YİRMİNCİ yüzyılın son çeyreğinde sıfırı tüketmeye başlayan ABD, iflastan kurtulmak için neler yapabileceğini düşünmeye başladı. “Âkil adamları, düşünce kuruluşlarını, etkili lobileri” topladı. Onlara akıl danıştı. Sonradan bu verilen akılları bir araya getirdi. Hemen hepsi müşterek hedef olarak İslâm yurtlarını göstermişti. Şimdiye kadar bu toprakları en fazla İngiltere sömürmüş ve böylelikle semirmişti. Artık sıra kendilerindeydi. Ya da kemiğin boğazlarında kalmaması için o eski sömürücüleri de “yandaş” edinebilirlerdi. 41. Başkan George Herbert Walker Bush zamanında “Körfez Savaşı”nı tezgâhladılar. Saddam’a Kuveyt’i yem olarak gösterdiler. “Burasını yediğin takdirde sana karışmayız” mesajını verdiler. Siyaset kurtlarının numarasından habersiz Saddam bu zokayı yuttu. Ağustos 1990’da Irak Kuveyt’i işgal etti. Böylelikle “büyük plânın”, ya da ilerideki adıyla “Büyük Ortadoğu Projesi”nin en büyük adımı atılmış oldu. Gerisi gelecekti. ABD ve yancısı BM derhal devreye girdi. “Ortadoğu’nun zengin petrollerine el koymak ve ezelden beri kin besledikleri Müslüman kanını dökmek için…” (Pardon, böyle deyince Müslümanlar uyanır. En iyisi şöyle demeli) “Zavallı, masum Kuveyt halkına yardım etmek, Ortadoğu’ya barış ve demokrasi getirmek için…” duruma el koyuyoruz. BM’nin desteğiyle ABD önderliğinde “uluslararası bir ittifak” sağlandı ve adına “Körfez Savaşı” denilecek savaş başlatıldı. Savaş, 16-17 Ocak 1991 gecesinde ABD önderliğinde hava saldırıları ile başlamıştı.

Saldırganlar, pardon “barış elçileri” bu ilk saldırıda muazzam gelir elde etmişlerdi. Irak’ın müzeleri, bütün hazineleri soyulmuş, petrolüne el konulmuş, gözdağı verildiği için bütün Körfez Ülkeleri ve Suûdî Arabistan haraca bağlanmıştı. Bu çağdaş korsanlık ve “Kırk Haramilik” hoşlarına gitmişti. Plânı geliştirdiler. Hedefleri 22 İslâm ülkesiydi. Projenin ana hatları şunlardı: 1) Hedefteki bu İslam ülkeleri kan ve gözyaşına boğulacak ve paramparça edilecek 2) Bütün malvarlıkları ele geçirilecek 3) Bir daha ebediyen bellerini doğrultamayacakları şekilde aralarına ihtilaf tohumu ekilecek. Durup dururken bu ülkelere el atılabilir miydi Bunun için tarihin en büyük provokasyonundan ve tezgâhından birini devreye koydular. İkiz kuleleri yerle bir ettiler. O saldırının ardından gıcır gıcır Müslümanlara ait pasaportlar ele geçirdiler. İşte suçlu bulunmuştu. Görevde Bush oğlu Bush, yani ABD’nin 43. Başkanı George W. Bush vardı. 11 Eylül 2001’de ikiz kulelerin yıkılmasının ardından BOP’un hayata geçirilmesi hızlandırıldı. ABD Ekim 2001’de Afganistan’a asker gönderdi. 20 Mart 2003 tarihinde de adına “2. Körfez Savaşı” denilen savaşı başlattı. Bush BOP’un detaylarını 2004 yılındaki G-8 toplantısında gündeme getirdi. Sözde bu 22 ülkeye “demokrasi ihraç edilecek bu ülkelerin pazarlarının açılması sağlanacaktı.” Ama Bush oğlu Bush’un gösterdiği BOP haritasında 22 ülkenin sınırlarının değiştiği görülüyordu. (Bu haritada Türkiye’nin doğusu Ermenistan ve Kürdistan olarak gösteriliyordu.)

BOP projesinin “kamuoyuna gösterilmesinin” üzerinden yaklaşık 12 yıl geçti. Bugün bu projeye bakıldığında manzara şudur: BOP’un her yerinden Müslüman kanı fışkırmaktadır. Müslümanların yurtları virâneye dönmüştür. Müslümanlara ait petrol, doğalgaz ve diğer kaynakların kontrolü bütünüyle Müslüman kanını dökenlerin eline geçmiştir. Müslümanların yurtları planda gösterildiği üzere paramparça edilmiş, Müslümanların arasına dehşetli fitneler salınmıştır. Afganistan, Irak, Libya, Suriye, Yemen, Somali… Bundan önce Bosna, Çeçenistan, Filistin… Oluk oluk Müslüman kanının döküldüğü yerler. Onlara göre, asıl büyük ve yağlı lokma ise ülkemiz… BOP’çular belâsını bulacak, ama vesile ne olur Orası meçhul… Firavun ordusu da Müslümanlara kudurmuşçasına saldırmıştı, ama işte âkıbet hepsi toptan denizde boğulup helak oldu. BOP’çular da “Körfez’de” mi boğulacak Orasını bilemem… Ama eninde sonunda b.ku yiyecekleri kesin...