Her şerde bilemediğimiz hayır ve hikmetler de olabilmekte

1980 İhtilâli/Darbesi olduğunda, MSP İzmir Merkez İlçe

Başkanı idim Aynı zamanda Akevler Kredi ve Yardımlaşma Kooperatifi Yönetim

Kurulu üyesiydim; kooperatif bünyesinde kurduğumuz AKYOL Neşriyat ve

Matbaacılık İşletmesi nin de yöneticisiydim Matbaamız emsallerine nispetle

epey büyüktü, İstanbul a bile iş yapıyorduk ama askeri yönetim tarafından

matbaamız mühürlendi!.. Siyaset yapmamız zaten yasaklanmıştı

İzmir Emniyet Müdürlüğü ile Sıkıyönetim Komutanlığı nda ayrı

ayrı yapılan sorgulamalardan bıkıp ani bir karar verdim; yurtdışına çıkmak!..

Suudi Arabistan da Riyad Üniversitesi ne kaydımı yaptırdım, bir üniversiteyi de

orada bitireyim dedim; Almanya ve Türkiye deki üniversitelerden sonra, bir de

Arabistan daki bir üniversitenin öğrencisi oldum!..

Şer gibi görünen bu durum, 1981 yılından itibaren pek çok

hayır ve hikmete vesile oldu: 1988 yılına kadar Erbakan Hocamın ve Millî

Görüş ün Riyad temsilcisi oldum Başta Prof. Dr. Ahmet Tütüncü olmak üzere,

İslâm âleminin pek çok önemli şahsiyeti ile tanışıp kendileriyle çalışmaya

başladım Üniversiteyi bitirdikten sonra, halk arasındaki kısa adıyla

DÂRU L-İFTA (İlmî Araştırmalar, Fetva, Davet ve İrşat Daireleri Başkanlığı)

denen kurumda ve o zamanki meşhur Başkanı Şeyh Bin Baz ile tam dört yıl

çalıştım Aynı dönemde TC Riyad Büyükelçiliği nin Yeminli Tercümanı olarak da

faaliyetlerde bulundum Bu vesilelerle dünyanın her tarafından gelen,

başlangıçta üniversitede öğrenci ve öğretim üyeleri ile tanıştım, daha sonra

değişik görevlerim ve işlerim gereği, İslâm âleminin pek çok ülkesindeki her

kesimden insanlarla teşriki mesailerim oldu; hâlâ devam ediyor

Benim için mucize gibi olan yönü ise; ilk yıl öğrenci

arkadaşlarımla yaptığım unutulmaz HAC oldu; sonraki iki yılda da ailemle tekrar

iki HAC daha yapmak nasip oldu

Arabistan da yaşadığımız yıllar boyunca, ortalama her ay,

Riyad dan bin kilometre uzakta bulunan Mekke ve Medine ziyaretleri yani

sayısını bilemediğim umreler ise nurun âlâ nur gibiydi Bu hac ve umreler de,

her seferinde İslâm ümmetini biraz daha iyi tanıma vesilesi oluyordu; dünyanın

her tarafından gelen Müslümanlarla beraber oluyorduk

Türkiye ye döndükten sonra, çalışma arkadaşlarımla birlikte,

Malezya dan Amerika ya, Balkanlar dan Sudan a kadar, dünyanın her tarafındaki

Müslümanlar ve İslâmî müesseseler ile çalışmalarımız veya en azından

irtibatlarımız (tamamı 186 ülke) oldu

Mesela, Amerika daki Uluslararası İslâm Düşüncesi Enstitüsü

(Bilginin İslâmîleştirilmesi Hareketi) ve Malezya daki Uluslararası İslâm

Üniversitesi nin Türkiye temsilciliklerini yaptık Bütün İslâm ülkeleri ile

irtibatlar tesis etmek bir yana, Müslüman azınlıkların yaşadığı dünyanın her

tarafına da ulaşmaya çalıştık Mesela, bir BALKANLI olarak, başta memleketlerim

KOSOVA, BOSNA/SANCAK, MAKEDONYA (hanımköy!) olmak üzere, Balkan ülkeleri ile

(bütün yakın akrabalarım hâlen bu ülkelerde yaşadıkları için de) özel olarak

ilgilendim; hâlen de özel olarak ilgileniyorum

Bunları, ilgilenenlerin ve ilgilenmesi gerekenlerin bilgisi

olsun diye yazıyorum

Bu çalışmaları mütevazı imkânlarla ve çok az kişiyle

gerçekleştirdik

Önceki yazımın sonunda da sorduğum soruyu tekrarlıyorum:

- BÜTÜN BUNLARI NEDEN YAZDIM, NEDEN HATIRLATTIM

BUNLARI, sadece sade bir vatandaş, sadece Millî Gazete köşe

yazarı olarak değil; İslâm Medeniyeti Vakfı Başkanı, Doğu Dilleri Araştırma ve

Geliştirme Merkezi Kurucu Başkanı olarak yazıyorum. (Vakıf ve Merkez de, ARAPÇA

başta olmak üzere 20 yıldır 20 kadar dil öğrettik; mesela Rusça, Çince,

İbranice den sonra bu sene Hintçe de öğretiyoruz ) İslâm Medeniyeti Vakfı

olarak, BİN DİL ÜNİVERSİTESİ kurma projemiz var ki; önce ON dil ile

başlayacağız; sonra YÜZ dil, sonra BİN DİL (Dünyada 8 bin dil var!) TC DEVLETİ

ve HÜKÜMETİ, DİYANET (Başkanlık ve Vakıf), SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI (STK) ile;

yukarıda andığım çalışmaların daha da ötesinde neler yapılır, ne zirvelere

çıkılır .. 13. İSLÂM ZİRVESİ vesilesiyle bunları hatırladık ve

hatırlatıyoruz