Türkiye'nin nüfus, sanayi ve finans açısından kalbi konumunda yer alan Marmara Bölgesi, yer altındaki fay hatlarının hareketliliği nedeniyle gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Fay hatlarında yaşanan en küçük bir kımıldama bile bölgede yaşayan milyonlarca insan tarafından dikkatle izleniyor. Son günlerde deniz tabanında meydana gelen sarsıntı dizisi, fay sisteminin doğal dinamiklerini ve bölgenin jeolojik yapısını yeniden kamuoyunun tartışma odağı haline getirdi. Konuyla ilgili resmi kurumların ve akademik çevrelerin yaptığı değerlendirmeler, sürecin bilimsel boyutunu ve yer altındaki gerilim birikiminin hangi aşamada olduğunu anlaşılır bir çerçevede ortaya koyuyor.

Kahramanmaraş'ta Korkutan Deprem-6

ADALAR AÇIKLARINDA MİKRO DEPREM HAREKETLİLİĞİ

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi verilerine göre, Marmara Denizi Adalar açıklarında salı gününden bu yana devam eden kümelenmede 70’in üzerinde mikro deprem ölçüldü. Bu sarsıntıların en büyüğü çarşamba günü 3,2 olarak kaydedildi. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cenk Yaltırak, yaşanan bu durumun Marmara’nın rutin jeolojik süreçlerinin bir parçası olduğunu vurguladı.

Ana fay sistemine açılı çalışan çok sayıda ikincil fay bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Yaltırak, süreçle ilgili şu teknik detayları paylaştı:

  • Doğal Fay Hareketi: Her yıl fay hatları üzerine ortalama 20 milimetrelik bir deformasyon ve yük ekleniyor.

  • Gerilim Birikimi: Ana fay hattındaki gerilim, çevredeki ikincil ve tali faylarda kırılmalara ve mikro düzeyde sarsıntılara yol açıyor.

  • Tetikleme Gerçeği: Yaşanan küçük sarsıntılar büyük bir afeti doğrudan tetiklemiyor, sistemin doğal stresi dışa vurmasını simgeliyor.

TARİHSEL GERÇEKLER VE BEKLENEN SENARYO

Marmara Bölgesi'nin tarihsel deprem kayıtlarına mercek tutan Yaltırak, bölgede geçmişte büyük depremlerin yaşandığını ve gelecekte de kaçınılmaz olarak tekrar edeceğini aktardı. İstanbul surları, Ayasofya ve Fatih Camii gibi tarihi yapıların geçmiş yüzyıllardaki depremlerde aldığı hasarları hatırlatan uzman isim, büyük Marmara depreminin tarihsel bir gerçeklik olduğunu savundu. Mevcut mikro hareketliliğin alan genişletmesi ve 4 ila 6 büyüklüklerine ulaşması halinde çok daha yakından analiz edilmesi gerektiğinin altı çizildi.

Kaynak: Haber Merkezi