Zaman gazetesinin son dönem parlatılan yazarlarından Sevgi Akarçeşme, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le ilgili son derece dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Öncelikle o yazıdan iki paragrafı dikkatlerinize sunuyorum; sonrasında bazı değerlendirmelerim olacak;

“Benim tanıdığım ve zihnimde hep bu beyefendiliğiyle kalacak Gül’ün tüm vatandaş mektuplarına, e-maillerine geri dönülmesi ve herkesin cumhurbaşkanı olmak konusunda hassastı. Kendisinin de şu aralar vurgulamaya çalıştığı gibi, bu kucaklayıcı tavrı sayesinde Köşk, Gül’ün seçimine karşı olanlar için bile bir başvuru kapısı haline geldi. Sadece kamuoyuna yansıyan konuşmalarına değil, şahsen gördüğüm tepkilerine göre de Gül, çok kültürlü ortamlarda çalışma tecrübesinin de etkisiyle, demokratik değerleri, çeşitliliği ve fikir özgürlüğünü içselleştirmiş biriydi. Demokrasiye, hukuk devletine, medya özgürlüğüne ve AB hedefine bağlılığı konusunda şüphem olmadı. Ne var ki benim tanıdığım Gül aynı zamanda “denge” unsurunu göz önünde tutan bir politikacıydı. Yakın ekibinden YÖK üyesi atamalarına kadar pek çok konuda `belli bir tarafa yakın olmasın’ endişesinin etkili olduğunu düşünüyorum. Benim tanıdığım Gül aynı zamanda, diğer Milli Görüş geleneğinden gelenlerin aksine, liyakate daha çok önem veren birisiydi. Her ne kadar Erdoğan’la tek farkları birinin yumuşak üsluba sahip olması yorumları çok olsa da benim tanıdığım Gül’de Milli Görüş refleksleri yoktu. Mesela Gezi’de yaptığı `demokrasi sandıktan ibaret değildir’ açıklaması bunun bir yansımasıydı.

Peki, benim tanıdığım Gül böyleyse 17 Aralık’tan beri gördüğümüz performansını nasıl açıklayacağız İnternet, HSYK, MİT Yasası gibi kritik konularda veto hakkını kullanmayışı demokratik inançlarıyla çelişmiyor mu Bunun cevabını Gül bize en azından anılarında verecektir diye umuyorum, ama tahminim burada Gül’ün dengeci siyaseti devreye girdi ve ileride kurucusu olduğunu hep vurguladığı partinin başına geçme ihtimaline karşı partisini hepten kaybetmek istemedi. Ne var ki, denge siyaseti güdeyim derken Gül, kendisine umut bağlayan demokrat kitleleri hayal kırıklığına uğrattı. AKP’nin darbe safsatasına sahip çıkmadığı için partizanları da memnun edemedi. Yani ne İsa’ya ne Musa’ya yaranamadı. Aslında bir anlamda, kazanma kuşağında iken kaybetti Gül. Yolsuzluklarla mücadele, hukuk devleti, özgürlük mesajları vermeye devam ederken, eylemleri bu söylemi yeterince desteklemedi. Benim gözümde öyle olmasa ve büyük ihtimalle edep mülahazasıyla hareket etse de toplumun hafızasında Başbakan hadi kalk gidiyoruz deyince onu takip eden bir cumhurbaşkanı resmi de kaldı.”

Buradan şu sonuçları çıkarmak mümkün;

* Cemaatin düne kadar Abdullah Gül’den bazı beklentileri vardı. En azından AKP ile kavga sırasında Köşk’ten “ince” de olsa bir destek bekledi Cemaat. Ne bileyim, en azından bazı kanunların “veto” edilmesini umut etti ama bu olmayınca küstü.

* Cemaat, Abdullah Gül’ün “iktidara yakın” bu duruşunu gelecek planları ile ilişkilendirdi. Gül’ün, kurucusu olduğu partinin başına geçme umutları yüzünden böyle davrandığını düşünüyor.

* Hemen her dönem “denge siyaseti”nden yana olan Cemaat, bu kez Abdullah Gül’ün bu tarzından rahatsız oldu. Cemaat, “Gül’den umutlarımız vardı ama hayal kırıklığına uğradık” demeye getiriyor.

* Yazarın Milli Görüş geleneğine göndermede bulunması da son derece ilginç. Sevgi Hanım, “Benim tanıdığım Gül aynı zamanda, diğer Milli Görüş geleneğinden gelenlerin aksine, liyakate daha çok önem veren birisiydi” cümlesini hangi argümanları ile beslemeyi düşünüyor Yoksa, yoksa bu argüman koca bir yalan olmasın, sakın! Sevgi Hanım açıklayabilir mi; Milli Görüş lideri, önceki Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan, liyakat sahibi olmayan hangi ismi nereye getirmiş İsim, isim açıklayabilir mi

 

 

2015 SEÇİMLERİ NEDEN ÖNEMLİ

* Büyük bir aksilik olmazsa Abdullah Gül, 28 Ağustos’tan sonra Çankaya Köşkü’nü boşaltacak. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, halk tarafından Cumhurbaşkanı seçildiği takdirde Başbakan ve AKP Genel Başkanı kim olacak

* Sorunun cevabı kısmen belli; Abdullah Gül, milletvekili olmadığı için Başbakan olması mümkün değil. “İkili” bir sisteme sıcak bakılmadığı için de Gül, AKP Genel Başkanı da olamayacak, kısa vadede. 

* O zaman ne olacak Şu olacak; 2015 yılında yapılacak milletvekili seçimlerinde milletvekili aday listeleri Erdoğan’dan sonra o koltuklara oturacak isim tarafından belirlenecek.

* Bu da şu anlama geliyor; en azından bir 4 sene -2019’a kadar- Abdullah Gül siyasette etkin olamayacak, Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilse bile siyasete yön vermeye devam edecek…

 

10 AĞUSTOS’A DAİR FARKLI BİR GÖRÜŞ…

Selamünaleyküm Adnan Bey.

Ben Düzce’den Ali Akyüz…

1965 doğumluyum.

Kereste kaplama fabrikam var. Düzce’de ikamet ediyorum, yaklaşık 54 kişi istihdam eden sıradan bir vatandaşım.

1984’ten bu yana da Milli Görüşçüyüm.

Ayrıca Milli Gazete abonesiyim.

Telefon numaram da 0.553.299….

Gazetede Tayyip Bey ile Ekmeleddin Bey’i kıyaslayan yazınıza bakmıştım.

Haddim olmadan size az bir şey cevap yazmak istedim.

Anladığım kadarıyla Tayyip Bey’i destekleyen birisiniz, ayrıca yazıyı okuyanlara da bu yönde bir tavsiyeniz var…

Ben her halükarda Tayyip Erdoğan’a oy vermeyecek biriyim.

Tayyip Bey gibi “besmele ile kilise açan”a, “Siyonizm’in Türkiye muhtarlığını yapan” birine, Irak Müslümanlarını parayla satan politikacıya oy verilemez diyorum ben.

“Faize körü körüne karşı çıkmışım, bu yüzyılın olmazsa olmazıdır” diyen adamdan muhtar bile olmaz. Ekmeleddin Bey’e de CHP ve MHP’nin adayı diye bakmak da bana göre yanlıştır.

Bu ve benzeri seçimler kesinlikle ERBAKAN HOCAM VE DİĞERLERİ diye bir seçim asla değildir.

Bu seçimler BATILA HİZMET EDENLER İLE YİNE BATILA HİZMET ETMEK İSTEYEN BAŞKALARININ ARASINDAKİ BİR SEÇİMDİR.

Şu an ehveni şer durumunda değil miyiz Her kim olursa olsun, Tayyip Bey’in karşısında kim olursa olsun mutlaka Tayyip Bey’den daha iyidir diyorum. Bu da benim görüşüm. Hayırlı akşamlar ve ramazanlar, sevgi ve saygılarımla. ALLAH’A EMANET OLUN. (ALİ AKYÜZ-DÜZCE)

(Yazarın notu: “Recep Tayyip Erdoğan ile Ekmeleddin İhsanoğlu arasındaki farklar” başlıklı yazı, bu adaylardan birine destek olsun diye kaleme alınmamıştır. Ayrıca hiçbir okura şöyle ya da böyle Köşk seçimine ilişkin bir telkinde bulunmam söz konusu değildir. Adnan Öksüz)

NOT:  Bugün 20 Temmuz 2014, Pazar… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!