Türk halkı, 50-60 yıllık bir süreden beri birtakım

algılarla ve korkularla idare ediliyor . İdare ediliyor ; hem iktidar

olanların pompaladığı ve gündemde tuttuğu korkular sayesinde yönetiliyor , hem

de idare ediliyor , yani geçiştiriliyor.

Erbakan Hoca ve Milli Görüş ü ayrı tutarsak, sağ veya sol

fark etmeksizin iktidar olan tüm partilerin, şaşmaksızın bu algı ve korkuya

oynadıkları tarihsel bir vakıa. 70 lerin manasız ve akıldışı sağ-sol

çatışmasını hatırlayalım. Sağcıların sol ve komünizm korkusunu, solcuların

laiklik elden gidiyor, şeriat geliyor vaveylasını düşününce, halkın algısının

birtakım üretilmiş korkular la şekillendirildiği görünüyor.

Bugün, mütedeyyin insanlardan herhangi birini çevirip

Demirel le ilgili düşüncesini sorsanız, muhakkak dindar gözüküp halkı

oyaladığını söyleyecektir. Aslında ABD ile iş tuttuğunu, ancak hem dindar bir

söylemle hem de pompaladığı CHP korkusu ile mütedeyyin kesimi avucuna

aldığını yeni fark ettiklerini de ekleyecektir. Ne garip; geçen zamanla

birlikte pek çok şey değişse de, Türk siyasetinin temel dinamikleri hiç

değişmemiş bugün de!

Toplum, nasıl ki 80 öncesi dönemde manasız ve akıldışı

bir sağ-sol kamplaşmasına maruz kaldıysa ve siyasiler de sırf safları

sıklaştıralım , 2 tane oy fazla alalım diye bunu körükledilerse, bugün de

manzara-i umumiye bundan zerre farklı değil. Yine birtakım düşmanlar var, yine toplumu

geren, halkı birbirine düşman eden saldırgan, seviyesiz ve hoyrat bir dil söz

konusu bugün de.

Bugünkü iktidarın aba altından gösterdiği sopalara dikkat

edin. Demirel in CHP mi gelsin argümanı ve biz gidersek 3 ay sonra maaşlar

bile ödenmez, kriz çıkar korkutmacası ve başka birtakım düşmanlar. Bu

düşmanlar, halkın başının üstünde Demokles in kılıcı misali asılı. İstemeye

istemeye, sırf bu düşmanlara yol açılmasın diye oy veren insanların varlığı da

toplumsal bir gerçek.

Kriz çıkar sopasına bakalım. 2001 krizinden sonra Kemal

Derviş programıyla bankaların sermaye yapıları güçlendirildi. Türkiye de kriz

denince bankaların krize girmesi ve batması anlaşılırken, bırakın krize girmeyi

banka kârlarının katlanması kriz yok algısı oluşturdu kamuoyunda. Vatandaşın,

emeklinin, işçinin, memurun geçim derdi yoğun bir propaganda marifetiyle

konuşulmamakta ve topluma gösterilmemektedir artık. Vatandaşın ve özel sektörün

bankalara olan kredi ve kart borçları ciddi boyutlara varmıştır. Hanehalkının

borç yükü, toplam tüketiminin yüzde 30 una varmıştır. Toplum, kriz çıkar

sopasıyla korkutulurken, borcunun faizinin katlanması korkusunu yaşamaktadır.

İstikrardan kasıt, borçların ödenmesindeki istikrardır!

Korkularla baskılanan halka bir de algılarla verilen yön

var. Misal, lobilere karşı verilen savaş , sözde İsrail karşıtlığı , seçim

barajını savunup da dillerden düşmeyen milli irade lafları Varisliğine

soyunulan Özal ın manasız ve popülizmin zirvesi olan 4 eğilim i benzeri,

herkese dağıtılan mavi boncuklar... Algılar ve korkularla halkı oyalama ve

dağıtılan mavi boncuklar, ortada bir davanın olmamasına delalettir.

Son İstanbul kongresindeki gibi, iktidar partisinin kısa

özeti, CHP mi gelsin dir, danslı gösteri dir, fesli partili dir, mehterli

gösteri dir, AB kapısında yatmak tır, İsrail e vurup ticarette rekor dur Hem

dindar, hem kapitalist, hem İslam Birliği savunucusu, hem AB ci olabilmektir.

1 milyoncu dükkanı gibi bir çorbadır!