Bir hafta boyunca gündemimiz 18 yaşından küçük olup da bir şekilde evlenen, ama kanunlarımızın 18 yaşından küçük evliliği yasakladığı için tecavüzcü hükmüyle 10-17 yıl arası hapse atılan insanların durumlarını düzeltmek amacıyla yapılacak yasa değişikliğiyle kilitlendi.
Sonuçta, yasalar ve Meclis, halkın önünü açmak ve sorunları çözmekle mükelleftir. Fakat burada ters bir durum var. Kanunlar ve nizamlar toplumun gerçeklerine aykırı olamaz. Ama maalesef bizim siyasi elitimiz halkı ile kavgalı olduklarından ve tepeden inmeci bir yaklaşımla halkı terbiye etmek istediklerinden sıkıntımız çıkmaktadır. Ülkemizin belli bir elit tabakası halkın kahir ekseriyetini küçümsemekte ve kendi yaşam tarzlarını dayatmaktadır.
İşin diğer bir acı noktası da sorunun 4000 kişiye ulaşan mağdur sayısının müsebbibi yine bu hükümettir ve hükümet, yaptığı yanlışı düzeltmek zorundadır. Hiç kimse evlendiği için tecavüzcü muamelesi görmemelidir. Hükümet, laik ve feminist kesimlere şirin gözükmek için önceki kanunlarımızdaki istisnai evlilik düzenlemesini kaldırdı. TCK’nın 104. maddesine göre 15 yaşını bitirmiş kişiyle cinsel ilişkide bulunduğunda şikâyet olunursa ceza verilmektedir. Bu durum, taraflar arasında bir şikâyetin olmaması durumunda cezanın olmayacağı mefhumu muhalifini hatırlatmaktadır. Öte yandan medeni kanunun 124. maddesine göre erkek ve kadın 17 yaşını doldurmadıkça evlenemezler maddesi bulunmaktadır. Yani zinaya özgürlük, evliliğe yasak bulunmaktadır.
Gördüğünüz gibi hükümet, birilerine yaranmak ve Avrupa’ya şirin gözükmek için kanunu işin içinden çıkılmaz hale getirmiştir. İşin ilginç yanı, günümüzde birçok Avrupa ülkesinde bile (İngiltere, Almanya, İtalya) evlilik yaşının sınırı 15-16 yaş olmasına rağmen ülkemizde 18 yaşı dayatılmakta ve 18 yaşından küçüklere çocuk muamelesi yapılmaktadır. Bu da ülkemizdeki belli kesim tarafından gençlere güvenilmediğini göstermektedir. Halbuki Zeyd b. Harise komutan olduğunda 18 yaşındaydı ve birçok sahabe 16-18 yaşlarında Müslüman olup görevler aldılar. Ülkemizin belli bir kesimi evlilik için 18 yaşının altını çocuk olarak görmesine rağmen, 18 yaşından küçük birçok kız çocuğunun şovlarda yarı çıplak bir şekilde gözükmesi, yarışmalara katılması ve TV filmlerinde bu şekilde oynamasını da çağdaşlık olarak görmektedir. 18 yaş altı evlilik için çocuk olarak gösterilirken sevgili olmak için de çocuk olarak görülmemektedir.
Kanun çalışmasına yönelik en büyük eleştiri, bu maddenin tecavüzcülere de fırsat vermesi endişesidir. O halde madde daha da ayrıntılandırılıp bu sorun çözülebilir. Bizim teklifimiz, sorunun temelden çözülmesidir. Yani evlilik için 18 yaşında diretilmemesidir. 16-18 yaş arası evlilik için isteğe bağlı seçenek konulabilir. Evlenecek olan kişilerin rıza ve talebi, ailelerinin muvafakati ve gerekirse mahkemenin onayı ile bu yaş grubunun evliliği sağlanabilir. Evlilik için bu kadar sıkı kontrol olması tecavüzcülere fırsat vermez. Çünkü tamamen evlilik talebi ile yapılan bir işlemdir. Buna rağmen tecavüzcülere de en ağır ceza verilmelidir. Tecavüzcüleri kolladığımızı iddia eden laik kesim, tecavüze kırbaç ve recm cezasını talep ettiğimizde en önce karşı çıkacak kesimi oluşturmaktadırlar. Çünkü samimi değiller…
18 yaşından küçüklerin aklı ermez diye düşünenler bu çağdakileri tanımamaktadırlar. Bu yaşlarda insanlar gerçekten hiç de bilinçsiz değil... Sadece ailelerinin gözünde çocuklar. Erginlik yaşına gelen kız ve erkekler, biyolojinin ve dürtülerin peşinde gidiyor ve doğal olarak kendilerine eş arıyorlar. Ülkemizde ergen olan bireylerimizin neredeyse hepsinin sevgilisi bulunmaktadır. Bu da günümüzün kanayan bir yarasıdır. Başımızı kuma gömüp ülkenin gerçeklerini unutmayalım... Genelde bu şekilde konuşunca hemen bize “sen kızını 16 yaşında evlendirir misin?” diye soruyorlar. İyi de mesele biz değiliz ki, bu şekilde evlenen ve evlenmek isteyene ruhsat verilmesidir tartışılan... Yani biz, tüm kızlar 16 ve yukarı yaşlarda evlensin demiyoruz ki... Ama evlenmek isteyene engel olmayın diyoruz. Hayat sadece sizin etrafınızda dönmüyor. Ülkede birçok farklı sosyo-ekonomik grup ve yaşantı var... Herkesin bir eli yağda diğer eli balda değil... Kimi insanlar için evlilik bir kurtuluş ve özgürlük anlamına da gelir... Bu tür düzenlemeler, evlenmek isteyene tanınan bir ruhsattır. Ne zamandan beri evlenen kişi tecavüzcü oldu... Devlet izin vermedi diye mi tecavüzcü oluyor... Çocuk gelinlerin önüne geçelim diyerek başka insanları mağdur edemezsiniz. Çocuk gelinlerin önüne geçmenin yolu başka şekilde yapılmalıdır. Özellikle insanların bilinçlendirilmesi ve devletin çocuk gelin olayına müdahale etmesidir. Ama bu müdahale hapse atma veya para cezası verme şeklinde olmamalıdır. Hiç kimse başka bir insanın hürriyetini ve parasını gasp edemez. Devlet dahi olsa böyle yapamaz. Yapılması en doğru olan, kişileri rehabilitiye alması, psikolojik ve hatta ekonomik destek sunması, eğitmesidir.
Ayrıca İslam’da evlilik yaşı ergen olma süreciyle başlamasına rağmen kişilerin reşid olması ile gerçekleşir. Çünkü biyolojik olarak ergen olsalar da daha reşit olmamışsa beklenir. Bu da bölgeden bölgeye değişmesine rağmen başlangıcı 16 yaş olarak alabiliriz. Bunun dışında İslam’da KÜFÜVVET denilen bir olgu vardır. Yani evlilikte tarafların denk olmasıdır. Bu denklik, sosyal konum, statü, ekonomik ve eğitim durumu, yaş ve fiziki durum şeklinde olur. Buna göre eşler arasındaki yaş makasının fazla açılmaması ve hatta güzel bir kızın çirkin birisiyle dahi evlendirilmemesi kuralı bulunmaktadır. Çünkü evlilik müessesesinin amacı aile kurmaktır ve bunun sürdürülebilir olmasının temel kuralı da denkliktir.
Hükümet, madem evlilik konusunda çalışma yapmak istiyor, o halde sorunların diğer yönünü de içine alacak bir düzenleme yapmalıdır. Yani evlilik olayında dini ve resmi nikâh olayından bizi kurtarmalı, imam ve müftülüklere de evlenme izni verilmelidir. İnsanlar nikâhlarını camilerde imam huzurunda kıyabilmelidir. Dini nikâh istemeyen de gidip belediyede kıydırabilirler.
Günümüzde resmi nikâh kıydırma görevi belediyelere verilmiş. Sanki onların helal etme yetkileri varmış gibi… Halbuki nikâh akdi dini bir iştir ve ancak Allah helal kılar... Devletin belediyelerin yanında imam ve müftülere de resmi nikâh kıyma izni vermesinin zamanı geçti artık... Nikâhlar imam ve müftüler tarafından kıyılınca mekân olarak camilerde nikâhlar kıyılmış olacaktır. Camide nikâh kıymak menduptur. Çünkü Tirmîzî’nin rivayet ettiği bir hadiste, Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. Nikâhı gizli değil, ilan ederek yapın, kalabalık yerler olan mescidler gibi kalabalıklarla yapın, nikâh yapıldığı belli olması için def çalın.” (Tirmîzî rivâyet etmiştir.)
Sonuçta hükümetin yaptığı düzenleme iyi niyetli bir teşebbüs olmasına rağmen teknik açıdan eksiklikler içerdiğinden düzenleyip daha kapsamlı bir şekilde yeniden hazırlanması gerekir. Hükümet, ne yaparsa yapsın, laik kesimin takdirini alamaz. O halde toplumda mutabakat sağlayacak bir düzenleme yaparak bildiğini okumalıdır. Korkak ve çekingen yaklaşmamalıdır bu tür konulara… Hele topu muhalefete atarak sorumluluktan kurtulamaz. Bu, acziyet göstergesidir.