAZAKÂR

DEMOKRAT siyaseti doğru okuruz ve bu siyaset çizgisinin MÜSLÜMAN milletimizin

hiçbir meselesini çözemeyeceğini görürüz. Haksızlık yapmayalım, burada AKP ile

ilgili yaptığımız değerlendirmelerin içerisinde AKP nin yandaş muhalefeti CHP,

MHP ve HDP de vardır. Çünkü bunların hepsi aynıdır. AKP ile Diğerleri arasında

bir fark yoktur. Müslüman milletimiz için tek kurtuluş yolu vardır. Bu yol,

SAADET PARTİSİ NİN temsil ettiği MİLLİ GÖRÜŞ yoludur. Adil Düzen ve İslam

Birliği yoludur vesselam.