Batı hayranlığı ve demokrasi tutkusu yeni zaferlere gebe! Geleceğimiz çok parlak!

Yüzümüzü Batı’ya çevirdiğimizden beri tutkunu olduğumuz ve âdeta bir tapınmayla demokrasi savaşı veriyoruz. Türkiye bu bölgede demokrasiye kanla girdi. İdamlar, itlaflar, baskılar… Yaklaşık yüzyıldır bunun mücadelesi veriliyor ve hâlâ demokrasi arayışı sürüyor. Demokrasinin gelmediği, getirileceği söyleneduruyor.

Müslümanların yaşadığı coğrafyada ki her kanlı mücadelenin ardından demokrasi şarkıları söyleneduruyor. Irak’a kanlı bir demokrasi geldi ve süreç durmuyor. Daha da artarak devam ediyor. Afganistan’da durum farklı değil. Pakistan, Bangladeş, Kırım, Ukrayna, Mısır, Libya, Nijerya, Suriye, Türkiye, Yemen gibi daha nicelerini sıralayabiliriz.

Arap-Amerikan baharının ardından kimi ülkede özellikle Mısır’da demokrasi kalkışması Batılılara göre iyi bir sonuç vermedi. Mısır’da yapılan seçimlerle gelenler demokrasiyi temsil edemezdi. Onlar kendilerine köle bir yönetim istiyorlardı.

Aslında demokrasi mücadelesi sermayenin egemenlik mücadelesidir. Sermayenin denetiminde bir demokrasi. Kim ne derse desin yapılan seçimler, verilen mücadeleler görünmez bir güç için eylemdedirler. Sermaye asla çıkarlarına halel gelmesine izin vermez.

Mısır özel bir konumda. Afrika ile Orta Doğu arasında bir köprü. Müslümanlar İspanya’ya kadar Mısır üzerinden geçip gittiler. Mısır, firavunlar beldesi. Firavunlar ruhunun yeniden inşası gerekiyor. Batı için bu çok önemli.

Mısır İsrail’in güvenlik kapısı, koruyucusu.

Mısır petrol bölgesine geçiş kapısı. Mısır öyle kolay kolay Müslümanlara terk edilemez.

Müslümanların var olduğu coğrafyada pagan kültürlerin yeniden gün yüzüne çıkarılması çabası İslâm’a ve Müslümanlara karşı bir savaştır.

Müslümanlar insanlık gözünde sevimsizleştirilmek isteniyor. Müslümanlar ise savunmalarını ve bu haklarının üslubun bir türlü dengeleyemiyorlar. Onların silâhlarıyla onları çökertmenin yollarına girmiyorlar. Demokrasi mücadelesinde sermaye devrede oldukça, Müslümanların bunu tam anlamıyla çözebilmeleri çok zor görünüyor. Güç kimdeyse demokrasi onun veya onlar adına vardır. Zaten sermaye bütün gücünü bu alanda kullanıyor.

Müslümanlar da bu oyunun bir kurbanıdırlar ne yazık ki.

Mısır’da ilk anda 529 kişinin idamına karar verildi. Dünya derin bir sessizlik içinde. Batılılar kendilerinden birinin başına bir iş gelse dünya o bölgedekilerin başına yıkılır. Bangladeş’te Molla’nın idamından sonra insancı olan Batı ne tepki verdi ki Mısır’da değil 529 kişi milyonlarca kişi idam edilse bundan son derece memnun olurlar.

Mısır’a elbette demokrasi gelecek. Yıllar yılı geçmiş zamanın kral yöneticileri tek kişilik seçim yaparak Batı adına demokrasi uyguluyorlardı. Batı da bundan memnundu. Çünkü kendilerine çok sadık olan kuklaları vardı ve ipin ucunda oynanmaya çoktan razıydılar.

Bir bahar uydurmasıyla yeni bir döneme geçildi. Birden çok partiye izin verildi. Müslüman Kardeşler bu oyuna dışarıdan girmiş oldular ve oyunu kazandılar. O bir solukluk izin süresi anında bitti ve yeniden güzel bir darbe ile uzaklaştırıldılar. Müslüman Kardeşler’in yöneticileri önde gelenleri tutuklandı. Partileri kapatıldı. Örgütleri yasa dışı ve terörist olarak kabul edildi. Batı bundan son derece mutlu oldu.

529 kişi birden idam edilse Batı için bu bir bayram günüdür.

Salt onlar için değil Batı’ya ruhunu kaptırmış olan batıcılar için de bu geçerlidir. Türkiye’deki Batı ruhlu köleler idamların uygulanmasını diliyor ve kampanya yürütüyorlar. Tıpkı geçen yüzyılın başında Türkiye’de binlerce insanın idam sehpasına götürüldüğünün ruhunu bugün için de taşıyorlar. Köle ruhluluk insanoğlunun kimilerinin genlerinde var. Onlar için kölelik bir onurdur. Mısırlı firavunlar bundan farklı mıdırlar ki. Kölelik her yerde aynıdır, değişmez.