İsraİl ile ilişkiler artık rayına oturmuş gibi görünüyor.

Her şey yolunda. Türkiye zorunlu bir birlikteliğe razı görünümünde. Ancak

genelde Müslüman özelde de Türkiye kamuoyu sorunu var. Çünkü  kimi sorunların izahı oldukça zor.

Türkiye kamuoyu van minütten beri belli bir eksende duruyor.

Bu, iktidar açısından önemli bir süreç oluşturdu. Güç kazandırdı. Bu çıkış

belli kimi gerilimler de oluşturdu. Görünürde böyle idi. İsrail ile zorunlu

ilişkilerin kaçınılmazlığında hatta artan ticaretin üstünü örten söz konusu

çıkış olduğu yerde duruyordu: Van minüt!.. Suriye bataklığı ile Türkiye nin kapana sıkışması ile artık üstü

örtülemeyecek bir sürece girildi. Bu Türkiye açısından bir zorunluluk. Dört bir

yandan kuşatılmışlık, yalnızlaşma Türkiye yi adeta İsrail in kıyılarına itti.

Kamuoyuna bunun izahı nasıl yapılacak Çünkü İsrail dün ne

idiyse bugün ne ise yarın da aynı olacak. Değişen bir şey yok. Van minütin ise

artık bir anlamı kalmadık. Fakat belleğe kazınmış olanlar unutulamıyor. Çünkü

tarih bu gibi şeyleri asla unutmaz. Kendi aynasının bir yerine kaydını geçirir.

Yazılı ve görsel medya bunu çoktan tarihe kazımış bulunuyor. Ne yaparsanız

yapın karşınıza çıkar.

İsrail, çevresindekiler ve Müslüman dünya ve dünya kamuoyu

ile âdeta oynuyor. Gözlerinin içine baka baka.

İsrail işgalini sürdürüyor. Filistinlilerin mülklerine el

koyuyor. Evlerini yıkıyor. Mescidi Aksa kuşatmasını sürdürüyor. Acımasızca

Filistinlileri çocuk yaşlı ve kadın demen öldürüyor. Üstelik bunu dünya

kamuoyuna göstere göstere yapıyor.

Mavi Marmara olayından sonra gerilimler artıyor gibi görünse

de Amerika nın el koyması sonucu göstermelik bir özür ile donduruldu. Mavi

Marmara tazminatı konusu da çözülmüş gibi. Geriye Gazze kuşatması kalmış gibi

görünüyor bunun da bir yolla bir kamuflaj ile halli gerçekleşebilir.

Sorun, Türkiye kamuoyunun tatmini. Muhafazakâr medyanın renk

ve tavır değiştirmede üstüne yok. İsrail ile kol kola olmanın faziletleri

üzerine yoğunlaşılacak. Bu kutlu birlikteliğin getireceği sonuçlar bir bir

sıralanacak. Sıralandı bile. Artık bütün Akdeniz limanları Filistinlilerindir,

yüzlerce limanı olacak gibi. Ve hatta artık İsrail bu büyük çıkış karşısında

bize bağımlı hâle bile gelebilir. Bizim sözümüzden çıkmaz, dur deyince duracak,

kalk deyince kalkacak gibi! İsrail ile birlikte olmanın ne kadar hayırlı ve iyi

olacağının türlü yorumlarında bulunulur. Bulunulmaya başlandı bile.

Dünyevilik insanın gözleri kör, kulaklarını sağır eder,

kalplerini karartır. Dünya tamahı, iktidar nimetlerinden vazgeçememe başlıca

sorunları. Müslümanlar kendilerine rakip ve ölçü aldıklarının aynı hayat

tarzını sürdürüyorlar. Tüketimde, lükste, aşırılıklarda onlardan geri

kalmıyorlar. Müslüman burjuva merkez ve sahilden içeri çekildi. Varoşların çevresinde

Müslüman burjuvanın AVM leri, çarşıları, lüks otelleri, muhafazakâr plajları,

kapalı havuzlu otelleri vs. gibi.

Bu kesim ne diye Filistin i, Kudüs ü, Mescidi Aksa yı

kendine dert edinsin ki. Mevcut saltanatını ne diye bozsun ki. Nasılsa yerli

halkın kadınları artık başörtülü, istediği kurumda görev alabiliyor, altında da

lüks arabaları var.

Müslüman olmak, İslâm bilincini taşımak dert sahibi olma

sorumluluğudur. Dünyalıklardan vazgeçme, fedakâr olma, tüketim çılgınlığına

kapılmadan kapitalizmi güçlendirmeme gibi bir yol tercihi gerekir. Kendi

yangınına yakıt taşımama bilinç ve erdemi gerekir.

Artık örtünmenin de bir anlamı kalmadı. Örtünme sadece saç

ve baş örtme ile öne çıkıyor giderek. Gerisi frapanlara taş çıkartıyor.

Tüketimde batıcı, kapitalist ve liberal burjuvayı çoktan geçtiler. Artık ne

Bağdat Caddesi nin ne Beşiktaş ın ne Şişli nin ve Etiler in bir anlamı ve

değeri var. Filistin ne ki, Mescid-i Aksa neyimize ki noktasına doğru hızla

gidiliyor. Belki artık onların bize verdiği zararlar bile konuşulup

tartışılacak. Ne yazık ki böyle bir durum var.