Erbakan Hoca dehâ çapında bir insan. Bütün okulları
birincilikle bitirmiş. Girdiği sınav sonucu zamanının en gözde okulu İTÜ ne 2.
sınıftan başlamış. Almanya nın önemli araştırma merkezlerinde görev yapmış.
Leopard tanklarının motor sisteminin en zor şartlarda donmadan çalışabilmesi
için ateşleme sisteminin yeniden düzenlenmesi projesini başarıyla
sonuçlandırmış.
Almanya devamlı ülkesinde çalışmasını teklif etmesine
rağmen, o akademik çalışmasını tamamladıktan sonra Türkiye ye dönmüş ve
ülkesinin kalkınması için çalışmaya başlamış.
O günlerin Türkiye sinde Biz toplu iğne bile yapamayız ,
Şeftaliden başka bir şey üretemeyiz düşüncesi hâkimdi. Böyle bir atmosferde
Türkiye nin ağır sanayisini kurabilecek potansiyele sahip olduğunu anlattı.
Bu bir düşünce inkılâbıydı. Zihinleri Batı işgalinden kurtarma çalışmasıydı.
Millî sanayimizi kurabileceğimizi göstermek için, ziraî
ilaçlamada kullanılan Gümüş Motor projesini başarıyla sonuçlandırdı. Millî
sanayi projesi Türkiye de büyük heyecan oluşturdu. Dönemin Başbakanı Adnan
Menderes fabrikayı ziyaret etti. Duyduğu heyecan ve memnuniyeti dile getirdi.
Bazı paşalar, 1960 ihtilâli sonrası Millî Birlik Komitesi üyeleri fabrikada incelemeler
yaptılar.
Ziyaretçilerin hepsi yerli motor fabrikasından çok
etkilendiler. Millî Birlik Komitesi üyelerinin düşüncelerini Davam kitabından
takip edelim: -Biz ihtilâli bu kabil fabrikalar kurulsun diye yaptık. Burası
bizim millî iftiharımızdır. Ne gerekiyorsa, ne istiyorsanız hepsini yerine
getirmeye hazırız dediler. Para istiyorsanız para, döviz istiyorsanız döviz. O
zaman döviz bulmak çok zor. Dedim ki; Hayır, biz döviz de, para da
istemiyoruz. Tek isteğimiz generallere bir konferans vermektir. Bunu duyunca
şaşırdılar. İsteye isteye bunu mu buldunuz. Bundan kolay ne var dediler.
(Davam, Necmettin Erbakan, MGV Yy. sh. 10)
TSK DIŞA MUHTAÇ OLMASIN
Erbakan Hoca, TSK nin lojistik ihtiyaçları konusunda dışa
muhtaç olmasından üzüntü duyuyordu. Yan sanayisiyle birlikte bütün parçalarını
kendimiz yapmamız gerektiğine inanıyordu. Bu amaçla Ordu nun Lojistik Komutanı
Muzaffer Alankuş Paşa ile görüştü. Alankuş Paşa ya ordunun piston ihtiyacını
biz üretelim, dışarıdan ithal etmeyelim teklifi yaptı. Bunu da, Bir gün
Amerikalılar size piston vermiyoruz dedikleri zaman vasıtalarımız olduğu yerde
kalmasın gerekçesiyle söylemişti.
Alankuş Paşa da Türkiye nin dışa bağlılığını yansıtan şu
sözlerle cevap verdi: -Sayın Erbakan çok haklısınız, söylediğinizi canı gönülden
kabul etmek isterim, ama pistonları biz Amerikan yardımından alıyoruz, bunun
için ayrı bir bütçemiz yok. Yani Amerika bize yardım veriyor, ancak yardımı
verirken bu parayla benden piston alacaksın şartı koşuyor. Bu yüzden size
sipariş vermemiz mümkün değil.
Bunun üzerine Erbakan Hoca Almanya da yaşadığı bir olayı
anlattı:
-Bakın ben Almanya dan geliyorum. Alman tank
motorlarının gelişmesini sağladık. Almanların ilgili genel müdürü bizden bu
çalışmayı isterken dedi ki; Biz harbi motorlarımızı hatalı yaptığımız için
kaybettik. Çünkü tankı Rusya ya gönderdik suyu dondu, Afrika ya gönderdik suyu
kaynadı. Böylece bu kadar tankımız olduğu halde hiç yokmuş durumuna düştük.
Şimdi NATO kuruluyor. Bu NATO da öyle bir motor yapacağız ki Sibirya da donmayacak,
Afrika da kaynamayacak.
Bunları anlattıktan sonra, Alankuş Paşa ya millî
sanayinin zorunlu olduğunu anlattı: Bakın Alman biz Amerika ya bağımlı olmak
istemeyiz diyor. Biz niçin Amerikan pistonuna bağlı kalalım. Bunun burada,
kendi ülkemizde üretilmesi lâzım. (A. g. e. sh.11-12)
ORDUNUN ÖZÜ SAĞLAM
Erbakan Hoca, millî ve yerli sanayinin vazgeçilmezliğini
her kademedeki yetkililere anlatmaya çalıştı. Bu konudaki ABD kuşatmasını
yakından gördü. Çıkış yolları aradı. Millî Birlik Komitesi üyelerinin Gümüş
Motor u ziyaretleri sırasında generallere bir konferans organizesi teklifinde
bulunmuştu. Kısa sürede bu konferans gerçekleştirildi. Hoca, Türkiye nin güç ve
imkânlarına rağmen ABD kuşatmasıyla karşı karşıya bulunduğunu anlattı.
Sonrasını Erbakan Hoca dan dinleyelim:
-Yaklaşık 200 tane general geldi. Önce Gümüş Motor
fabrikasını tanıtan bir film gösterdik. Sonra Türkiye de neler yapılabiliri
sinevizyon eşliğinde tam iki saat boyunca anlattık. Bilirsiniz film ya da
sinevizyon gösterilirken, ekran daha iyi görünsün diye salondaki elektrikler
söndürülür. Biz de konferansın yapıldığı salonda ışıkları kapatmıştık.
Konferans bitip elektrikler açıldığında bir de baktım ki generallerin hepsi
ağlıyor. Gözleri yaşlı Biz ordunun özünde böylesine yüksek millî hissiyata
sahip insanlar olduğunu orada gözümüzle gördük. (A. g. e. sh. 13)
Hoca, millî sanayi ile ilgili düşüncelerini bakanlar
kurulunda da anlattı. Fakat, Batı kompleksine kapılmış aydınlardan itiraz
sesleri yükseldi. Türkiye nin sanayileşip güçlenmesini istemeyen güçlerle
mücadele için 1966 da önce Odalar Birliği Sanayi Dairesi Başkanlığı, sonra
Genel Sekreterliği, sonra da TOBB Başkanlığı görevlerini kabul etti.
Fakat Anadolu sermayesine destek ve millî sanayimizin
kurulması amacıyla yaptığı çalışmalar Batı güdümündeki siyasileri rahatsız
etti. Erbakan Hoca bundan sonra siyasetin de millî ve yerli olması gerektiğini
inandı. İşte, bu yüzden siyasî mücadeleye başladı.