Kamuoyunda oluşan genel algının aksine, iş akdini kendi sonlandıran her birey bu ödemeyi kasasına koyamıyor. Sistemden ödeme alabilmek için yasaların belirlediği çok özel kriterlerin bir araya gelmesi şart koşuluyor.
En az bir yıl şartı ve haklı fesih kuralı
Mevzuata göre temel gereksinim, çalışanın aynı kuruma bağlı olarak minimum bir yıl mesai harcamış olması. 365 günü doldurmayan sözleşmelerde ödeme hakkı kesinlikle doğmuyor. Öte yandan personelin hiçbir geçerli neden sunmadan görevini bırakması durumunda da ciddi bir hak kaybı yaşanıyor. Ancak işletmenin maaşları geciktirmesi, prim ödemelerini noksan yatırması veya çalışana yönelik kötü muamelede bulunması işin rengini değiştiriyor. Bu gibi olumsuz senaryolarda personel, haklı fesih mekanizmasını işleterek içeride biriken parasını yasal yollardan talep edebiliyor.

Askerlik, evlilik ve 8 Eylül 1999 istisnası
Kanun koyucu bazı özel durumlara çeşitli esneklikler getirmiş durumda. Erkek personellerin vatani görevlerini yerine getirmek amacıyla işten ayrılmaları, birikmiş tazminatın ödenmesi için yeterli sayılıyor. Benzer bir koruma kalkanı kadın çalışanlara da tanındı. Evlilik cüzdanının alındığı tarihten itibaren tam bir yıl içerisinde dilekçesini insan kaynaklarına sunan kadınlar ödeme almaya hak kazanıyor.
Diğer yandan emeklilik faktörü de denklemin en kritik parçalarından biri olarak öne çıkıyor. Bilhassa sigorta girişi 8 Eylül 1999 tarihinden önce yapılan kişiler, gereken prim gününü ve sigortalılık süresini doldurduklarında yaş haddini beklemek zorunda kalmıyor. Bu kişiler, Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan alacakları resmi bir yazıyla işverenin kapısını çalıp ödemelerini isteyebiliyor.
İşverenin sunduğu fesih gerekçesi sonucu tayin ediyor
Patronların veya şirket yönetimlerinin aldığı işten çıkarma kararlarında sürecin ilerleyiş şekli büyük önem taşıyor. İşçi eğer ahlak ve iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayan spesifik eylemlerinden ötürü kovulursa, tazminat hakkı anında sıfırlanıyor.
Sektör yetkilileri, mesleki serüvenini sonlandırmak isteyen bireylerin aceleci davranmamasını öneriyor. Hukuki dayanaklar netleştirilmeden ve tamamen kulaktan dolma bilgilerle atılacak adımların, ilerleyen süreçte telafisi güç mali kayıplar yaratabileceği belirtiliyor.



