SOVYETLER BİRLİĞİ totaliter bir devletti, resmî ideolojisi vardı. Bu ideolojinin ismi Marksizm-Leninizm di. Hiçbir vatandaşın bu resmî ideolojiyi en ufak bir şekilde bile tenkit etmeye hakkı yoktu. Muhalifler adaletsiz uyduruk mahkemelerde mahkum edilir, kimisi öldürülür, kimisi Gulag larda süründürülürdü. Stalin rejiminin 80 milyon insanı hapsederek, açlıktan öldürerek, sürerek yok ettiğine dair ciddî kitaplar yazılmıştır.

Hitler Almanya sında Nazizm (Nasyonal           Sosyalizm) ideolojisi vardı. Muhalifler toplama kamplarında inletilirdi.

Mussolini İtalya sında Faşizm vardı.

Franco İspanya sında Frankizm...

Salazar Portezi nde Salazarizm...

Enver Hoca Arnavutluğunda Marksizmin en berbatı, en zâlimcesi...

Velhasıl her diktatörlükte bir resmî ideoloji olmuştur.

- Resmî ideoloji demokrasi ile,

- Hukukun üstünlüğü prensibi ile,

- Evrensel insan hakları ve hürriyetleri ile kesinlikle bağdaşmaz.

Elbette vatandaşlar, isterlerse herhangi bir ideolojiye gönül verebilir, bağlanabilirler ama hiç bir ideoloji zorla benimsetilemez, kabul ettirilemez.

Bir ülkede resmî ideoloji baskısı varsa, vatandaşlar, ona inanmasalar bile onu kabul etmeye, ona itaat etmeye, ona iman etmeye mecbur tutuluyorsa orada demokrasi yoktur, insan hakları yoktur, hukukun üstünlüğü ilkesi          yoktur.

İdeolojiler evrensel değerler değildir. Binaenaleyh hiçbir sistem, düzen, rejim bu konuda vatandaşlarını zorlayamaz, baskı yapamaz.

Stalin, Hitler, Mussolini, Mao, Enver Hoca, Ho Şi Minh ve öteki diktatörler ne yapmışlardı Bütün vatandaşlara, "İlle de resmî ideolojiye iman edeceksiniz, onu kesinlikle tenkit             etmeyeceksiniz, yoksa duman olursunuz..."    demişlerdi.

Sonunda hepsi de battı. Battılar ama on milyonlarca insan feci şekilde öldü, dünya yandı yakıldı.

İslâm dini ne diyor "Dinde ikrah (zorlama) yoktur" diyor. Resmî ideolojiler ne diyor "Mutlaka bana inanacaksın, bana karşı gelmeyeceksin" diyor.

Dünyamızda resmî ideolojiler azalmaktadır. Batı Avrupa ülkelerinde resmî ideoloji yoktur. Sovyet boyunduruğundan kurtulan orta ve doğu Avrupa ülkelerinde artık resmî ideoloji yoktur.

Hangi ülkelerde kaldı

Kuzey Kore, Çin, Vietnam, Küba... Birkaç           Afrika muz cumhuriyetinde.

İnsanlığın en temel değeri din ve inanç hürriyetidir. Şu veya bu dine inanan, bağlı olan bir vatandaşa, o dinle çelişen, o dinle uyuşmayan bir ideolojiyi empoze etmek elbette demokrasiye ve adalete aykırı olur.

Bütün gerçek demokrasilerde, demokratik            olmayan ideolojiler yasaklanmıştır.

Bazıları demokrasiyi bir din veya ideoloji haline getirmek istiyor; o da yanlış ve sapık bir             görüştür.

Sovyetler Birliği nde resmî ideoloji din haline getirilmişti. Marks, Lenin, Stalin putlaştırılmıştı. Nazi Almanya sında Hitler, Kızıl Çin de Mao puttan da beterdi.

Bazı ideolojik diktatörlük rejimleri, ülkedeki hakim-dominant din ile barışık olur. Franco ve Salazar rejimleri böyleydi. Nazizm, Almanya da bilhassa Katoliklikle mücadele etmiştir. Stalin Rusya sında dine karşı amansız bir savaş açılmıştı. Mao, Çin deki Budistlere, Konfiçyüs dinine bağlı olanlara, Hıristiyanlara aman vermemiştir. Din konusunda ideolojik diktatörlüklerin en zâlimi Enver Hoca rejimi olmuştur. 1966 da Arnavutluk ta bütün dinler, ibadetler yasak edilmişti.

Bazı ideolojik sistemler, sahte bir demokrasi ve hürriyet perdesi ardında dini, baskı altına alır. Onlarda "devlet dini" sistemi hüküm      sürer.

İngiltere de demokrasi vardır, laiklik yoktur. İngiltere de din ile devlet birliği sistemi uygulanmaktadır. Hükümdar hem ülkenin ve devletin başıdır, hem de resmî Anglikan kilisesinin.

Son yıllardaki bazı olumsuzluklara rağmen İngiltere de çok geniş bir din hürriyeti vardır. Orada, ilkokuldan üniversiteye kadar bütün okullarda ve fakültelerde Müslüman kızlar başları örtülü olarak okuyabilirler. En son, çok sıkı tesettürlü olduğu için okulundan atılan bir kız, Yüksek Mahkeme kararıyla tekrar aynı okula gitmek hakkını kazanmıştır. Avukatlığını da, başbakanın hukukçu eşi yapmıştır.

İngiltere de resmî ideoloji baskısı ve terörü olsaydı böyle bir genişlik olabilir miydi

Fransa da başörtüsü konusunda bazı olumsuzluklar görülmektedir ama oradaki bütün üniversitelerde tesettür ve başörtüsü serbesttir. Bütün özel liselerde, Katolik okullarında başörtüsü yine serbesttir. Orada demokrasi ve hürriyet olduğu için Müslümanların özel "İslâm Lisesi" açmaları hakkı vardır, nitekim böyle bir okulu da açmışlardır.

Gerçek din hürriyetinin olmadığı yerde demokrasi de yoktur.

Resmî ideolojinin olduğu sistem kesinlikle demokrat olamaz. Çünkü demokrasi ile resmî ideoloji bağdaşmaz, bir yerde beraber olmaz.

Gerçek mânada ve en geniş şekliyle din, inanç, vicdan, inandığı gibi yaşamak hürriyetinin olmadığı bir yerde ne laiklik vardır, ne de              demokrasi.

Laiklik başka şeydir, laikçilik başka şey.

Âdil kanunlara aykırı bir şey yapmadığı müddetçe hiçbir vatandaş dinî inançlarından, kanaatlerinden, uygulamasından dolayı kınanamaz, mahkemeye verilemez, cezalandırılamaz, hapse atılamaz.

Âdil kanunlar dedim. Âdil olmayan kanunlar zâhirde kanundur ama adalete zıt oldukları için gerçek mânasıyla kanun değildir.

Bir İslâm devletinde Müslüman kadınların örtünmesi istenebilir ama bir demokraside kadınların ille de açılması istenemez, onlar bu konuda zorlanamaz. Halk serbest bırakılır,          isteyen başını örter, istemeyen örtmez.

Esas olan din hürriyetidir, çocukların ve gençlerin tahsil yapma hakkıdır. Dünyanın bütün medenî, demokrat, hukukun üstünlüğü ilkesini kabul etmiş, insan haklarına saygılı ve bağlı sistemlerinde Müslüman kızlar üniversiteye başları örtülü olarak gidip okuyabiliyorlar. Fransa da bu ülkelere dahildir. Oradaki başörtüsü yasağı sadece resmî liselerde  geçerlidir.

Hiçbir demokrat sistemin ve düzenin, vatandaşlarının millî kıyafetine, kadınların tesettürüne karışmak hakkı yoktur. Japon devleti erkeklerin ve kadınların kimono giymesini yasak ediyor mu

ABD de, yerli ve yabancı Müslüman öğrenciler isterlerse derslere sarıklı, cübbeli, entarili olarak girebiliyorlar.