Kimse tanımaz onları, fedakârlığın zirvesinde, hesap kitap yapmadan inandıkları dava uğruna çalışır didinirler.
Of bile demezler, kimseden takdir ya da dünyalık karşılık beklemezler. Hep verirler, hep cömerttirler.
Önde göremezsiniz onları. Davanın, Allah davasının hamalıdırlar. Nişan, plaket, aferin peşinde koşmazlar. Gözlerini ahiret yurdunun güzelliklerine dikmişlerdir.
İsimsiz dava erlerinin tersine, günlük yaşayan, gözünü bu dünyanın malına, mülküne dikmiş, ön safları kimseye kaptırmayan, varlıklarını ve koltuklarını, o fedakâr, isimsiz insanlara borçlu olduklarını dahi hatıra getirmeyen fos adamlar, adaletli, Allah’ın razı olacağı bir nizamın, yaşamın oluşmasına engeldirler.
Bu gerçeği görmeyen hareketler, menzile ulaşmakta zorluk çeker.
Her dönemde, garipler, isimsizlerle, hak etmedikleri halde, her mevsim önde oturanların ikilemi hep var olmuştur...
Fransızlar, Maraş’a girdiklerinde, ahaliye duyuru yapmaları için davul çalan, mesleği müzisyenlik olan, Abdal Halil Ağa’yı çağırırlar...
Çağıran kim dersiniz? Maraş’ın önde gelen bir ailesinin ferdi...
Abdal Halil Ağa, Fransız komutana döner, “ Ben sizin için, sizin isminizi ve işgalinizi duyurmak için davul çalamam” der... Herkes hayret içinde, nedenini sorar...
Abdal Halil Ağa, “Bu din bahsidir beyim. Din için ölürüm... Dediğinizi yapamam” der...
Fransızlara boyun eğmez, onların işgaline davulunu alet etmez...
Anlatılır ki, devir değişmiş, Fransızlarla işbirliği yapmış falancılar, sonraki yıllarda gemilerini yine yürütmüşlerdir...
Abdal Halil Ağa yine davul çalmaya devam etmiştir...
Aynı yıllarda ve günlerde, Davut Ağa ismiyle ünlenmiş bir kişi, Adana vilayetinde Fransızlara karşı koymak yerine onlara evini, çiftliğini açmış, işgalcilere ziyafet vermektedir. Salman Kâhya bu duruma çok kızar... İçinden, “Hele şu çete harbini kazanalım, sonra gününüzü göstereceğim Davut Ağa” der...
Devir değişir, Fransızlar Adana’yı terk ederler...
Davut Ağa’lar hâlâ el üstünde tutulurken, Abdal Halil Ağa’larla, Kâhya Salman’lar hep ırgat olarak hayatlarına devam ederler...
Bu böyle devam eder mi?
İsimsiz kahramanların hak ettikleri yere vardıkları an, adaletli ve Allah’ın hoşnut olacağı bir dünya kurulacaktır.