İktidar sözcülerinin akılları zaten karışıktı.

Ama yaşadıkları son gelişmelerden sonra öyle anlaşılıyor ki akılları iyiden iyiye karışmış bulunuyor.

Bir yandan ABD’ye verip veriştiriyorlar.

Bir yandan da hâlâ onlardan umutlu olmayı sürdürüyorlar.

Bir bakıyorsunuz Trump’a saydırıyorlar. Sonra bir de bakıyorsunuz, “Trump’ın ilişkilerin normalleştirilmesinden yana olduğunu bildiklerini” ileri sürüyorlar.

Trump ilişkilerin normalleştirilmesinden yanaymış ama sisteme biraz daha hâkim olması gerekiyormuş!

Evet, iktidar sözcüleri “ham hayallere kapılmaktan” kendilerini bir türlü alamıyorlar.

Amerika’yı gözlerinde öyle büyütmüşler öyle büyütmüşler ki ABD’nin bir gün kendilerinden yana olacağı umudundan bir türlü vazgeçemiyorlar.

Akılları karışıktı, şimdi daha çok karışmış durumda!

Üstelik bir kısmı Trump’a böyle dört elle sarılırken bir kısmı da, “Yönetimin en kritik isimlerini kovdu, kontrolü tamamen kaybetti” diye ağlaşıyor.

İktidar sözcülerinin açıklamaları Amerika’yı hâlâ gerektiği gibi tanıyamadıklarını ortaya koyuyor.

“Amerika ile iş tutup da hüsrana uğramamış biri var mı?” demiyorlar.

Aslında Amerika ile iş tutan herkesin hüsrana uğradığı kimsenin inkâr edemeyeceği bir gerçek.

Ancak ne var ki, bu gerçek bilindiği halde hâlâ Amerika ile iş tutma umutlarını yitirmeyenler var.

Trump ilişkilerin iyileştirilmesinden yana diye bir hüsnü kuruntuya kendilerini kaptırmış durumdalar.

“Sisteme biraz daha hâkim olsun isteklerimizi yapacak” diye bekleşip duruyorlar.

Dedik ya “ham bir hayal” peşinde koşup duruyorlar.

Amerika bunların halini yakından bildiği için yakınmaları hiç ciddiye almıyor.

Amerikalılarda, “Nasıl olsa bizim yalanlarımıza kanmış durumdalar” kanaati yerleşmiş durumda.

Bizimkilerin sırtını birazcık sıvazlayıp beklentilerinin devamlı olmasını rahatlıkla sağlıyorlar.

İktidar sözcüleri “bir umut” deyip bekleşirken ABD gerçek niyetini ortaya koyuyor ve açıklamayı patlatıyor:

“Mehbiç’ten çekilmeyi düşünmüyoruz!” İktidar sözcüleri Amerika ve Amerikalılara güvenmemeyi bakalım ne zaman öğrenecek?