İktidarın bir iddiası var:
“Kimseyi işsiz bırakmadık” deniliyor!
İzledikleri politikalar ile aç, açık ve işsiz kalmadığını ileri sürüyorlar.
Muhalefet bu iddiayı şüpheyle karşılıyor.
Muhalefet şüphelenmekte haksız sayılmaz.
Çünkü iktidarın bu iddiasını adeta tekzip eden TÜİK tarafından yapılmış araştırmalar bulunuyor.
TÜİK araştırmalarına göre işsizlerin oranı yüzde 12 civarında!
3 milyon 919 bin işsiz olduğu açıklanıyor!

Bir yanda “kimseyi işsiz bırakmadık” söylemi var hemen yanı başında ise “işsiz sayısı 3 milyon 919 bin” söylemi!
“Aklımızın ermediği işler” derken işte bunu kast ediyoruz.
Hangi söyleme inanmamız gerektiği konusunda karar verebilmiş değiliz!
“Kimseyi işsiz bırakmadık” söylemine karşı “3 milyon 919 bin işsiz var” söylemi sadece muhalefet tarafından ileri sürülmüş olsa hiç üzerinde durmayacağız ama bu söylem iktidarın kontrolü altındaki bir kurum tarafından da dile getiriliyor.
Ciddiye almamak olmaz!
Üzerinde durmamak hiç olmaz!

Biz de üzerinde duruyoruz ve o zaman “kimseyi aç bırakmadık” söylemini tartışmaya başlıyoruz.
Şayet iddia edildiği gibi “kimse işsiz bırakılmamış” ise bu “3 milyon 919 bin işsiz” neyin nesi?
Ya da 3 milyon 919 bin işsiz varsa “kimseyi işsiz bırakmadık” söylemi neyi ifade ediyor?
Yandaşların bu ikilemi “işsiz yok iş beğenmeyen var” diyerek izaha çalışacaklarını biliyoruz.
Doğrudur, bir iş beğenmeyenler grubu bulunmaktadır!

Ama 3 milyon 919 bin işsizin hepsini bu grupta mütalaa etmenin doğru olmayacağını düşünüyoruz.
İş beğenmeyenlerin sayısının bu oranlara eriştiğini söylemek kolay olmasa gerek.
Ortaya çıkan bu sorunu ne kadar tartışırsak tartışalım bir sonuca varmanın mümkün olmayacağını da biliyoruz.

Zira son yirmi yıldır ülkemizde işler hep bu tür ikilemler üzerinden yürütülüyor.
Sorunları çözeceğiz derken hep yeni sorunlar üretiliyor.
Herkesi üniversite mezunu yapma projesinin doğal sonucu olarak karşımıza iş beğenmeyenler sorunu çıkıyor.