Yüzümüz geleceğe dönük. İleri doğru akan bir nehir
gibiyiz. Sürekli ve kendi doğal ritminde oluş. Hedefimiz, büyük okyanusumuza
ermek. Orada sonsuzluğa doğru bir gidişte olmak. Bunu bir niyetle yapmak
gerekir. Niyette bulunmamak amaçsızlık ve kararsızlık getirir.
Küçük yol hedefleri kısa ömürlüdür. Kısa ve sonuçsuz.
Belki bir anda hedefe varılmış gibi olunuyorsa da sonuçsuz bir girişim olarak
kalınıyor.
Bir insan ömrü sınırlı. Bir yere kadar belli bir ivme
kazanıyor. İnsanın enerjisi belli dönemlerde yüksektir. Belli bir zaman sonra
ise ortalamanın altına düşer.
İnsanın kendini diri tutması ve hayatını anlamlı kılması
kendisini daha anlamlı kılar.
Zamanın içindeyiz zaman ise kıymetlidir. Biz bu zamandan
yani yaşmakta olduğumuz zamandan sorumluyuz. Kıymetli olanı iyi değerlendirmek
gerekir. Tasavvufta ibn vakt diye bir kavram var. Zamanın içinde olmak, zamanı
iyi değerlendirmek insan sorumluluğunda. Zamanın israfı hedeften sapmadır.
İnsan; hedefleri ve idealleri olan bir varlık. Bu çeşitli
yönleriyle ele alınabilir. Amaçsızlık sıradanlıktır. Sıradan insan olmak
Müslümanın yaşamı tarzı ve üslubu olamaz. Önüne konulmuş olan hedefler var.
Müslüman bir insan kendisini sıradanlığa terk edemez.
Çünkü her an ve atacağı her adımını yerinde değerlenmeli.
İnsan belli bir disiplin içinde çalışırken, zaman içinde
bazen rutinleşiyor. Ona hareketlendirmek için değişikliklerde bulunmak gerekir.
Soluklanmak, üslup ve tarz değişikliği ile yeniden ivme kazanır. Çiftçilik
yapanlar bunu iyi bilirler. Bir tarlada ekin orakla biçilirken sürekli
eğilindiğinden insanın beli ağrır. Doğrulmakta bile zorlanır. Yeniden ritim
kazanması için arada bir soluklanması ya da arada başka meşguliyetlerde
bulunması onu dinlendirir. O zaman yeniden hareketlenir ve daha iyi iş çıkarır.
Bunu hayatın bütün alanlarına yayabiliriz.
Yazı ve düşünce hayatında da yapılması gereken sürekli
olarak okumak bilgi birikimi sağlamak temel amaç. Birikim elde edildikçe
insanda bir devinim başlar. Yazma eyleminde bulunan biri yazı egzersizleri
yapıyorsa ve bunu süreklileştiriyorsa zaman içinde bir üslup ve tarz sahibi
olabilir. Her işte başarı için süreklilik gerek. Sürekli okuma ve düşünme, bunu
yazıya ya da hitabete, söyleve dönüştürme bir eylem ve bir hedeftir. Burada da
artık kişinin özel çabası gerekir. Almadan vermek Allah a mahsus. İnsan
beslenmedikçe verimli olmaz kısır kalır.
Günümüz Müslümanları bilgi birikimiyle kendisini kuşatan
olumsuzlukların üstesinden gelebilir. Adına bilgi çağı denilen bu zamanda, yeni
bir etki alanı daha var. Medya ve reklâm. Bunların temel hedefi ve özelliği
hakikat bilgisine dayanmadan sürekli olarak insanları etkilemek, ikna etmek
için yanıltıcı ve yanılsatıcı eylemlerde bulunur. Bunu da bir hak olarak görür.
Çok da acımasızlaşır. İnsana değer verilmez. İnsan o düzlemde bir araç ve nesne
konumundadır. Oysa yaratılmış varlıkların en değerlisi olan insan kendisine
karşı erdemli olmak ve davranmakla yükümlüdür.
Gelecek ufku, hedefi, insanın içinde bulunduğu zaman,
zamanı hakkiyle değerlendirme, israfta bulunmadan, temel ilkeleriyle hayata iyi
bir başlangıç yapılmış olunur. Başladığı ritim üzere de devam eder.
Zamanımızı ve hedeflerimizi bizden çalan, bizi bizden
kaçıran ve çalan edimler oldukça çok ve yoğun. İnsanlar bunu fark etmedikçe
onun üstesinden gelemezler. Kendilerini meşgul eden ve bulunduğu sağlıklı yol
üzerinden çelen, hedef saptırtan tuzaklara düşmemek gerekiyor. Sıradan
meşguliyetler insanı yol ve gelecek hedefinden alıkoyar. Vaktin kıymetini
bilmek insanı hedefe gidecek yol üzerinde tutar.
Biz yolcuyuz, yolcu yolunda gerek, işimize bakalım,
işimiz bu. Yol yürümek ve yol almak.