Bugün Cumartesi. Elimdeki Millî Gazete ye bakıyorum: Birinci sayfasındabir tek Ağca haberi yok. Medya sayfasındaki bir-iki alıntının ötesinde "Ağca" haberi/yorumu olmaması bir eksiklik mi bizim gazetemiz için Hayır, derim. Ağca nın bindiği otomobilin resmini bassak ya da ona hasret kalmışların görüşlerini yazsak, okuyuculara ne vermiş olacaktık
Ağca nın papa suikastı bir gerçek. İtiraz yok. Ne suça, ne de verilen cezanın bir gün dahi eksik infaz edildiğine.
Fakat Ağca nın İpekçi katili olmasından ötürü içeride kaldığı süreyi az bulanlar var. En başta İpekçi ailesinin avukatı ünlü hukukçu Kazan ve kartel medyası. Kimi hesap hatasının peşinde, kimi "Rahşan affı"nın adaletsizliğinden yakınmakta.
Bilhassa İtalya cephesinden kulağımıza çalınan "Ağca yı kahramanlaştırmayın" ikazını da dikkate almak zorundayız. Zira İtalyanlar Ağca yı bizden çok daha iyi tanımakta.
Bir elde bayrak, bir el zaten kurt kafası... Ahmet Hakan dünden hazır, "Bu ülkede sabataycılar var" diyenlerin kellesini almaya...
Diyeceksiniz ki, memlekette özgürlük var. Neden sıkıntı yapıyorsun
Hayır, bir daralmam söz konusu değil. Merak ediyorum sadece: Kartel medyası neden elindeki bunları yayınlamıyor Ağca nın yakalandığında "İpekçi yi ben öldürdüm" demesini mesela. İpekçi nin kızının bir TV kanalında yaptığı ve Ahmet Hakan ı aydınlatabileceğine inandığımız röportaj mesela...
Konuyu başka açılarla daraltmaya gerek yok. Saklanan ne var Öğrenmek hakkımız!
Abdi İpekçi öldürülürken, Ağca orada olabilir. Fakat onun öldürdüğüne ben hiç inanmadım. Ve hâlâ İpekçi niçin öldürülmüştü, sorusuna cevap bulunamadı bu ülkede.
Dünkü Sabah ta Mehmet Barlas ın anlattıkları... Yani o ölüm günü izlenimleri, bana içimdeki o kanaatimde ısrarlı olmamı söyler gibi idi. O günün Başbakanı Ecevit in ve muhalefet lideri Demirel in olacaklardan haberli olmaları gibi kuşkuyu boşuna taşımış olmamalıyım.
Ağca konuşsa da herkes şaşırsa...