Soru:  Akıl hastası ve buluğ çağına ermemiş zengin çocukların malından zekât vermek gerekir mi

Cevap: Bismillâhirrahmânirrahîm

Akıllı olmayan ve büluğ çağına ermemiş olan kişiler, dinen mükellef olmadıklarından zekât ile sorumlu değildirler. Ancak, zenginlerin malında fakirlerin hakkı olduğu için, zengin olan çocuk ve deliler kendileri mükellef olmasa da, veli veya vasilerince bunların mallarından zekât verilmelidir.

Nitekim Kur’an-ı Kerim’de:

“Onların mallarında, dilenen ve mahrum olanlar için belirli bir hak vardır.”  buyurulmaktadır.

Namaz ve oruçla mükellef olmada aranan şartlar, ilke olarak zekâtta da aranır. Ancak zekât, sosyal yardımlaşma ve dayanışma içeriği taşıyan malî bir ibadet olması ve ihtiyaç sahiplerinin haklarını da ilgilendirmesi sebebiyle, diğer ibadetlerde aranan akıl ve büluğ şartının bunda da aranıp aranmayacağı İslam bilginleri arasında tartışma konusu olmuştur.

Çocukların ve akıl hastalarının “öşür” denen toprak ürünleri zekâtından sorumlu olduklarında görüş birliği bulunmakla birlikte, bunların zekâta tabi diğer mallarından zekât alınıp alınmayacağı konusunda farklı iki görüş ileri sürülmüştür. Buna göre İslam bilginlerinin bir kısmı, çocukların ve akıl hastalarının zekâtla mükellef olmadığını savunurken, diğerleri bunun aksi görüşü dile getirmişlerdir.

Sonuç olarak, aklî dengesi yerinde olmayan ve büluğ çağına erişmemiş kişiler, dinen yükümlü olmadıklarından zekât vermekle de sorumlu değildirler. Ancak, zenginlerin malında fakirlerin bir hakkı bulunması ve zenginliğin borcu diyebileceğimiz zekâtın topluma karşı bir yükümlülük mahiyeti taşıması sebebiyle zengin olan çocukların ve akıl hastalarının kendileri mükellef olmasalar da, velileri veya vasileri tarafından bunların mallarından zekât verilebilir.

Anne Babasıyla Oturan Kimsenin Zekâtı

Soru: Babası ile birlikte oturan kimse zekât ile mükellef midir

Cevap: Bismillâhirrahmânirrahîm

İslam’da mülkiyetin şahsiliği esastır. Buna göre Babası ile birlikte oturan kimsenin kendi şahsına ait ayrı malı bulunur ve zekât için gerekli şartları taşırsa bu kişi zekât vermekle mükellef olur. Ancak babası ile mallarını ayırmamışlar da ortak kazanıp ortak harcıyorlarsa, bu takdirde ellerindeki birikim üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kişi, zekâtla mükellef olur.

Nisap Miktarı

Soru: Nisap ne demektir, miktarı ne kadardır

Cevap: Bismillâhirrahmanirrahim

Nisap, zekât, sadaka-i fıtır ve kurban gibi ibadetler için konulan bir zenginlik ölçüsüdür. Nisap, asgarî zenginlik ölçüsü şeklinde de tanımlanabilir. Borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla olarak bu kadar mala sahip olan kişi dinen zengin sayılır.

Böyle bir kişi, zekât veya sadaka alamayacağı gibi; sadaka-i fıtır vermek ve kurban kesmekle de mükellef olur.

Borçtan ve aslî ihtiyaçlarından fazla olan bu malın artıcı olması ve üstünden bir yıl geçmesi hâlinde zekâtının verilmesi gerekir. Zenginliğin asgari sınırı olan “nisap” Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz tarafından belirlenmiştir. Bu asgarî sınırlar, o dönem İslam toplumunun ortalama hayat standardını ve zenginlik ölçüsünü göstermektedir.

Hadis-i şeriflerde belirlenen nisap miktarları şöyle sıralanabilir:

80,18 gr. altın veya bunun tutarında para veya ticaret malı; 40 koyun veya keçi, 30 sığır, 5 deve. Nisap miktarının belirlenmesinde kullanılan bu malların, o dönemin en yaygın zenginlik aracı olduğu açıktır.

Nisabın bu mallar üzerinden belirlenmesi, sosyal ve ekonomik şartların fazla değişmediği ileriki dönemlerde de aynen korunmuştur.